X

Haftanın tiyatro önerisi ve oyuncularla röportaj: 1984 Büyük Gözaltı

Sevgili okuyucular, herkese tekrar merhaba. Bir müddet yazılarıma ara vermiştim. Bu sene nefis bir tiyatro oyununda oynuyor olmamdan dolayı sizleri biraz ihmal ettim. Oyunu sizler de görmek isterseniz, bu ay 27-30 Mart arasında 6 defa daha oynayacağım. Nisan ve Mayıs aylarındaki oyun programım için detaylara buradan bakabilirsiniz.

Bu arada ben de oyun dışında boş durmadım ve sizler için bir YouTube kanalı hazırladım. Bu kanalda tıpkı buradaki yazılarım gibi sanat dünyasının yanı sıra lifestyle odaklı birçok video çektim ve çekmeye de devam ediyorum.
 Mayıs ayının ortasına kadar sizlere her hafta, önemli oyun ve oyuncularla yaptığım röportajları Uplifers kanalı ile de ulaştırıyor olacağım. Aynı zamanda her hafta 1 tane lifestyle videosu ve yazısı ile de köşemden sizlere ulaşacağım.

 Uzun süre sonra sizlere tanıtacağım ilk oyun 2 duayen tiyatrocu Rutkay Aziz ve Taner Barlas’ın oynadığı 1984-Büyük Gözaltı. Yazının sonunda oyun ile alakalı yaptığım röportajı da bulabilirsiniz.

Şimdi gelelim esere.
 İngiliz yazar George Orwell’in kısa sürede kült mertebesine erişmiş eseri 1984, 1949 yılında yayımlanmıştır. Distopya türünde bir roman olan 1984, ”Büyük Birader”, ”Düşünce Polisi”, ”101 Numaralı Oda”, “2+2=5” gibi çeşitli terminolojileri ve kavramları günümüz lugatına dahil etmiştir. Romanın özetini kısaca anlatmak gerekirse… Romanın dünyası üç ayrı rejimle yönetilmektedir: Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya…

Sovyetler Birliği’ni andıran Okyanusya, düşünmeden itaat eden ve Büyük Birader adında birine bağlılıkları olan halkın yaşadığı devlettir. Toplumdaki tüm insanların hareketleri, düşünceleri ve davranışları izlenmektedir. Bir yeraltı örgütü olan muhalif özellikteki kardeşlik ve bu örgütün lideri Goldstein, bu toplumun düşmanı olarak görülür. Romanın baş karakteri Winston’ın çeşitli olaylara dahil olmasıyla roman, okuyucuların akıllarında birtakım soru işaretleri bırakacaktır: Büyük Birader ve Goldstein gerçekten yaşıyorlar mıdır? Bu distopya, Dünya Perdecileri aracılığıyla tiyatro sahnesinde tekrar hayat bulup seyircisiyle buluşuyor.

1984-Büyük Gözaltı oyununun yönetmeni ise sevgili Rutkay Aziz. Oyunu kurgulayan ise Taner Barlas. İki dev ismin yanı sıra Ekin Aksu, Özcan Alpar, Levend Yılmaz, Aytaç Öztuna, Hüseyin Demir ve Hüseyin Uçurtma bu oyunla izleyici karşısına çıkıyor. Anadolu, Güney, Ege derken Türkiye’nin her yerinde 1 Mayıs’a kadar oyunu sergilemeye devam ediyorlar. Biletlerini Biletix’tenBiletix’ alabilirsiniz. Oyun hakkında istediğiniz her bilgiye bu adresten ulaşabilirsiniz.

Sormak istedikleriniz olursa Instagram hesabımdan bana ulaşabilirsiniz.
 Haftaya görüşmek üzere
, sevgiler!

İlginizi çekebilir: Önce kendine zaman ayırmalı insan

Aslı Aybars: Sanatçı bir aileye doğduğum için olsa gerek kendimi bildiğimden beri hep tiyatrocu olmak istedim. Tüm arkadaşlarımı toplar kendimizce oyunlar çalışır tüm komşulara gösterimizi duyurur üstüne birde bilet satar sergilerdik oyunlarımızı büyük bir heyecan ve gururla . Ailem bunun geçici bir heves olduğunu düşünsede konservatuara girip tiyatro okumak ve oyuncu olmak istediğimi söyleyince anladılar nekadar kararlı olduğumu. Aklıma koymuşmuştum ben sadece Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro bölümünde okumak istiyordum. Ve bu hayalimi de gerçekleştirdim. Okulu kazandım. Benden mutlusu yoktu. 4 senenin sonunda çok sevdiğim okulumdan mezun oldum ve hikayem başladı. Birçok dizi reklam ve sinema filminde oynadım. 2005 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarına girdim. Yüksek lisans yaptım. Mesleğimle alakalı merakım beni nefes terapisine yönlendirdi hocam Jost'la çalışmaya başladım. Ve nefes terapisti oldum. Eğitimler vermeye başladım. Farkettim ki bildiklerimi aktarmak ve geri dönüşlerini görmek de ayrı mutluluk. Kısaca hep kalbimin sesini dinledim. İnsanın hayatta istediği işleri yapmasından daha büyük bir mutluluk yok bence. Hayallerinize sahip çıkın lütfen. Benimle ilgili tüm merak ettiklerinizi www.asliaybars.com adresinde bulabilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale