X

Okul öncesi dönemde çocuklarda beslenme: Sık sorulan 3 soru, 3 cevap

Okul öncesi çağı 2-6 yaş grubunu kapsar. Bu yaş döneminde çocukların her besin grubundan yeterli ve dengeli beslenmesini sağlamak oldukça önemli. Çünkü bu dönem büyüme ve gelişmenin en yüksek olduğu dönemlerden biridir. Bu yaş, sağlıklı beslenme temelinin atılmasında ve sağlamlaştırılmasında büyük bir rol oynar.

Okul öncesi dönem çocuklarının, bazı yiyecekleri sevmeleri ya da sevmemeleri ile yiyecekleri tüketme miktarları günlük olarak değişkenlik gösterir. Bazı günler az, bazı günler fazla tüketmeleri bu yaş grubunun en belirgin özelliklerinden olup, bu noktada ebeveynlere düşen rol ısrarcı olmadan besin gruplarını tanıtmak ve sevdirmenin yollarını aramak olmalıdır. Bu yazımda sizlerden en sık gelen 3 soruya cevap vermek istedim.

Çocuğum yumurta yemiyor, ne yapmalıyım?

Yumurta anne sütünden sonra en kaliteli protein kaynaklarından biri olup, bu yaş grubu beslenmesinde eksik edilmemesi gereken besinlerden biridir. Fakat çocuklar kokusunun keskin olmasından ya da pişirme yönteminin damak zevklerine hitap etmemesinden kaynaklı olarak yumurta tüketmekten kaçınıyor. Bu noktada kreplerinin içine ilave edebilir, süt ile çırpılmış yumurta yapabilir, çılbır olarak beslenmesinde yer verebilir ya da tuzlu bir kek yaparak beslenmesine dahil edebilirsiniz. Yumurtayı ilgisini çekebilecek tavşan, köpek, kedi, bulut veya ağaç gibi farklı formlara getirerek sevdirmek oldukça mümkün.

Çocuğum süt içmiyor, ne yapmalıyım?

Çocuklara süt içirmenin bir kolay yolu da onu farklı meyve aromalarıyla süslemek. Çocuğunuzu iyi tanıyorsunuz, hangi meyveyi daha çok sevebileceğini sizden başkası bilemez. Çocuklar genellikle muzlu süte bayılır, fakat onda da meyvenin porsiyon miktarına dikkat ederek sütüne eklemekte fayda var. 1 porsiyon muzu göz önünde bulundurursak, bu ölçünün 1 orta boy muz için yarım, küçük bir muz için ise bir tam olarak düşünebilirsiniz. Marketlerden aldığınız eklenti şeker ile aromalandırılmış sütlerden ziyade, evde kendinizin yaptığı sütler çocuğunuzun büyüme ve gelişmesine daha çok katkı sağlar.

Çocuğum kahvaltı etmiyor, ne yapmalıyım?

İştahsızlık veya uyanır uyanmaz güne kahvaltı ile başlama durumu kimi zaman çocuklar için de zor bir durum haline gelebilir. Ebeveynlerin yapabileceği en büyük iyilik ise bu yaş grubundaki çocuklarına kahvaltı alışkanlığı kazandırmak ve kahvaltı yapmayı sevdirmenin yollarını bulmak. Çünkü yapılan araştırmalar güne kahvaltı ile başlayan çocukların konsantrasyonlarının, okul başarılarının, büyüme ve gelişmelerinin daha iyi olduğunun altını çiziyor. Tabii ki güne kahvaltı ile başlamak kadar kahvaltı öğününün içeriği de büyük öneme sahip. Tabağının yarısında sebze ve meyve olması, kalan dörtte birlik kısımda bir tahıl grubuna yer verilmesi, mutlaka peynir ve yumurta olması ve bu tabağa eşlik eden süt veya kefir gibi bir süt grubu olması büyümeleri ve gelişmeleri için oldukça elzem.

İlginizi çekebilir: Güne kahvaltıyla başlamak neden önemlidir: 3 alternatif kahvaltı önerisi

Büşra Şen: 2018 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden yüksek onur öğrencisi ve bölüm 6.sı olarak, 2019 yılında ise yine aynı üniversitenin Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden yüksek onur öğrencisi olarak mezun oldu. Üniversite eğitimi süresince, İstanbul Tıp Fakültesi’nde endokrinoloji, onkoloji, nutrisyon destek, yetişkin ve çocuk poliklinik ve dahiliye bölümlerinde zorunlu ve gönüllü olarak; Özel Memorial Şişli Hastanesi’nde yetişkin beslenmesi üzerine; Yemekhane Yiyecek ve İçecek Hizmetleri Amerikan Hastanesi mutfağında kurum beslenmesi üzerine stajlarını başarıyla tamamladı. Yeme bozukluklarında Diyetisyen ve Psikolog yaklaşımı, Sezgisel Yeme Farkındalığı, Gastrointestinal Sistem Kanserlerinde Beslenme Eğitimi, Obezite ve Diyabet Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar, Çocuk Beslenmesinde Çözüm Odaklı Yaklaşımlar ve Fitoterapi başta olmak üzere bir çok eğitim ve kurs programına katıldı. 2019-2020 tarihleri arasında 1 yıl kadar Dilara Koçak Mezura Kliniği’nde diyetisyen olarak çalışmış olan Büşra Şen; kurumsal beslenme danışmanlığı, hasta tedavi ve eğitimi, bilimsel yayın takip ve uygulama geliştirme alanlarında görev aldı. Şu an ise İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini devam ettirmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.



İlgili Makale