X

Doğal afetlerden etkilenen ülkeler ve eğitim çözümleri

6 Şubat Pazartesi saat sabah 04.00 sularında Kahramanmaraş’ta meydana gelen büyük deprem sonrasında başta merkez üssü Pazarcık olmak üzere civardaki pek çok il, ilçe ve köyde meydana gelen yıkıcı hasarların ardından arama-kurtarma çalışmaları ve ilgili bölgelere yardımların gönderilmesi için çeşitli bağış kampanyaları başlatıldı. Kurtarma ve destek çalışmaları devam ederken önce depremden etkilenen bölgeler daha sonra da tüm Türkiye genelinde farklı kademelerdeki eğitimlerin devamı için çeşitli kararlar alındı. Alınan kararlar akıllara şu soruyu da getirdi: Büyük felaketler sonrasında hangi ülkeler eğitime nasıl devam etti?

Doğal afetler dendiğinde dünya üzerinde akla gelen ilk ülke olan Japonya, sonrasında Amerika, Haiti, Sri Lanka ve Mozambik, Zimbabve, Malavi bölgelerinde, geçmişte yaşanan büyük felaketler sırasında eğitim çalışmalarının tüm zorluklara rağmen devam ettiği biliniyor. Öğrenciler, fiziken okul ortamında olmasa dahi eğitimlerini ara vermeden sürdürebildiler veya çeşitli fiziki düzenlemeler ile okullara gitmeye devam ettiler.

Afet sonrası eğitim üzerine global örnekler

Peki, ülkeler başlarına gelen bu büyük felaketlerden sonra eğitim sisteminin sekteye uğramaması için ne gibi adımlar attılar, neler yaptılar? Dünyadan örnekler şu şekilde:

Japonya: Japonya’daki 2011 Tōhoku depremi ve tsunami sırasında, çok sayıda okul ve eğitim kurumları zarar gördü, ancak Japon eğitim sistemi hızla tekrar kurularak eğitim faaliyetlerini sürdürdü. 19.759 kişinin hayatını kaybettiği ve 2553 kişinin kaybolduğu 9.0 büyüklüğündeki deprem sonrasında eğitimin devam etmesi için mobil okullar kullanıldı ve öğrencilere ara vermeden eğitim imkanı sunuldu. Ayrıca 1945 yılında yaşanan atom bombası atılması felaketinden sonra Hiroşima’da öğrenciler öğretmenler eşliğinde fiziken mümkün olan her ortamda derslerine devam ettiler, açık hava sınıfları kuruldu ve binlerce eğitim gönüllüsü bölgeye desteğe koştu.

Savaş Muhabiri Stephen Kelen / Hiroşima

Sri Lanka: 9.1-9.3 büyüklüğündeki depremin devamında oluşan 2004 Boxing Day Tsunamisinden sonra, 30.000’den fazla kişinin öldüğü bilinen Sri Lanka’da hükümet ve uluslararası yardım kuruluşları hızlı bir iş birliği ile eğitim faaliyetlerini başlatmak için büyük çaba sarf ettiler. Mobil okul yaklaşımı ile ara vermeden eğitim-öğretim çalışmaları tsunamiden etkilenen her bölgede devam etti.

Amerika: Amerika’nın farklı eyaletlerinde zaman zaman meydana gelen büyük kasırgalarda eğitimin sekteye uğramaması için üniversitelerin çeşitli kararlar aldığı biliniyor. 2005 yılında 1.836 kişinin öldüğü, 160 km/saat hızındaki Hurricane Katrina sırasında, Tulane Üniversitesi öğrencilerine farklı üniversitelerde geçici olarak eğitim alma ve konaklama imkanı sunmuştur. Benzer bir şekilde, 2017’de meydana gelen Hurricana Harvey kasırgası sırasında, Houston Üniversite’sinin öğrencilerin okula fiziksel olarak devam etmesini sağlamak için hasar gören binalarını ve ekipmanlarını hızlı bir şekilde onardığı biliniyor.

Haiti: Haiti’de 7.0 büyüklüğündeki 50.000-100.000 arasında kişinin öldüğü 2010 depreminden sonra, Haiti hükümeti ve uluslararası yardım kuruluşlarının çabaları sonucu eğitim faaliyetlerine devam edildi. Acil barınma yerlerinde eğitim çalışmaları yapıldı, gönüllüler desteğe koştu. Eğitim kampları için özel çadırlar kuruldu ve eğitim faaliyetlerinin devamı, hükümetin de önceliklendirmesi ile uluslararası yapılan yardımların kritik bir parçası oldu.

Ancak, üzerinden 10 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen, bu yıkıcı depremin etkilerinden kurtulamayan Haiti’de hala eğitim sistemi istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Bu durumun açığa çıkmasında ülkenin ekonomik ve sosyal açıdan gelişmesini tamamlayamamış olması da etkilidir ve Haiti hükümeti uluslararası kuruluşların desteği ile hala eğitimi canlandırmak, iyileştirmek ve ülkenin geleceğine yatırım yapmak için çalışmalarına devam etmektedir.

Mozambik, Zimbabve, Malavi: 2019 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “güney yarım kürede kaydedilen en ölümcül fırtınalardan biri” olarak tanımlanan ve 1500’den fazla kişinin öldüğü ve çok daha fazlasının kaybolduğu bilinen Cyclone Idai, güneydoğu Afrika’yı vurarak Mozambik, Zimbabve ve Malavi’de büyük bir yıkıma ve sellere neden oldu. Ve bu büyük felaket sonrasında eğitim, ciddi bir hasar aldı. Uluslararası yardım kuruluşlarının desteği ile oluşturulan ‘acil eğitim yardımı paketi‘ sayesinde çok sayıda öğrencinin eğitim alması sağlandı.

Yardımların büyük bir kısmını sağlayan Education Cannot Wait kuruluşunun eğitim direktörü Yasmine Sherif’in bu felaketin yaşandığı dönemde yapılan eğitim destekleri için “Bir çocuk veya ergen için kayıplar özellikle yıkıcı. Eğitim hizmetlerine öncelik verilmediği takdirde acılar uzayacak ve yaşamlarında daha derin bozulmalara ve travmalara neden olacaktır.” dediği de kaydedildi. Ayrıca, eğitime yönelik yardımların yanı sıra öğrencilere daha fazla yardımcı olmak için de UNICEF, Save the Children aracılığıyla psikososyal destek sunarak 2019’da yaşanan bu felaketin çocuklar, gençler ve eğitim üzerindeki yükünü hafifletmek için çalışmalarını sürdürdü. Dünya üzerindeki tüm bu örnekler, yaşanan felaketlerin büyüklüğüne ve verdikleri hasara rağmen eğitimi bir öncelik kabul ederek eğitim faaliyetlerini sürdürmeye devam etti.

Afet ve felaketlerden sonra eğitim sistemini devam ettirmek için neler yapılabilir?

Yukarıdaki örnekler, bir ülkenin eğitim sisteminin büyük afetler sonrasında bile devam edebileceğini gösteren önemli detayları içerir. Her ülkenin durumu ve yaşadığı afetin, felaketin etkisi farklı olsa da bu örneklerden hareketle çeşitli yollara başvurularak eğitim faaliyetlerinin sürdürülmesi sağlanabilir. Bunlar; mobil okullar, açık hava sınıfları, acil barınma yerlerindeki eğitim çalışmaları, uluslararası kuruluşlardan gelen eğitim yardımları, hükümet desteği ve online eğitim olabilir. Bölgelerdeki okullar hasar gördüyse veya yerinde eğitim vermek mümkün değilse, ülkeler mobil okullar kullanabilirler. Afet sonrasında açılan acil barınma yerlerinde de eğitim faaliyetlerine devam edilebilir; gönüllü öğretmenler, eğitimciler, akademisyenler bu hususta yardımcı ve yol gösterici olabilir. Hükümet desteği ve uluslararası yardım kuruluşlarından ayrılan fonlarla eğitim çalışmaları için uygun ortamlar ve materyaller sağlanarak eğitim çalışmaları sürdürülebilir. Öte yandan, teknolojik alt yapının yeterli ve herkes için ulaşılabilir olduğu noktada, online eğitim sistemine geçiş yapılabilir ancak, deprem, doğal afet veya farklı türdeki bir felakete maruz kalan bölgelerdeki öğrencilerin internet erişiminin nasıl sağlanacağı konusunda gerçekçi ve işe yararlar çözümlerin sunulduğundan emin olunması gerekir. Ve uzmanlara göre öğrencilerin, bir arada olmalarının hem sosyal hem psikolojik anlamda güçlü bir destek yarattığı da göz ardı edilmemelidir.

Dünyaca ünlü eğitim uzmanlarından görüşler

Dünyaca ünlü eğitim uzmanları ve akademisyenler, afet sonrası eğitim programlarının sürdürülebilir olmasının çocukların, gençlerin gelecekteki eğitim ve iş fırsatlarının etkilenmemesi için çok önemli olduğuna dikkat çekmektedirler. Harvard Graduate School of Education’da eğitim profesörü olan Sarah Dryden-Peterson’a göre afet sonrası eğitimin devamı hem çocukların hem de ailelerin hayatında yapıcı ve büyük bir öneme sahiptir; bu nedenle eğitimin her koşulda devam etmesi gerekir. Duke Üniversitesi’nde Priscilla Little’a göre ise büyük felaketler ve doğal afetler sonrasında eğitim programlarının çok hızlı bir şekilde yapılandırılması ve uygulanmaya başlaması çok önemlidir. Dünya üzerindeki tüm çocukların daha iyi imkanlara sahip olması, sosyal desteğe, yemeğe, temiz suya ve eğitime erişmesi için çalışan sosyal yardım kuruluşu World Vision’a göre ise bir afet sonrasında yer alan müdahalelerde eğitim, önceliklendirilmesi gereken en önemli hususlardan biridir; bu nedenle ‘acil durumlarda eğitim‘ yardım paketi için ciddi bir bütçe ayrılması gerekir. Çünkü, World Vision’ın da altını çizdiği gibi eğitim, hayat kurtarıcı bir müdahaledir. Çocuklara öğrenmeleri ve oynamaları için güvenli bir yer sağlarken onları şiddet, sömürü gibi olumsuz durumlardan korur ve “Acil durumlarda eğitimin sürekliliğinin sağlanması, çocuklar üzerindeki sosyal, ekonomik maliyeti ve fiziksel, duygusal, psikososyal etkiyi önemli ölçüde azaltır.” Eğitim alanındaki uzmanların da hemfikir olduğu üzere felaketler sonrasında öğrencilerin eğitimlerini devam ettirmesi, onların fiziksel, duygusal ve ruhsal iyileşmelerine yardımcı olur, güçlü durmalarını ve umutlu kalmalarını destekler. Eğitim, bireysel ve toplumsal iyileşmenin, gelişmenin, büyümenin belkemiğidir.

Son olarak, uzmanlara göre eğitimin her yaştan birey için yaşamı normalleştirmeye, kolaylaştırmaya ve hayatta kalmaya yardımcı olan bir araç olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenlerle, büyük felaketler sonrasında ülkelerin her yaştan öğrenci için eğitimi devam ettirmesi çok önemlidir ve ülkenin geleceği için büyük bir yatırımdır. Felaketler sonrasında ülkedeki tüm öğrencilere eğitim alma şansı vermek, ülkenin gelecekteki kalkınmasını teşvik eder. Tüm bu adımların yanı sıra her afet ve her ülke farklı olduğu için, eğitim sistemini tekrar başlatmak ve devam ettirmek için bireysel çözümlere ihtiyaç duyulacağı da unutulmamalıdır.

İlginizi çekebilir: Nezaketi ve iyiliği yaymanız için bilimsel destekli 7 sebep

Kaynaklar: japanfs.org, unesco.org, worldbank.org, royalsocietypublishing.org, reliefweb.int, hiroshimapeacemedia, wikipedia, worldvision.org

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale