X

Dengenin dengesizliği: İş ve yaşam arasında denge kurmak mümkün mü?

Bu çokça tartışılan konu üzerine yazmak istiyorum bugün. Sizlerle birlikte hayatımızdaki “dengeli” dengesizlikleri daha yakından görelim istiyorum… İş mi yaşam mı? Yaşarken iş mi? İş saatleri dışına götürdüğümüz problemler mi?

Sabah ilk uyandığımız andan itibaren yapılacaklar listesini adeta bir hesap makinesi gibi gözlerimizin önünde sıralayan o muhteşem “iş dolu” yaşamı da yaşamak kavramını da unutuvermiş olan beynimiz mi? Hayatımızda aldığımız her yaşla daha da geri plana atılan “yaşayabilmek” inancımız mı? Bugün biter, yarın bitecek, öbür gün bitecek diye daha da sonraya ertelediğimiz tatillerimiz mi? Sizin tercihiniz hangisi? Sabah uyandığınızda ilk düşündüğünüz hangisi?

Peki bir soru daha soralım kendi kendimize, bugün son günümüz olsaydı, cevabımız işten yana mı olurdu yaşamaktan yana mı? Yanlı olmak bu kadar zor mu olurdu yoksa düşünmeden cevap verebilir miydik bu soruya? Gelin bugün bu soruya hem daha hayat devam ediyormuş gibi hem de bugün son günümüzmüş gibi cevap verelim…

Ben bir anneyim. Sabah kalktığımda ilk aklıma gelen çocuklarım; önce onları düzenlemeliyim. Okula yetiştirmeliyim. Ben bir anneyim sonra işime gitmeliyim, ne de olsa geçimim için çalışmam gerekiyor… Evet çalıştıkça daha çok çalışmam gerekiyor, hiçbir zaman “tam” olmuyor istediklerim. Mutlaka karşılanması gereken ihtiyaçlarım geliyor önüme. Çocuklarım için her şey. Kendim mi? Beni sorarsanız kendim için bir şey istemiyorum.

Varsa da yoksa da çocuklarımdır… Ben mi? Ben ne istiyorum yaşamak için? Özel bir istek hakkım olabilir mi? Sakince bir kahve içmek istiyorum keyifle… Bugüne yapılacakları yarına yetişecek olanları düşünmeden… Evet, ben bir anneyim, çocuklarım var, onlar iyi olmalı öncelikle… Öncelikle onları yaşatabilmeliyim… Ben en son gelenim… İş yaşam dengesi demiştik değil mi? Benim için sadece iş var, yaşamak dediğimiz nedir ki? Bu kadar fazla ne düşünmeye zamanım var ne de irdelemeye? Mümkün mü “işten” başka bir hayat olabilmesi?

Ben bir kadınım, yalnız başıma ayakta durmaya çalışıyorum şu kocaman hayatta… Bugüne kadar annem babam yardımcı olmadılar mı evet oldular… Fakat on yıllardır ben tek kaldım. Tek başıma direndim yağmurlarda da çöllerde de… Ve ne kadar direndiysem hayat bana öyle güzelliklerle döndü ne mutlu… İş yaşam dengesi hakkında konuşuyorduk, ben sadece “iş” dedim. Çok ama çok çalıştım. Tatil bilmeden, yaşam bilmeden ve durmadan… Hep bir sonrası için çalıştım. Çalıştıkça hep daha çok çalıştım. Ne gerek vardı benim “yaşamdan” beklediklerime? Ne gerek vardı benim “bekleyip de bulamadıklarıma?” Neden çalışmak varken zaman ayırmalıyım değil mi yaşamak üzere?

Ben bir adamım, evet bir yöneticiyim… Para ve iş bilirim. Önemli olan güçlü olmak, güçlü kalmak ve her daim çok çalışmaktır. Yaşamak için zamanım olacak elbet, elli yaşımdan sonra tabii ki yaşayacağım. O günler geldiğinde tabii ki dolaşacağım, seyahat edeceğim, kadınlarla birlikte olacağım. Bugün yaşam gerekli değil, ideallerim arasında sadece iş bulunuyor. İşim olması geliyor, işim varsa ben de güçlüyüm. Param varsa zaten istediğim “her şeyi” elde edebilirim değil mi?

Şimdi gelin hep birlikte düşünelim, eğer bir hastane odasında hayatımızın son bir ayını yaşayacağımız bize söylenseydi, bu örneklerin vereceği cevaplar neler olurdu? Burada yazılmış olanların ne kadarından pişman olurlardı, ne kadarını yeniden aynı “rahatlıkta” söyleyebilirlerdi?

Hayatlarının hangi bölümünü yine aynı “farkındalık” eksikliği ile geçirebilirlerdi? Bu son dört haftasının yarısı için aynı yaşamı geride bırakmışlıkla cümleler kurabilirlerdi? Bu kişiler nasıl olurdu da, geriye kalan son bir ayları için burada olduğu kadar kocaman bir rahatlıkla can-ım hayatlarını bir kenara itebilirlerdi?

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız hayatınızda mevcut iş ve yaşam dengenize daha yakından bakmanızı dilerim? Hayatınızı “gerçekten” işten arındırarak yaşayabiliyor musunuz? Yoksa işiniz hayatınız olmuş durumda mı?

Tek sözünü ettiğiniz finansal tablolardan mı ibaret? Tek aklınıza gelen eşiniz ve çocuklarınız olmaktan öte bugün yapmak durumunda olduğunuz işleriniz mi? Tek gerçeğiniz tamamlamak durumunda olduğunuz sunumlarınız ve dosyalarınız mı? Hayatınızın tek odağı başardığınız iş sonuçları mı? Ya gözden kaçırdıklarınız? Ya gözünüzün önünde olup da bir akşam bile oyun oynamak üzere zaman ayıramadığınız güzel kızınız? Ya anne lütfen diye yalvardığında terslediğiniz oğlunuz?

Bugün hayatınızda “denge” hangisine doğru kaymakta, dengesizlik nereden kaynaklanmakta? İşiniz mi yaşamınız mı diye sorulduğunda sizin cevabınız hangisi?

 

İlginizi çekebilir: İlişkilerde her an aranan huzur: Peki nerede? 

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale