X

Çocuklarla iletişim kurmak için en sağlam köprü: Dil

Çocuk eğitiminde ve insan iletişiminde aslında en çok önem vermemiz gereken nokta kullandığımız dildir. Çocuğa karşı kullanılan dil o kadar önemlidir ki çocuğun tüm kişiliğini, kendine olan güvenini, hayata karşı duruşunun gücünü, hırslarını, vazgeçişlerini, kendine verdiği değeri, başarılarını ve başarısızlıklarını, kazançlara ve kaybedişlerine olan tutumunu ; kısacası çocuğun geleceği ile ilgili kurguladığınız her şeyi şekillendirir.

  • Çocuğunuz ile konuşurken kullanılan dile dikkat edilmeli. Çocuğunuza kullandığınız her sözcüğün ve cümlenin bir sihri vardır ve bu sözcükler çocuğunuzun kendini tanımlamasında yardımcı olur. Örneğin, “sen çok yaramazsın” cümlesini sıklıkla söylediğinizde çocuğa verdiğiniz mesaj , ”Sen o’sun!” mesajıdır. Çocuğa kullandığınız her sözcükle bir şey ifade ediyorsunuz. Bizler yetişkin olarak ne demek istediğimizi biliyor ya da tahmin edebiliyoruz fakat çocuklar konuşulan her sözcüğü anlamı ile alır ve öğrenirler. Bu nedenle kullandığınız her sözcüğün değeri çok önemlidir.
  • Çocuğunuzla ilgili çevrenize suçlayıcı bir dille konuşmamalı. Sosyal ortamlarda yaşantınızdan bahsederken bazen farkında olmadan ”Benim kızım çok çekingen, başkasını gördüğü zaman hep arkama saklanır”, ”Benim oğlum çok hiperaktif, durduğu yerde durmaz!” şeklinde cümleler kurulabiliyor. Çocuğunuzu çevrenize hangi dilde anlatırsanız, çevreniz de çocuğunuzu o şekilde görmeye başlayacaktır.

  • Verilen ani tepkilere dikkat edilmeli. Ani çıkışlar ve bağırma, çocuğun o anda içinde bulunduğu duruma karşı korku beslemesini sağlar. Doğru davranışa yönlendirmek ve tehlikeli olan ortamdan çocuklarınızı korumak istiyor olsanız bile ani verdiğiniz tepkiler, çocuğunuza bulunduğu durumun tehlikeli ya da kötü olduğunun mesajını veriyor fakat bir süre sonra, çocuğunuzun yaşadığı bu korkunun başka keşif ve deneyimlerde de var olduğunu görebiliyorsunuz. Bu durum çocuğa doğru davranışı öğretmek yerine, her şeye korkarak yaklaşmasına neden olabiliyor.
  • Çocuk tehdit edilmemeli. ”Yemeğini yemezsen sana park yok!”, ”Bunu yapmazsan sana oyuncak almayacağım!” gibi tehdit cümleleri öğrenmeyi kolaylaştırmaz ve doğru bir öğrenme sağlayamaz. Çocuğunuzun ulaşmak istediği şey için mi yemeğini yemesini tercih edersiniz, yoksa yemeğe ihtiyacı olduğu için mi yemek yemesini istersiniz? Sıklıkla rastlanılan, masum gibi görünen ama çocuğun omzuna büyük bir yük bindiren ve onu kaygılandıran bir tehdit de ”Yapmazsan giderim” tehdididir. Sizin için çok değerli bir insanın sizi terk edip, onu kaybettiğinizi düşünün. Bu büyük bir acı değil mi?Gitmiyor olmanız çocuğunuzun yaşadığı bu kaybetme korkusunu asla hafifletmez. Bunların yanında size olan inancı ve güveni yok olmaya başlar. 

  • Çocuğunuza hemen müdahele etmek yerine bekleyin! Bir çocuğun en çok ihtiyacı olan şeylerden bir tanesi onun kendini ifade edebilmesi ve bir beceriyi kazanabilmesi için ona fırsat verilmesidir. Bir iş yerine yeni girdiğinizi düşünün. Patronunuz sürekli başınızda yapmanız gerekenleri söylüyor; ısrar ve sabırsızlıkla ne zaman bitireceğinizi, başarıp başaramayacağınızı kontrol ediyor. Bir süre sonra kendinizi boğulmuş ve başarısız hissedersiniz, değil mi? Çocuklarınızın da hissettiği farklı duygular değil aslında. Yeni bir beceri kazanırken ya da belirli deneyim ve sınırlı kelime haznesiyle çocuklar kendilerini ifade etme çabasındayken, en çok karşısında sabırla bekleyen ebeveyne ve devam edebilmesi için ise ebeveynin heyecanına ihtiyacı vardır.  

İlginizi çekebilir: Aşırıya kaçmadan çocukları nasıl korumalı?

Gülnaz Küsin: Adana’da dünyaya gelen Gülnaz Küsin 2009-2011 yılları arasında Viyana Üniversitesi Siyaset Biliminde eğitim gördükten sonra Mersin Toros Üniversitesi Psikoloji Bölümünden 2017 yılında mezun olmuştur. Lisans eğitimi sırasında Adana Dr.Ekrem Tok Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde,Özel Adana Medline Hastanesinde ve Adana Sevgi Evleri Çocuk Yetiştirme Yurdunda stajyer psikolog olarak görev yapmıştır.2017 yazında Kanada Saskatoon 'da İngilizce eğitimi almıştır. İleri derece İngilizce düzeyine sahiptir. Şu anda Yakın Doğu Üniversitesi Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansına devam etmektedir. Halen Dr Alper Yılmaz ile birlikte çalışmaktadır. Aldığı eğitimler: • Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi (Prof Dr Şükrü Uğuz) • Oyun Terapisi Eğitimi • Denver 2 Gelişimsel Tarama Testi • Moxo D-cpt Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Ölçme Testi

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale