X

Çocuk yogasının faydaları: Farkındalık ve neşe dolu anlar

Yoga denince; gözleri kapalı, derin meditasyonda olan, yanan tütsülerle çevrili ve rahatlatıcı müzik eşliğinde sakin bir yetişkin gelir aklımıza. Ancak son zamanlarda yoga beklenmedik bir şekilde çocuklara doğru bir dönüş yaptı. Artık çocuklar da yoga yapıyor ve bunun sadece eğlence için olmadığını kanıtladı.

İşin aslı, Amerika’da yaşayan ve bir eğitimci olan Marsha Wenig, özellikle çocuklar için bir yoga programı tasarlayarak 1998 yılında Yoga Kids’i kurdu. Indiana’nın La Porte kentindeki aile rekreasyon odasında işe başladı ve daha sonra yerel Montessori okullarında dersler vermeye başladı. Yoganın çocukların fiziksel ve zihinsel sağlığı için inanılmaz derecede faydalı olduğunu ortaya çıkardı. Böylece Amerika’da ve diğer ülkelerde çocuk yogasının yayılmasına öncülük etti. Ebeveynler ve eğitimciler, çocuklar için yoganın birçok faydasını keşfettikçe; özellikle konsantrasyon, stres azaltma, esneklik ve güç geliştirme gibi konularda, çocuk yogası hızla giderek popülerlik kazandı.

Ancak hepimizin bildiği üzere çocuklar sakin ve odaklanmış tavırlarıyla tanınmazlar. Peki yoga, onlar için nasıl işliyor derseniz; her şey pozları eğlenceli ve etkileşimli hale getirmekle ilgili. Yoga duruşlarından biri olan Aşağı Bakan Köpek; çocuk yogası derslerinde uygulama yaparken havlar, kuyruk sallar, diş gösterir ve hatta işer. Ağaç Duruşu’nda; o ağacın kolları dallanır, çiçekler açar, meyveler verir, rüzgardan savrulur, bazen dallarına bir kuş konar. Çocuklar bu pozları somutlaştırmak için hayal güçlerini kullanmaya teşvik edilir.

Beş yaşındaki çocuklarla dolu bir odada kelebek gibi uçan, aslan gibi kükreyen, yılan gibi sürünen, dağ gibi sabit, ağaç gibi davranan çocukları hayal edin. Bu başlarda kaos gibi gelebilir fakat aynı zamanda görülebilecek en şahane şeylerden biridir. Ve en iyi kısmı? Çocuklar, farkında bile olmadan temel yaşam becerilerini öğrenirler.

Yoga, çocuklara farkındalığı ve öz farkındalığı öğretir, duygularını düzenlemelerine ve stresle başa çıkmalarına yardımcı olur. Çocukların büyüyen bedenleri ve zihinleri için çok önemli olan fiziksel aktiviteyi teşvik eder. Ve belki de en önemlisi, rekabete dayalı olmayan bir uygulama olduğu için, fiziksel yapıları atletik yetenekleri ne olursa olsun her çocuk katılabilir ve kendini başarılı hissedebilir.

Hindistan’daki keşişler tarafından tasarlanmış yüzlerce yıllık bir uygulamanın Batı dünyasındaki küçük çocuklar için vazgeçilmez bir fiziksel aktivite haline geleceğini kim bilebilirdi? Meditasyon çalışmaları için bu söylenemez fakat bazen en şaşırtıcı kombinasyonların en önemli faydalara yol açabileceğini gösteriyor. Ve kim bilir, belki bir gün, tam bir sessizlik içinde meditasyon yapan küçük çocuklarla dolu bir oda görürüz. Namaste!

İlginizi çekebilir: Çocuk yogası derslerinde sanat etkinliği uygulamaları

Ebru Nida Çobanoğlu: Merhaba, ben Ebru Nida Çobanoğlu. Çocuk Gelişimi ve Okul Öncesi Öğretmenliği alanlarında tamamladığım lisans eğitimlerimin yanı sıra, çocuklar için robotik kodlama, pilates, Montessori, latin dansları ve Los Angeles'ta YogaWorks sayesinde yoga ile tanışarak Uluslararası Yoga Alliance onaylı vinyasa yoga ve çocuk yogası uzmanlık eğitimleri aldım. Çocukların öğrenme süreçlerindeki dinamikleri anlamak, onların ihtiyaçlarını zamanında ve doğru şekilde karşılayabilmenin önemini kavramak, benim eğitim ve çalışma hayatımın odak noktasını oluşturur. Çocuklarla çalışma arzum, onların meraklı ve öğrenmeye açık doğasından beslenir ve her geçen gün daha da büyür. Bu sayede, çocukların gelişimlerine katkıda bulunmak için Çocuk Yogası Uzmanlık Eğitimleri vermek ve eğitsel, öğretici oyuncak tasarımları üzerine faaliyet göstermekteyim. Deneyimlerimi, yoga ve çocuk gelişimi alanında en iyi uygulamaları öğrencilerime ve diğer eğitimcilere sunabilmek amacıyla kullanmaktayım. Eğitimde yenilikçi yaklaşımlar kullanarak, çocukların potansiyellerini tam anlamıyla ortaya çıkarabilecekleri bir ortam yaratmayı hedeflemekteyim. İletişime için e-posta yoluyla bana ulaşabilirsiniz: ebru@kidsyogalab.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale