X

Dizi detoksu yaparak zihnini dinlendir

Bizden iki yüz sene önce yaşayan insanların zihinlerini merak ettiniz mi hiç? Lumière kardeşlerin, ilk film gösterimlerini yaptığı 1895 yılının öncesinde yaşayan insanların zihninden  bahsediyorum. Hiçbir film ya da dizi seyretmemiş, sosyal medya nedir bilmeyen bu insanların zihinleri bizim zihinlerimizin aksine “temizdi”. Dizilerin, filmlerin çoğunun şiddet içerikli olduğu günümüzde bu tarz diziler, filmler izlememiş bir zihnin nasıl olabileceği konusunda en ufak bir fikrimiz yok.

Biz 21. yüzyıl insanları zihinlerimizi televizyonlardaki, dijital platformlardaki görüntülerle sürekli bir bombardıman altında bırakıyoruz. Özellikle 2020 yılında hayatımıza giren pandeminin de etkisiyle tüm dünya insanları hiç olmadığı kadar dizi izler duruma geldi. Aşırı izleme ya da maraton izleme denilen bu dizi izleme türünde çoğumuz sevdiğimiz dizilerin onlarca bölümünü bir oturuşta izledik.

Pandemide evde oturduğumuz günler ardımızda kaldı ama insanlar yine dizi üstüne dizi izlemeye devam ediyorlar. Eğer siz de o insanlardan biriyseniz neden bu kadar dizi, film seyretme ihtiyacı içinde olduğunuzu kendinize hiç sordunuz mu? Kendi hayatınızı sıkıcı bulduğunuz için mi başka insanların hikayelerini seyrediyorsunuz? Peña (2015) yapmış olduğu araştırmada aşırı izleme motivasyonlarının arkasında yatan öncelikli etki faktörünün gerçeklerden kaçış olduğunu ortaya koymuştur (Akt. Çaycı, 2021). Pitmann ve Sheehan (2015) tarafından gerçekleştirilen bir başka araştırma ise gerçeklikten kaçma, rahatlama, eğlence ve zaman geçirme gibi faktörlerin izleyicilerde aşırı izlemeyi tetiklediğini ortaya koymaktadır (Akt. Çaycı, 2021).

Eğer gereğinden fazla dizi seyrediyorsanız dizilere karşı bir bağımlılık geliştirmiş olabilirsiniz. Dizi izlemek gibi bize eğlenceli gelen bir aktiviteyle meşgul olduğumuzda beynimiz dopamin üretir. Böylece daha fazla dopamin için dizilere bağımlı hale gelebilirsiniz. Sonuç olarak, maraton izleme ilişkilerinizi, hedeflerinizi ve hayatınızı olumsuz etkileyebilir. Hayatın her alanında olduğu gibi burada da işin sırrı dengede. Dengeli bir şekilde dizi ya da film izlemekte tabii ki hiçbir problem yok. Ancak bu alışkanlık hayatımızı olumsuz şekilde etkilemeye başladığında bu aktiviteye ayırdığımız zamanı azaltmakta fayda var. Tabii bu arada izlediklerimizin içerikleri de çok önemli. Dünyada negatifliğin artmasına yol açan şiddet içerikli dizilerle, filmlerle zihnimizi doldurmanın bize iyi gelmediği artık herkesin bildiği bir gerçek. Çok fazla dizi izlediğinizi düşünüyorsanız, bu yazıyı okuduktan itibaren 1 hafta boyunca dizi izleme detoksu yaparak zihninizi dinlendirmeye ne dersiniz? Bu 1 hafta boyunca televizyonunuzu açmayacaksınız, bilgisayardan ya da tabletten de dizi seyretmeyeceksiniz. Televizyon detoksu uygulayacağınız bu 1 haftada, dizi izlemekle geçirdiğiniz vakti kitap okumak, müzik dinlemek ya da arkadaşlarınızla buluşmak gibi ruhunuzu besleyen aktivitelerle geçirebilirsiniz. Ve yine bu 1 hafta boyunca neden bu kadar çok televizyon ve dizi seyretmek ihtiyacı içinde olduğunuzu analiz edebilirsiniz.

Sizlere dizilere ayırdığınız zamanlar da dahil olmak üzere, hayatınızın her alanında seçiminizi dengeden yana yaptığınız günler diliyorum. Bu arada size bir eğitim haberim var. Zoom üzerinden bire bir görüşmeler şeklinde ilerleyen üç haftalık Öz Sevgi eğitimimle ilgileniyorsanız bilgi için rsolaker@gmail adresine yazabilirsiniz. Psikoloji ile ilgili egzersizler paylaştığım Instagram hesabım ise @ranakutvan.

Bu yazının tüm hakları Rana Kutvan’a ve Uplifers’a aittir. İzinsiz ve uygun şekilde referans verilmeksizin kopyalanması, çoğaltılması ve başka mecralarda paylaşılması kesinlikle yasaktır.

Kaynaklar:

Çaycı, B. (2021). Aşırı İzlemeyle Değişen Dizi İzleme Biçimlerinin İzleyiciler Üzerindeki Etkileri. The Turkish Online Journal of Design, Art and Communication – TOJDAC ISSN: 2146-5193, April 2021 Volume 11 Issue 2, p.403-423.
Peña, L. L. (2015). Breaking binge: Exploring the effects of binge watching on television viewer reception. (Master of Arts in Media Studies), Syracuse University.
Pittman, M., & Sheehan, K. (2015). Sprinting a media marathon: Uses and gratifications of binge-watching television through Netflix. First Monday, 20(10).

İlginizi çekebilir: Besleyici insan toksik insana karşı

Psikolog Rana Kutvan: İstanbul doğumlu olan Rana Kutvan lise öğrenimini Nişantaşı Kız Lisesi’nde tamamladı. Önce LCC’de bir sene akabinde de İstasyon Sanat Merkezi’nde iki sene süren bir moda eğitimi aldıktan sonra çeşitli firmalarda stilist olarak görev aldı. 1997-2008 tarihleri arasında New York’ta ikamet etti. Türkiye’de almış olduğu moda eğitimini Parsons School of Design’dan almış olduğu derslerle pekiştirdi. Kutvan moda eğitiminin yanı sıra City University of New York’a bağlı Hunter College’da Psikoloji ve Sanat Tarihi üzerine çift anadal lisans eğitimi görerek cum laude (yüksek onur) derecesiyle mezun oldu. Hunter College’a devam ettiği süre zarfında dünyanın önde gelen psikologlarından Albert Ellis’in Enstitüsünde staj yaptı. Bu staj süresince Ellis’in bulmuş ve de geliştirmiş olduğu Rational Emotive Behavior Therapy (REBT)’i yakından inceleme fırsatı buldu. Kutvan, Albert Ellis Enstitüsündeki stajının yanı sıra New York’un önemli psikoloji enstitülerinin düzenlediği workshoplara katıldı. Kutvan 2008 Mayıs ayında Türkiye’nin ilk Kişisel Gelişim ve Stil Danışmanlığı merkezi Karakter A’yı kurdu. Kurumsal ve bireysel hizmetler veren Rana Kutvan’ın referansları arasında Braun, CNN TÜRK, Aras Kargo, TURKCELL, Kuveyt Türk, Doğan Holding gibi şirketler vardır. Kutvan bireylere ve kurumlara Stres Yönetimi, Kadın Liderliği, İş Özel Yaşam Dengesi, Zaman Yönetimi, Kadın Ruhu isimli workshop çalışmaları düzenlemektedir. Kutvan Karakter A’nın yanı sıra 2008-2012 tarihleri arasında Profesör Dr. Kerem Doksat’dan süpervizyon aldı. Kutvan psikoloji ve kişisel gelişim çalışmalarında holistik bir yaklaşım uygulamaktadır. Rana Kutvan anadili olan Türkçe’nin yanı sıra anadili düzeyinde İngilizce, iyi derecede Fransızca, İtalyanca konuşmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale