X

Deepfake nedir ve hangi tehlikelere yol açabilir?

Sosyal medyada aslında bilmediği bir dili akıcı bir şekilde konuşan insan videolarına denk gelmişsinizdir. Bu videolar sesin taklit edilmesine örnek olsa da görüntünün taklidini gösteren pek çok örnek de bulunuyor. Deepfake olarak bilinen bu taklit teknolojisi belirli durumlar için faydalı gibi gözükse de bu teknolojinin çok fazla zararı olduğunu belirtmek istiyoruz. Bu yazımızda, sizler için deepfake teknolojisinin ne olduğunu ve bu teknolojiden korunma yollarını kaleme aldık.

Deepfake nedir?

Yapay zekadan ve yapay zekanın bir alt kümesi olan makine öğreniminden yararlanan deepfake, sahte görsellerin ve videoların oluşturulma yöntemi olarak biliniyor. Bu yöntem aracılığıyla gerçek hayatta var olan canlıların vücut hareketleri, sesleri ve hatta yüzleri sahte görüntülerin üzerine yerleştirilebiliyor. Pek çok insan bu sahteliği anlayabileceğini düşünse de bu teknoloji sayesinde oldukça gerçekçi görüntüler elde ediliyor.

Bu teknoloji, sanattan eğlenceye kadar pek çok farklı alanda kullanılabiliyor. İyi bir niyetle kullanılan deepfake komik ve yaratıcı bir teknolojiye dönüşebilirken kötü düşüncelere sahip insanların bu teknolojiyi kullanması sonucunda çeşitli güvenlik sorunları yaratabilen sahte görseller ve videolar türüyor. Örneğin, bazı insanlar ülke düzenini etkilemek amacıyla siyasi isimlerin sahte videolarını deepfake ile üretebiliyor. Bu örneğe ek olarak, popülaritesi yüksek sosyal medya figürlerinin ve sanatçıların da deepfake teknolojisiyle sahte görüntüleri yaratılabiliyor. Bu nedenle, bu teknoloji bazı ahlaki soruları doğurabiliyor ve bu teknolojiyle sahte görüntüler üreten insanlar yasal yaptırımlarla karşılaşabiliyorlar.

Deepfake teknolojisinin doğurduğu tehlikeler neler?

Her geçen gün yapay zeka gelişim gösteriyor ve bu gelişimle deepfake teknolojisinin kullanımı yaygınlaşıyor. İlerleyen zamanlarda bu teknolojiyle neredeyse herkesin fazlasıyla gerçekçi gözüken sahte görüntüler üretebileceği söyleniyor. Bu gerçeklik de deepfake teknolojisinin doğurabileceği ciddi tehditleri akıllara getiriyor.

Bu teknolojinin en ciddi tehlikesi olarak siber zorbalıktan bahsediliyor. Siber zorbalık, bir insanın dijital teknolojiler aracılığıyla başka bir insanı korkutması, kızdırması veya utandırması olarak tanımlanıyor. Genellikle sosyal medya platformlarında gerçekleşen siber zorbalık, deepfake ile çok daha güçlü bir hal alıyor. Bu zorbalığın en bilindik gerçek hayat örneklerinden birisi ise ünlü pornografisi. Hem yerli hem de yabancı sanatçıları dijital dünyada zorbalığa maruz bırakmak amacıyla bu ünlülerin sahte pornografik görüntüleri oluşturuldu ve oluşturulmaya devam ediliyor. Bu görüntüleri oluşturan kişiler, hem maddi açıdan kazanç elde edebiliyorlar hem de ünlü isimlerin toplumdaki yerini sarsabiliyorlar. Her ne kadar sahte ünlü pornografisinden bahsetmiş olsak da herhangi bir popülaritesi bulunmayan, çok sıradan bir şekilde hayatını sürdüren insanların da sahte cinsel görüntüleri üretilebiliyor. Bunlar sadece birkaç örnek. Bu yüzden, pek çok uzman sosyal medya hesaplarının kilitli bir şekilde kullanılmasını ve yabancı insanların isteklerinin ve mesajlarının kabul edilmemesi gerektiğini vurguluyor.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, deepfake teknolojisiyle politikacıların isimleri karalanabiliyor. Bu teknolojiyle yaratılan karalama kampanyaları sonucunda da siyasi seçimler hasar alabiliyor. Kısacası, bu teknolojiyle insanların düşünceleri çok kolay bir şekilde manipüle edilebiliyor ve ülkelerin gelecekleri lekelenebiliyor.

İnsanların kimliğini damgalayabilen ve politik kriz yaratabilen deepfake, aynı zamanda ekonomi sektörünü etkilemek için kullanılabiliyor. Bu teknoloji aracılığıyla ekonomi alanından önemli isimlerin sahte görüntüleri oluşturulabiliyor. Daha sonra, bu görüntüler borsanın durumunu değiştirmek için kullanılabiliyor.

Özel hayattan siyasete kadar pek çok alanda kullanılabilen bu ilginç teknoloji, popülaritesi yüksek insanları etkilediği gibi çok sıradan hayatlar yaşayan bireyleri de üzebiliyor. Bu nedenle, bu teknolojiye karşı hazırlıklı olmak büyük bir önem taşıyor.

Deepfake teknolojisinden nasıl korunabilirsiniz?

Deepfake teknolojisinin bir kurbanı olmamak için ilk olarak internette yaptığınız paylaşımlara dikkat etmelisiniz. Eğer çok önemli kişisel bilgilerinizi dijital ortamda açık bir şekilde paylaşırsanız bu teknolojiye kurban gidebilirsiniz.

Kişisel bilgileri sınırlandırmaya ek olarak, sahte görüntüleri anlamaya yönelik bir araştırma gerçekleştirebilirsiniz. Örneğin, ünlü insanların yüzleriyle üretilmiş sahte görüntüleri inceleyebilirsiniz. Her ne kadar bu görüntüler oldukça gerçekçi dursa da garip vücut hareketlerine ve yapaylığa rastlayabilirsiniz. Bu teknolojiyle üretilen görüntülerin özelliklerini öğrenerek ne zaman bir siber güvenlik uzmanından yardım istemeniz gerektiğini anlayabilirsiniz.

Dijital ortamda bilinçli davranmak ve kişisel bilgi paylaşımını en düşük seviyede tutmak, bilinen en geçerli korunma yolları. Bu iki yöntemi sosyal medya hesaplarınızın gizlilik ayarlarını düzenleyerek, dijital cihazlarınızı ve internet ortamındaki üyeliklerinizi güçlü şifrelerle koruyarak ve sadece güvendiğiniz kaynaklardan indirme yaparak güçlendirebilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Tüm gün ekran başında oturanlara: Dijital stres nedir, nedenleri nelerdir?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale