X

Cildinizin kuru olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Cildin pürüzlü, kaşıntılı, pul pul, kızarık görünmesine neden olabilen kuruluk, her yaştan insanda görülen yaygın cilt sorunlarından biri. Çoğumuzun zaman zaman şikayet ettiği cilt kuruluğu, oldukça rahatsız edici bir durum. Kuruluk sorunun kaynağını bulabilmek ve çözebilmek için öncelikle cilt yapınızın mı kuru olduğunu yoksa susuz kaldığınız için mi kuruduğunu bilmeniz önemli. Nemsiz cilt bazen kuru cilt ile eşanlamlı olarak görülse de bunlar aslında iki farklı olgudur. Hepimiz, genellikle tek bir cilt tipiyle doğsak da, bu durum zaman içinde çeşitli çevresel ve biyolojik faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterebilir ve cilt tipleri normal, karma, yağlı ve kuru olarak ayrışabilir.

Nemsiz kalmış cilt sudan yoksunken, kuru cilt doğal yağlardan (sebum) yoksundur. Ayrıca kuru cilt genellikle değişmeyen cilt yapısına ilişkin bir özellikken, kurumuş cilt dehidrasyonla ortaya çıkan ve zaman zaman değişebilen bir durumdur. Cilt tipinizi anlamak ve kuru olup olmadığına karar vermek için bir dermatoloji uzmanından destek alabilir ya da cilt analizi yaptırabilirsiniz. Evde yapabileceğiniz basit uygulamalarla da cilt tipinizin mi kuru yoksa cildinizin mi susuz kaldığını öğrenebilirsiniz.

Cilt tipinizi öğrenmek için: Kağıt testi

Cildinizin kuru olup olmadığını evde küçük birkaç kağıt parçası ile test edebilirsiniz:

  • Emici bir kağıt parçasını yüzünüzün farklı bölgelerine hafifçe bastırarak dokundurun.
  • Daha sonra ışığa tutarak kağıdı inceleyin.
  • Eğer çok az veya hiçe yakın yağ varsa büyük ihtimalle kuru bir cilt yapınız vardır.
  • Kağıt yağla fazlasıyla ıslak bir görüntüye sahipse muhtemelen yağlı bir cildiniz olabilir.

Cilt kuruluğunu anlamak için: Çimdik testi

Öte yandan, cildinizin nemsizlikten, susuzluktan kuruyup kurumadığını, dehidrasyon yaşayıp yaşamadığınızı da anlamanın hızlı ve pratik bir yolu var:

  • Yanağınızda, karnınızda, göğsünüzde veya elinizin üst kısmında az miktarda deriyi sıkıştırın ve birkaç saniye tutup bırakın.
  • Cildiniz hemen geri çekilirse, muhtemelen susuz kalmamıştır.
  • Ancak derinin kendini toparlaması biraz uzun sürüyorsa, bu yeteri kadar su ihtiyacının karşılanmadığı anlamına gelebilir.
  • Dilerseniz vücudunuzun farklı bölgelerinde de çimdik testini kolayca deneyebilirsiniz.

Kuru cilt vs. kurumuş cilt

Cilt tipiniz kuruysa pul pul dökülmeler, sıklıkla karşılaşılan kızarıklıklar, tahriş, yanma, soyulma, batma hissi ya da kaşınma gibi sizi zorlayan semptomları deneyimleyebilirsiniz. Ayrıca sedef hastalığı, egzama, çatlaklar, erken kırışıklıklar gibi cilt sorunları da kuru cildin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir. Yağ bazlı nemlendiriciler kullanmak ve her mevsim güneş kremi sürmek kuru cildinizin ihtiyaç duyduğu bakımı sağlayabilir. Diğer yandan  kurutucu içerikli cilt bakım ürünlerinden uzak durarak, sıcak hava ve sıcak su ile fazla temas kurmayarak, kaşıntı, yanma hafifletici kremlerle kuruluğun yarattığı semptomları hafifleterek, soyucu özellikli peelinglere rutinlere çok sık yer vermeyerek, cildinizi rahatsız etmeyen kumaşlardan üretilmiş giysileri tercih ederek ve en önemlisi su tüketiminizi ihmal etmeyerek de kuru cildinizin zarar görmesini engelleyebilirsiniz.

Kuru cilt ile karıştırılan susuz kalmış, nem eksikliği yaşayan ciltlerde oluşan kuruluk ise beraberinde cilt ile birlikte tüm vücudu etkiler. Kaşıntıyı, donuk gözleri, göz altı-burun çevresinde gölgelenmelerini, ağız kuruluğunu, koyu renkte ve daha az sıklıkta idrara çıkmayı, sersemliği, baş ağrısı ve/veya dönmesini beraberinde getirebilir. Tüm bu sorunların kaynağı olan dehidrasyon, vücudun susuz kaldığı anlamına gelir. Bunun önüne geçmek içinse atılması gereken en önemli adım günlük su tüketimini artırmaktır. İçtiğiniz suyu artırarak, kahve, çay gibi kafein içeren içecekleri tüketmeyi azaltarak cildin ihtiyacı olan suyu sağlayabilirsiniz. Ayrıca su ihtiyacını sadece su tüketerek değil, bol su içeren meyve-sebzeleri yiyerek de karşılayabilirsiniz. Karpuz, salatalık, şeftali, marul, kabak, domates, greyfurt, Hindistan cevizi veya kereviz gibi meyve-sebzeler sayesinde suyunuzu yiyebilirsiniz.. Yaşam alanlarınızdaki nemi artırmak ve cildinizin kurumasını önlemek içinse kaliteli bir hava nemlendiricisi kullanabilirsiniz.

Kurumuş cildinizi beslemek için düzenli olarak cilt tipinize uygun bir nemlendirici ile destekleyebilirsiniz Cilt bakım rutininize eşlik edecek ve hak ettiği bakımı ona vermenizi sağlayacak cilt bakım ürünlerini incelemek için Cilt Bakım listemize de göz atabilirsiniz.

Kaynak: healthline, mayoclinic

İlginizi çekebilir: Egzamalı ciltlere özel güneşten korunma ipuçları

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale