X

Cezalısın, çık koşu bandına

Spor salonuna gitmem, koşu bandına da çıkmam.” derdim bir zamanlar. Kobay mıydım ben.

Kobaylar ve koşu bandı çok özdeşleştirilir

Ha fare tekerleği, ha koşu bandı… Olmazdı, mümkün değildi. Oldu. Spor hocası pek bilgili, arkadaşlar keyifli, salon evin dibinde iken gitmemek de olmazdı ki… Gittim, koşu bandına çıktım, saatlerce takıldım ve üzerimde herhangi bir deney yapılmadığından emindim.

Ancak o sıralarda hala keşfetmemiştim dışarıda koşmayı, ormanda, doğada kaybolmayı. Ne zaman ki dolu dolu oksijeni çekiverdim ciğerlerime, koşu bandıyla işim bitti anında. Koşmayı çok seviyordum zaten, bir şeyin beni manipüle ederek koşturmasına ihtiyacım yoktu ki. Bir duygu tarafından sürüklenmeliydim o noktaya; Frig Vadileri’ndekiFrig Vadileri’ kekik kokusunun verdiği dinginlik, Likya’daki Likya’muhteşem manzaradan kopup gelen “İyi ki yaşıyorum, iyi ki buradayım.” hissi gibi.

Açık havada koşmak daha zevkli olabilir

Ara sıra misafir olarak gidiyorum spor salonuna ve o zaman da pek yüz yüze gelmemeye çalışıyorum kendi kendine hareket eden o lastik yolla. Ama ters yürümeyi seviyorum. Tamamen yükseltip, koşu bandına karşı kuvvet uygulayarak yürüyor, normalde birincil derecede çalışmayan kaslarımı kullanıyor ve daha fazla güç sarf ediyorum. Aksi takdirde ceza gibi geliyor artık bana onun üzerine çıkmak.

Ceza konusunda pek de yanılmadığımı öğrendim bu yazıyı yazmadan hemen önce. Meğer eski zamanlarda mahkumların cezasını çekmesi için bir araçmış koşu bandının prototipi sayılabilecek alet. 19. yy’da özellikle İngiltere’deki hapishanelerde pek fazla kullanılıyormuş. Mahkumlar her gün en az 6 saat boyunca adım atıyor ve bu sırada da su pompalanmasına ya da buğday öğütülmesine yardımcı oluyorlarmış. Aslında farkında olmadan faydalı bir iş yapıyorlarmış.

Koşu bandının ilk örnekleri hapishanelerde kullanılıyormuş

Oysa bizler ne yapıyoruz günümüzde; milyonlarca TL’yi hiç gitmeyeceğimiz spor salonlarına ödüyor, zayıfsak kardiyo çalışması yapmaya gerek duymuyor, ağırlık çalışmanın erkeklere özgü bir faaliyet olduğuna inanıyor, esnemeyi sadece kızların yapması gerektiği konusunda bahane üzerine bahane üretiyoruz. Abartmıyorum, gerçekten yapıyoruz.

Kendimizi cezalandırmaktan vazgeçsek mi, ne dersiniz? Vardır bir yerlerde keyif alarak yapacağımız bir şeyler. Bulunca haber verir misiniz ?: kivergu@gmail.com

Bunları unutmayalım:

*Bu hafta sonu (13 Aralık ) yapılacak Geyik Koşusu.
**19 Aralık’taki Longest Night / Run or Ride Gece Koşusu.
***Runatolia’da 10 km koşmak için hemen Çaylaklar arasına katılmayı unutmayın: caylaklar@adimadim.org

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

Soğuk havalarda nasıl koşu yapabiliriz?

Haydi, iyilik peşinde koşalım

Bir yarışmacının gözünden Gloria Ironman 70.3 Turkey

Kıvanç Ergun: Kıvanç Ergun bugün bisikletin tepesinde, yarın ormanda çamurun içinde… Harekete, iyilik peşinde koşmaya doyamıyor, başkalarına çılgınca gelen şeyleri yapmaktan inanılmaz keyif alıyor. İflah olmaz bir spor tutkunu olan Kıvanç, ‘yükseklerde’ yaşamanın, hayattan keyif almanın yolunu sporda bulmuş ve her gün yeni alanlara kayıp, kendini bilinmezlerde kaybetmekten hiç ama hiç çekinmiyor. Yaşını başını almış ama adrenalin söz konusu olunca kendini alamıyor, aktiviteye dalıyor. 2013 İstanbul Maratonu’nda ilk maratonunu (42 km), 2014'te Frig Vadileri'nde ilk Ultra Maraton’unu (60 km) koştu. Ulaşım aracı olarak bisikleti kullanıyor ve bisiklet kullananların sayısını kültürel gelişmeyle eşdeğer tutuyor. Yazdığı yazılarda sınırları nasıl zorladığından, deneyimlerinden bahsederken, bir yandan da hareket etmemek için yaratılan bahaneleri çürütmekten büyük keyif alıyor. Yardımseverlik koşusunun Türkiye'de tanınmasını sağlayan Adım Adım Yardımseverlik Platformu'nda Marka ve İletişim Koçluğu görevini yürütürken, aynı zamanda TOG'un AA içindeki STK Sorumlusu ve gönüllü koşucusu olarak da devam ediyor yaşamına... Fotoğraf konusunda fena değildir, takip etmek isterseniz: instagram/kiverg

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale