X

Dalgalarla duruldum: Bazen ne yaparsak yapalım öngörülemeyen olasılıklar her zaman olacaktır

Hayatta akış her zaman vardır. Sadece bazen bakmak ile görmek farklıdır.

Bir okyanusa açıldığımızda burada karşımıza neler çıkacağını bilemeyiz. Hava ve okyanusun getirdiği durumlar gibi bazı durumları kontrol edemeyiz. Öngörüde bulunabilir ve tecrübemiz dahilinde olaylara hazırlık yapabiliriz. Bazen biz ne yaparsak yapalım yeni ve öngörülemeyen olasılıklar her zaman var olacaktır, bir niyetin, bir amacın, bir rotanın peşinde olmak durumları göze almak demektir.

Bugün hayatta sanki hep bir tarafı, bir durumu, bir kişiyi, bir olay tutmamız, benimsememiz gerekiyormuş gibi bir sistem ve algı içerisinde yer alıyoruz. Sanki hep negatif veya hep pozitif, hep iyi, hep kötü, hep mutlu, hep mutsuz, hep doğru, hep yanlış vb. olmalıymışız ya da hep bunlardan sadece biriymişiz gibi karakterler yaratmaya çalışıyoruz. Halbuki insan bazen yanlış, bazen doğru, bazen iyi, bazen kötü, bazen sinirli, bazen mutlu, kimi hikayelerde çok iyiyken, kimi hikayelerde de kötü olmalıdır.

Önemli olan kendi benliğince ve dozajında davranmasıdır. Çünkü duygular bizim bütünümüzü oluşturur. Tek veya birkaç duygu bir bütün değildir. Yeri geldiğinde hepsine doğru zamanda olması gerektiği kadarıyla ihtiyacımız vardır. Yoksa sürekli belirli duygularda kalmamızı sürekli iyi olmamızı ön gören sistemler her birimizi aynı hale getirir, oysaki hepimiz eşsiz ve farklıyız. Okyanusta her zaman her yöne akıntı olduğu ve her yöne gidebilecek olduğumuz gibi insanda her yöne gidebilir ve bazen dalgalı bazen sakin özellikle de bazen negatif bazen pozitif olabilir. Hayat da bazen en dalgalı deniz bizi gitmemiz gereken yere götürür, bazen en sakin deniz ya da bir bakmışız ikisi arka arkaya gelmiş.

Hayatta durumları, olayları, duyguları tanımlamak için pozitif ve negatif, iyi ve kötü gibi sıfatların keskinliğini bolca kullanıyoruz. Ancak hayatta tüm ilişkiler, olaylar, duygular pozitif ve negatifliği aynı anda içinde barındırır. Hayat tıpkı bir okyanus gibi dalgalı ve durgun anlarıyla doludur. Akıntılara karşı koymak yerine onların bizi taşıdığı yere güvenmeliyiz. Her duygunun bir yeri, zamanı ve dozajı vardır. Pozitif ve negatif, tıpkı gece ve gündüz gibi birbirini tamamlar. Duygulardan kaçmak, aslında kaçtığını sanmak, onları ayrıştırmak yerine hayat akışında her duygunun bir anlamı ve katkısı olduğunu kabul etmek bizi kendimize daha çok yaklaştırır ve bütün kılar.

Yaşadığımız duygulara karşı ben şu an ne hissediyorum ve beni aslında nereye götürmek istiyor? sorusu daha iyi görmemiz karşısında yardımcı olabilir. Hatta bazen bu soruyu yazarak sormak ve cevaplamakta baya yardımcı olacaktır. Aslında her duygunun içerisinde ve doğru zamanında, vakit geçirdikçe bizi kendimize yaklaştıracak ve derinleştirecektir. Bilmediğimiz, içinde kalmaktan korktuğumuz duygular ise dalgaların içinde çırpınmak gibi bizi daha fazla yoracak ve uzaklaştıracaktır. Oysaki her dalganın ardında bir sakinlik her fırtınanın ardından bir huzur gelir. Bu akışı ve geleni kabul etmek, yaşamın ve insanın özünü anlamaktır. Duygularımızdan kaçmadığımız, hayatın sıfatların arkasında değil, duygularımızın özümüze giden yolculuğun iyi ve kötü eşlikçileri olduğunu unutmamamız, yeri geldiğinde fırtınanın, yeri geldiğinde durgunluğun yolunuza ışık olması dileğiyle…

İlginizi çekebilir: Kandırıyorum ama kimi?

Mert Bağ: Merhabalar, ben Mert Bağ. Erken yaşlarda ilk olarak voleybol branşını hayatıma kattıktan sonra basketbolla tanıştım ve uzun yıllar basketbol ve voleybol branşlarında çeşitli takımlarda oynadım. 2012 yılında aktif sporculuk hayatımı bırakarak, Marmara Üniversitesi Spor Yöneticiliği bölümünü bitirdim. Üniversitedeyken pazarlama, iletişim ve psikoloji alanlarında daha çok uzmanlaşmaya çalıştım ve birçok farklı spor branşını da tecrübe etme şansı buldum. Kısa bir süre spor pazarlaması alanında çalıştıktan sonra, 2017 yılından itibaren insan bedeni üzerine egzersiz, nefes, fiziksel ve zihinsel beden travmaları gibi alanlarda yurt içinden ve yurt dışından eğitimler alarak bu alanlarda çalışmaya ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Kendi bedensel travmalarımı çözmek adına çıktığım bu yolculukta çok fazla farklı keşiflerin içerisinden geçtim ve insanı anlamaya dair her bilimsel alanın içerisinde dolanmaya çalışıyorum. O yüzden burada yazmaya, sizlerle paylaşmaya çalışacağım şeylerde kendi geçtiğim yollardan, bu yolda karşılaştığım farklı öğrencilerim ve danışanlarımla tecrübe ettiğimiz deneyimlerden, araştırmış olduğum farklı konulardan bahsetmek olacak. Bir gün psikoloji ile ilgili bir yazıya denk gelmişken, bir sonraki yazıda egzersiz, bir sonrakinde biyolojiden, bir başka yazıda nefesten bahsetmiş olabilirim sizlere, insanın işleyişi ve bağlantılı olduğu veya yoldayken karşılaşmış olduğum ne varsa bütün bu deneyimleri sizlerle paylaşacağım. Bu uzun ince karışık bir adamın insanı, işleyişi ve evreni keşfetmek adına çıkmış olduğu bir serüven, bu serüvenin içerisinde durağımız şu anda burası. Burada olmaktan umarım siz de keyif alırsınız.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale