X

Bugünün formülü, formülsüzlük: İç sesinize kulak vererek akışta kalın

Ben yeni yeni anlıyorum ki hiçbir şeyin tek bir formülü yok. Bugüne kadar hep öyle zannettim. Bu yüzdendi çılgınlar gibi aldığım eğitimler, kişilere yollarını soruşum, her şeyi aklımda tutma çabam. Hayatıma iyi gelmeye çalışırken hep duyduğum yolları ezbere almaya çalışıp onlara tutunmaya çalıştım. Hatta sıkı sıkı tutunup, bırakmayıp, bana işlemediğinde ise bilgisizlikten ötürü “Bendeki sorun ne?” diye kendimi başarısız ve aptal hissettim.

Şimdi biliyorum. Hayatın bir matematiği yok. Bu şekilde işlemiyor hiçbir şey. Tüm yollar kendisine ve kendisine iyi gelene özel. Bu yol, bugün bana işleyen yol, yarın hatta 2 saat sonra bile sistemime işlemeyebilir. Her an ama her an değişiklik gösteriyor. Bu sebeple insan her an ayık, her an kendisini gözlemleyen bir hal içinde olmalı. Bu sebeple insan, bırakmayı bilmeli, esnek olabilmeli. Bir küçük durum içinde bir sürü farkındalığımızın olması gereken hal barındırıyor. Biri olmasa diğeri işlemiyor. Her şey dengede, aklımızın pek ermeyeceği mükemmel bir çizgide ilerliyor.

Hayatımda bu durumu son 3 aydır çok net bir şekilde gözlemleyebildim. Aralık ayının başında aralık ayı için ayı haftalara bölerek günlük planlar yapmayı planladım. Her günümü saati saatine programladım. 4 hafta boyunca tüm planladıklarımı bir bir gerçekleştirdim ve bu yol hayatıma o kadar iyi geldi ki herkese de tavsiye etmekten geri durmadım.

Ocak ayı geldiğinde aynen bu yoldan devam edecektim. Sonuçta bana iyi gelen çok iyi bir yöntem bulmuştum. Ocağın ilk haftası aynı şekilde devam etmeye çalıştım fakat içim istemiyordu. Bu defa “Nasıl yapamam, neden olmuyor?” diye kendimi yemek yerine “Peki şu an neyi, nasıl değiştirsem bana iyi gelir?” diye sordum. Artık hayatımda yavaş yavaş ihtiyaçlarımı dinlemeyi, onlara kulak vermeyi öğreniyorum. Çok şükür. Cevap gecikmedi. Bu sefer saati saatine plan yapmak beni sıkıyordu. O yüzden bende saatleri attım; haftalık planlara dönüştürdüm. Yani her gün detaylı plan yerine, o hafta yapmam gereken ya da yapmak istediklerimi planladım; gününü, saatini içime bıraktım. Bu yol beni ferahlattı. Kendimi sıkmak yerine kendimi gevşetip ihtiyaçlarıma yönelmiştim ve işlemişti. Böylelikle ocak ayımı da çok iyi geçirdim. Bu arada aralık ayında çok severek yaptığım bazı aktiviteler ocak ayında hiç işime yaramadı. Yaramayan şeyleri de planlarıma dahil etmedim; öylece kenarda beklemelerine izin verdim.

Şubat ayı geldiğinde ise işler yeniden değişti, kartlar yeniden dağıtıldı. Bu sefer haftalık planlarda da hiç gözüm, kalbim, niyetim yoktu. Mızmızdım biraz. Yine aynı soruyu sordum kendime: “Neye ihtiyacım var?” Bazen, bazı zamanlar bu sorunun cevabını duyamıyorum. Ne istediğimi, neye ihtiyacım olduğunu bilmiyorum. Belki size de oluyordur bazen. Oluyor mu? O zamanlarda panik olmaktan da vazgeçtim. Cevap alamasam da sormaya devam ediyorum. Sordukça sordukça o ihtiyaç kanalının kapısını tıklatıyorum ve sonunda da açılıyor gibi geliyor artık bana. O sebeple panik olmak yok, kızmak, öfkelenmek, “Ben duymuyorum” diye vazgeçmek yok. Sormaya devam. Sorular kıymetlilerimiz.

Bazen ise sorup dursam da yine yine duyamıyorum. O zaman bırakıyorum her şeyi. Konsantrasyonumu bambaşka yerlere veriyorum; hatta belki hiçbir şey yapmadan “gerçekten” dinlenmeye çeviriyorum. Biliyor musunuz? Hiç dinlenmeyi bilmediğimi fark ettim geçenlerde. Bu yaşıma kadar çok fazla yatmaktan, kalkamamaktan, dinlenmekten, durmaktan ötürü kendime kızan ben, meğer o anlarda hiç dinlenememişim. Aksine zihnim normalinden daha da fazla çalışmış ve hep daha da çok yorulmuşum. Belki yatıp dinlendiğini zanneden çoğu insanın yorgun kalkmasının sebebi de budur.

Konumuza dönecek olursak eğer, şimdi içerisinde olduğumuz Şubat ayında benim henüz belirli bir yolum yok. Planlarım yok, programlarım yok. Sadece iç sesimi dinleyerek hareket etmeye çalışıyorum. Bir kulağım hep o içerideki seste. Bu da şu an için güzel işliyor. Az evvel kitap okuyordum, bir anda kalktım, “Haydi yazayım” dedim ve bu haftaki konumuzun sonuna geldim bile. Bugünün formülü formülsüzlük yani. Yarın ise ne olur bilinmez. Hayat böyle işte; öğretiyor.

Nice yumuşak, şefkatli öğretilere. Güzel haftalar benden size!

Sevgiyle…

İlginizi çekebilir: Hayata rahat yerleşebilmek için en büyük ihtiyaç: Esneklik

Gamze Baytan: Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar vermek adına verdiğim arada; kendimi bir anda bol kitap, bol sorgulama, bol seans ve bol yazının içerisinde buldum. Yol yolu açtı ve ben artık izlemek yerine hayata katılmayı seçtim. Eylül '15'te Ezgi Sorman'dan aldığım Meditasyon Eğitimi Eğitmenliği'nden mezun oldum. Şu an toplam 2 günden oluşan ve içerisinde “stres nedir, bedene etkileri nedir, sağlıklı seçimler yapmamız nasıl mümkündür, meditasyon nedir, ne işimize yarar, faydaları nedir, biz aslında kimiz” gibi soruların cevabını konuşup; her birimizin modu her an değişkenlik gösterdiği için tek bir tekniğe kendimizi sıkıştırmak yerine, esnek olabilmek adına 3 ayrı varyasyonun deneyimendiği eğitimler ve grup meditasyonları yapmaktayım. Yollar bitmez tabi hayat boyu; görebildiğimiz sürece. Ayık ve uyanık olarak yakalayabildiğimiz takdirde hayatı. Ve Cihangir Yoga'da Berivan Aslan Sungur'un Yin Yoga Eğitmenliği eğitimiyle kesişti yolum. Temmuz '17’de de meditasyon hocalığımın yanı sıra yin yoga hocalığına tam anlamıyla adım atmış oluyorum. Ben ruh-zihin-beden ile bütünüyle çalışmaktan çok keyif alıyorum. Yeni şeyler keşfediyorum. Hayatta hem daha güçlü hem daha esnek durabiliyorum artık. Her şey artık hem daha derin hem daha hafif. Ve bütün bu deneyimleri daha rahat anlamamı, içselleştirmemi, görmemi sağlayan en büyük araç da kelimelerim. Yazıyorum çünkü yazı benim bu hayatta ruhumla özgürce dansedebildiğim en özgür alan. Yazıyorum çünkü yaşadığımız, başımıza gelen herhangi bir şeyde yalnız olmadığımızı, çaresiz olmadığımızı bilelim, kuvvetimizi yine birbirimizden alalım, birbirimize yayalım ve şifa olalım diye.. Tüm insanlığa yayılmak niyetiyle. Mail adresim: gamzebaytan@gmail.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale