X

Çocuklara sıra dışı isimler koymak, onlara zarar veriyor olabilir mi?

Yeni nesil ebeveynler arasında bebeklerine “kimselerde olmayan” isimler koyma konusunda adeta bir yarış söz konusu. Alya, Mila, Çığır, Dora vb. isimleri artık sık sık duymaya başladık. Bu saydıklarımıza benzer bebek isimleri kulağa oldukça şiirsel ve ilginç gelse de, yakın zamanda yürütülen bir araştırma, çocuklara sıra dışı ve “alışılmamış” isimler vermenin onlara uzun vadede zarar verdiğine değiniyor.

İlginizi çekebilir: Bilim anne ile bebek arasındaki özel bağı kanıtlıyor

Sıra dışı isimler iş hayatında engel teşkil edebiliyor

2012 yılında Yeni Zelanda’da bulunan Wellington Üniversitesi’nde yapılan bu araştırmaya göre, anlamsal açıdan sıra dışı, bilinirlik konusunda zayıf ve telaffuz etmesi zor isimlere sahip bireyler özellikle iş yaşamında başarıyı yakalamakta bir hayli zorlanıyorlar. Bunun sebebi ise, farklı coğrafyalardan işverenlerle yapılan anketlerle ortaya konuldu. Ankete yanıt veren işverenlerin önemli bir çoğunluğu, daha önce hiç duymadığı bir isme sahip bir adayı; tanıdık bir isme sahip bir adaya göre daha az güvenilir buluyor. Özellikle telaffuz konusunda sıkıntı yaşanabilen, uzun ve zor isimler de seçme – değerlendirme veya mülakat aşamasında, akılda kalıcılık avantajından ziyade elenme riskini beraberinde getiriyor.

Wellington Üniversitesi’nin yürüttüğü araştırmanın sonucu, daha önceki yıllarda yapılan bir çalışmanın sonucuyla da kesişiyor. Söz konusu araştırma ise tüketicilerin, komplike isimli marka ve gıdaları, daha fazla katkı maddesi içerdiğini düşündükleri için tercih etmediklerini ortaya koyuyordu.

İsim seçerken titiz davranmak önemli

“Bu istatistik ve araştırmalara itibar etmiyorum. Çocuğuma eşsiz bir isim koymak istiyorum” da diyor olabilirsiniz. Bu aşamada da bazı faktörleri göz ardı etmemekte fayda olabilir. Örneğin çocuğunuza vermeyi düşündüğünüz ismin, ses benzerliği ya da benzeri sebeplerden ötürü onur kırıcı bir lakaba dönüşme ihtimali varsa bu isim alternatifinizi listenizden çıkarmalısınız.

İlginizi çekebilir: Çocuk izni alan kadınların hukuki hakları

 

Kaynak:

Parenting.com

 

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale