X

Dengeyi yakala, kendini bul

İnsan zaman zaman kendini bulmak için yeni bir yolculuğa çıkar. Eğer henüz bunu yapacak cesareti yoksa devamlı olarak yeni bir yolu düşler. Bu yol henüz bulunduğuna çok benzer olabileceği gibi bazen çok daha yokuş aşağı ya da sarp olabilir. İyi ya da kötü diye anlatmamamın sebebi henüz yürünmemiş yolların ruha nasıl geleceğini bilmememden kaynaklanıyor. Yazıma böyle başlayınca oldukça edebi bir makale gibi görünüyor. Pek de öyle değil.

Sevgili Uplifers okuyucuları nasılsınız? Bu  ayki yazımda sizlere ‘denge’den bahsedeceğim. Bu konu özünde minimalizm ile oldukça ilgili. Ancak detaylı olarak irdelenmesi ve farkındalığının artırılması rutin yaşantımızı anlamak için büyük önem taşıyor.

Geçenlerde karşılaştığım bir videoda dünya üzerinde 100 binden fazla hastalık olduğunu ancak Budistlerin yalnızca bir tanesine inandığını dinlemiştim; ‘denge kaybı’. Elbette burada bahsedilen vücudun denge sistemlerinin zarara uğraması değil.

Ömrümüz boyunca içinde bulunduğumuz olaylara, günlük yaşantımıza, rutinlerimize sık sık şu tepkileri veriyoruz; çok  yedim, çok konuştum, çok sinirlendim, çok bunaldım, çok yoruldum, çok bağırdım, çok ağladım, çok para harcadım, çok vakit kaybettim, çok ara verdim, çok fevri davrandım… Liste uzadıkça uzayıp gidiyor. Kısacık ömrümüzde ne çok ‘çokumuz’ var. İşte burada bahsettiğim; tüm bu çokların içinde dengeyi kurabilmek, ölçüyü tutturabilmek…

Eğer sizde bazı şeylerin kontrolden çıktığını hissediyor ve dengeyi yakalamak istiyorsanız birkaç önerim var:

  • Günlük tutun: Bu öneriyi sık sık duyarsınız. Ancak pek çoğumuzun günlük tutmak gibi bir alışkanlığı yok. Eğer günlük tutmak size zor geliyorsa bunu kendiniz için oldukça basit bir hale getirin. Telefonunuzun notlar kısmını kullanabilir ya da yalnızca ses kaydı yapabilirsiniz. Günlük tutmak başımıza gelen olayları ya da yoğun olarak yaşadığımız duyguları tekrar gözden geçirmemizi sağlar. Gün içinde geçirdiğimiz iyi ve güzel anları not almak şükran duygumuzu geliştirir.
  • Sınırlarınızı çizin: Maalesef ülkemizde sınır ihlali ile samimiyet arasındaki ayrımı henüz yapabilmiş değiliz. Bir şeyi yemek istemediğinizde ‘hatrım için’, yapmak istemediğinizde ‘ölümü gör’ gibi dönütlerle karşılaşıyor musunuz? Eğer durum sizin için de böyleyse hem sosyal çevrenizde hem de aile içerisinde sınırlarınızı çizin. Bu, insanlara karşı aranıza duvarlar örün demek değil. Kendinizi tanıyın. Neyi isteyip istemediğinizi, neyi sevip sevmediğinizi en iyi siz bilirsiniz. Çevrenizi memnun etmeye çalışırken gün sonunda mutsuz taraf olmayın.
  • Dinlenin: Dinlenmeye ve dinlendirici aktivitelere zaman ayırın. Yalnızca bedeninizin değil zihninizin de ara vermeye ihtiyacı var.
  • Seçeneklerinizi gözden geçirin: İş hayatınızdan memnun değilseniz farklı iş olanaklarını değerlendirin. Eğitim hayatınız sizi tatmin etmiyorsa değişikliğe gitmekten çekinmeyin. Eğer köklü bir değişiklik yapmak mümkün değilse mevcut durumunuzda şartlarınızı iyileştirecek seçenekler bulabilirsiniz.
  • İyiye odaklanın: Bu benim için oldukça zor. Sizin için de durum böyle mi? Kötü şeyleri düşünüp onun sebep olacağı diğer kötü şeyleri düşünmeden duramam. Ancak son yıllarda bunu törpülediğime inanıyorum. Meditasyon ve yoga pratikleri sayesinde bunu yaptığımı söyleyebilirim. Siz de ruhunuza iyi gelecek yeni rutinler edinin. Eğer bir hobiniz varsa onu geliştirmek için zaman ayırabilirsiniz. ‘Güzel düşünün güzel olsun’ gibi çok klişe ancak oldukça işler bir tabir vardır. Bu nedenle yaşantınızdaki iyi şeylere odaklanın.

Bir sonraki yazıma kadar kendinize ve dünyaya iyi bakın. Minimalizm ve sağlıklı yaşam konularındaki sorularınız için @yagmurmola adresinden bana ulaşabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Burası Okinawa değil, Nazilli: 100 yaşı aşkın yaşamlardan öğrendiklerim

Yağmur Aşık Mola: Yağmur Aşık Mola, 1993 yılında Aydın’da doğdu. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra çeşitli ajans ve gazetelerde muhabirlik yaptı. Halen bir kamu kurumunda editörlük görevine devam etmektedir. Türkiye’nin en uzun ömürlü insanlarının yaşadığı Nazilli’de hayatını sürdüren Mola, minimalizm, dijital detoks, sağlıklı yaşam konularında araştırmalar yapmış, çeşitli gazete ve dergilerde yazılar kaleme almıştır. İletişim: yagmurasik1@gmail.com https://www.instagram.com/yagmurmola/

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale