X

”C” jenerasyonunun iş dünyasının geleceği üzerindeki etkileri

C Jenerasyonu Nedir?

“C” harfi İngilizce ‘connected’ kelimesinin ilk harfi. Yani bağlı; bağlanmış. Sosyal medyayı yönetiyor, akıllı telefonlar ve tabletler kullanıyorlar. Yaratıcılık, katkı sağlama ve kişisel tüketim konularına ilgililer. Kişisel ve mesleki hayatlarındaki önemli durumları da şu soruyu sorarak değerlendiriyorlar: “Yaptığım şeyin sonunda kendimi nasıl hissedeceğim?”

The End of Business As Usual: Rewire the Way Your Work To Succeed in the Consumer Revolution ve What’s The Future of Business? Changing The Way Businesses Create Experiences kitaplarının yazarı Brian Solis C jenerasyonu için şöyle diyor:

”Bu bireylerin beyinleri farklı bir şekilde çalışıyor. Biz sosyal ağların özel hayatımıza karışmasından şikayetçi olurken, onlar bu konunun kontrolü konusunda çoktan uzmanlaştı. Biz insanların online ortamda neden bu kadar çok paylaşım yaptığını anlamaya çalışırken, onlar sosyal medyayı çok iyi yönetti; kendilerine uyarladı ve harika filtreler oluşturdu. Biz bilgi bulmak için Google’ı kullanıyoruz; onlar kararlarını Youtube videolarına göre veriyor. Biz televizyonu televizyonda izliyoruz; onlarsa tabletlerinde veya akıllı telefonlarında…”

Peki bu durum iş dünyasını nasıl etkileyecek?

Google Insight’tan gelen rapora göre, bugünün tüketicileri satın alma kararı vermeden önce yaklaşık 10 farklı kaynaktan bilgi topluyor. Bu veri geçen yılki verinin neredeyse iki katı. Solis’in iddiasına göre, insanlar bilgi toplamak için yoğun olarak interneti kullanıyorlar ve bu da işletmecilere bloglarda, Youtube videolarında, yeni uygulamalarda ve inceleme sitelerinde paylaşılan deneyimlerin can alıcı bir noktaya geldiğini gösteriyor.

Wall Street Journal’ın tanımıyla, dünyanın en iyi medya fütüristlerinden Dana Rousmaniere’nin Harvard Business Review Blog’da kaleme aldığı makaleye göre 2020 yılına geldiğimizde pazarlama, kişiselleşmiş, özelleştirilmiş, kişinin isteklerine göre adapte edilmiş olacak. Reklamın içeriğe dönüşmesi de diyebiliriz. Yani bilgilerimizle ödeme yapacağız ve karşılığında verdiğimiz bilgilere göre bize en uygun ürünü satın alacağız. Müşteriler, markalarla güvene dayalı ilişikliler oluşturur. Eğer bir marka o güvene aykırı bir davranışta bulunursa, bu davranış çok çabuk ortaya çıkar ve hızlı bir şekilde yayılır.

Rousmaniere’e göre, alım sebebi sosyal motivasyon olacak ve işletmeciler de ürünlerini müşterilerin gerçek hayattaki duygularıyla etkileşime geçecek şekilde tasarlamaya odaklanacak.

Peki iş dünyasındaki bu tip değişimler teknolojik inovasyonu nasıl etkileyecek ve gelecekte nasıl işler ortaya çıkacak?

Fast Company yazarı Ben Shiller’e göre, yeni teknoloji yeni iş alanları yaratacak, bazı iş alanlarını yok edecek, bazılarını da değiştirecek. Shiller’in altını çizdiği birkaç yeni mesleği şöyle sıralayabiliriz: Dijital ölüm menajeri, 3-D baskı ustası, dijital detoks uzmanı ve kentsel çoban. Komik görünebilir ama bu öngörüler Phoenix Üniversitesi Gelecek Araştırma Fakültesi’nde yayımlanan, akıllı makinelerin ve yeni ortamların iş ve beceri olarak getireceği talebi tahmin eden, ‘The Future Work Skills 2020’ raporunda yayınlandı. Rapora göre diğer tahminler şöyle: Kuzey Amerika’daki 60 yaş üstü popülâsyon %70 artacak; bu yüzden iş yerlerinde kariyer, aile yaşamı ve eğitimle ilgili büyük değişimler yaşanacak. Yaşlı kişiler fırsatları arttıracak çünkü yeni ürünler ve servislerle sağlıklı ve aktif kalabilen yaşlılar çalışmalarına devam edebilecek. Yeni akıllı makineler evlerimize, ofislerimize, fabrikalarımıza hiç olmadığı kadar dahil olacak.

Fakat bu makinelerle pek çok iş otomatize edilecek ve robotlar tarafından gerçekleştirilecek. Washington’daki The American Enterprise Institute’de konuşma yapan Bill Gates’e göre 20 yılda birçok meslek (buna günümüzdeki hemşirelik ve muhasebecilik dâhil) yerini otomatik yazılımlara bırakacak. Üstelik bir çok kamusal ve özel işletme bunun yaratacağı değişimlere hazır değil. Bill Gates’in bu tahminleri The Economist ile örtüşüyor.

Bir danışmanlık şirketi olan Booz & Company’nin C Jenerasyonun Yükselişi ve 2020 İş Yaşamı adlı yayımladığı rapora göre:

  • Geleneksel kaynaklardan düşük kar gelmesi, iletişim ve teknoloji endüstrilerinin modası geçmiş iş modellerini terk etmesine sebep olacak. C jenerasyonunun bulunduğu ortamda hayatta kalabilmek için yeni iş modelleri oluşturması şart.
  • İş ve kişisel aktiviteler birbirleriyle karışacak.
  • Sosyal işbirliği ağları çoğalacak ve genişleyecek. Bu hem iş hem de kişisel yaşamı değiştirecek.
  • Sensor Ekonomi (Sensor Economy) ve Makinaların İnterneti (insanlar dışında fırın, buzdolabı, klima gibi ‘şeylerin’ de internete bağlanması) devri başlayacak, bunlar da müşteri odaklı yeni teknolojiler tarafından desteklenecek.

Bu tip iş ve teknoloji yenilikleri ileride talep edilen işleri değiştirecek; bu da yeni jenerasyonda iş ile ilgili farklı etkilere sahip olacak. The Future Workskills raporuna göre gelecekte çalışanlar sürekli değişen iş koşullarında esnek olup uyum sağlayabilmeli ve öğrenmeye açık olmalı.

Gelecekte ayrıca eleştirel düşünme becerileri, kişiler arası iletişim becerileri ve işbirliğine yatkınlık çok daha değerli bir hale gelecek ve teknik becerilerin önüne geçecek. İnsan Kaynakları birimlerinin yeniden tanımlanması ve yeniden yapılandırılması çok kritik. İnsan Kaynakları şu an var olmayan yeni bir düşünce sistemiyle, şu an var olmayan yeni pozisyonlara elemanlar alarak işbirlikçi ekonomiyi hedeflememize yardımcı olacak.

Kaynak: Psychology Today

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale