Son aylarda dövüş sporlarını ihmal edip CrossFit’e ağırlık verdiğim doğrudur. Fakat ilk göz ağrım Muay Thai’ye, atletik performansı geliştirmeyi ön planda tutarak, özellikle “Darbe almadan forma girmek” (Getting fit without getting hit) isteyenlere yönelik özel derslere ağırlık vererek dönüş yaptım.
Cansu Turan ve Utku Önal’ın Ocak ayında Boran Gym’deki antrenmanımdan yaptıkları müzik videosu
Daha önce fitness amaçlı yapılan dövüş sporları hakkındaki yazımda bahsetmiştim, ama özetlersem Muay Thai (Thai Boxing / Tayland Boksu), geçmişi Siam Krallığı’na kadar dayanan eski bir savaş sanatının 1920′lerden itibaren Batı’nın boks kurallarıyla harmanlanarak modernleştirilmesiyle oluşan, Tayland’ın milli dövüş sporudur. Yumruklar, dirsekler, dizler ve tekmelerin kullanımından dolayı“The Art / Science of 8 Limbs” (8 uzvun sanatı / bilimi) olarak da bilinir. Bu biçimiyle fiziksel aktivite, self defense ve kişisel gelişim aracı olarak yaygın olarak kullanılmakla beraber özellikle Tayland’da gerektirdiği özverilerden dolayı saygı uyandıran bir yaşam biçimi ve yoksul ailelerin çocukları için bir geçim kaynağıdır. Muay Thai, müsabakalara dayalı bir ring sporu olduğu kadar, egzersiz ve fiziksel aktivite olarak işlevsel, keyifli ve geliştirici bir dövüş sporu öğrenmek isteyenlerin de çokça tercih ettiği bir spordur.
2011 yılında 2 ay boyunca antrenman yaptığım Phuket/Tayland’daki Rawai Muay Thai’de Keh adlı antrenörle çalışırken
Atletik performansı geliştirmek amacıyla yapılan Muay Thai derslerinin en önemli özelliklerinden bir tanesi, dövüş sporunun tekniklerini öğrenirken, müsabaka amaçlı olmaması nedeniyle darbelerden kaynaklanabilecek sakatlık ve yara-berelere maruz kalmamanız. Yüksek tempolu, 60 dakikalık, teknik öğrenimini ön planda tutan ve bireysel ihtiyaçlarınıza göre uygun hale getirilmiş bu antrenmanda, torba ve darbe yastığı çalışmalarının yanı sıra fonksiyonel egzersizler, ip atlama ve CrossFit sisteminden feyz almış olduğuma şüphe bırakmayacak güç ve dayanıklılık çalışmaları sizi bekliyor.
“Dövüş sanatlarının son dönemlerdeki yükselişini -şiddete karşı bir önlem olmasının yanı sıra-, bedeni bir bütün olarak algılama prensibine ve bilinmeyen potansiyelini gerçekleştirme konusundaki desteğine bağlıyorum. Bir kaç dövüş dersi aldıktan sonra özgüven patlaması yaşayıp ¨bak bi vur, nasıl karşılıycam¨ tavırları da, kişinin kendisinden beklemediği performansı göstermiş olmasının verdiği bir ¨heyecana¨ bağlı diyebiliriz. Günümüzün artan özgüven sorununa böyle bir katkıda bulunuyor olmasının da dövüş sanatlarının popülerleşmesinde oynadığı rol yadsınamaz. Benim için dövüş sanatları, beden-zihin arasındaki güçlü bağ, uzuvlar arası koordinasyonun sağlanması, güçlü refleksler ve atletik performans anlamına geliyor. Bu yüzden fitness ile birleştirilen bu uygulama, fitness alanında Türkiye’de yeni bir döneme girileceğinin de işareti niteliğinde diyebiliriz. Avrupa ve Amerika’da yükselen bu trendin Türkiye’ye de geç olmadan gelmiş olmasına şaşırmamak lazım.”,
Varolan spor rutinlerine alternatif arıyor ve güçlenmek, esneklik, dayanıklılık, hız kazanmak, stres atmak, eğlenerek spor alışkanlığı geliştirmek, forma girmek, özgüveninizi artırmak ve en önemlisi herkesi kıskandıracak tekmeler atmak istiyorsanız bu tarz bir dövüş sporu dersi kesinlikle size göre. Eda’nın da dediği gibi, özgüvene katkıları ve sosyal hayatta gerektiği durumlarda kendi başının çaresine bakma ihtiyacının beslediği bir durum olsa gerek, bu sporun hem Türkiye’de, hem dünyada özellikle şehirli kadınlarca çokça tercih edildiği biliniyor.
Şahsen benim rol modelim değil fakat Adriana Lima’nın uzun süredir hem formda kalmak, hem de içindeki “dişi savaşçıyı” ortaya çıkarmak için “AeroBox” adlı bir çeşit cardio ağırlıklı bir boks türü yapıyor.
Eğer bolca hareket etmekten, terlemekten, darbe yastıklarına ve kum torbasına tekme tokat girişmekten keyif alacağınızı düşünüyor, fakat içinizdeki dişi savaşçıyı serbest bırakıp bırakamayacağınızdan emin olamıyorsanız, her seviyeden ve her yaştan insanlara uygun olan bu dersi deneyin, görün ve öyle karar verin derim.
Merakınızı gidermek isterseniz www.muaythaimimiko.com’a göz gezdirebilir ve Checkmat İstanbul’da gerçekleşen özel dersler için info@muaythaimimiko.com’ dan benimle iletişime geçebilirsiniz.
Ayrıca yeni sezondan itibaren kadınlara özel grup dersleri için takipte kalın!
Fotoğraf: Dilek Altan/2013
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız. tıklayınız.
Gözde Mimiko Türkkan: Gözde Mimiko Türkkan, fotoğraf, sanatçı kitabı, video gibi çeşitli medyumları kullanarak toplumsal olarak inşa edilmiş kimlikler ve cinsiyet rolleri üzerine çalışmalar üretir. Eserleri, 2010’da Londra’da Central Saint Martins’de güzel sanatlar bölümünde yüksek lisansını tamamladığından beri yurtiçi ve yurtdışında çalışmaları sergilenmektedir.
Öte yandan 15 yıl kadar önce başladığı dövüş sporlarına olan ilgisini ve deneyimini paylaşmak için Muay Thai ve CrossFit temelli dersler verdi. Ayrıca İstanbul’un ilk amatör koşu gruplarından olan İstanbul Koşu Kuvvetleri’nin ve Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği BoMoVu’nun kurucularından.
Muay Thai haricinde partneriyle beraber hayatlarında düzenli yer edinmiş snowboard, dalga sörfü, CrossFit, koşu ve yoga gibi sporlar ve bedensel aktivitelerini @sync.riders hesabından paylaşmaya devam ediyor.
Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi
Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.
Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry
Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.
Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.
i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim
Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.
Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.
Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.
Kontrol her zaman cebinizde
Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.
Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.
Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.
Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.