X

Bizi biz yapan şeyler, beynimizin bize armağan ettiği farklılıklar

Beyin, yüzyıllardır üzerinde araştırmalar yapılan ve hala sırrına tam anlamıyla erişilememiş, oldukça karmaşık ve bir o kadar da müthiş özellikler barındıran bir yapı. Ve bilimin ilerlemesiyle birlikte artık bu yapının hepimizde aynı olmadığını biliyoruz. Beyin, bağlantıları, yetenekleri, zayıflıkları, kör noktaları ve duyarlılıklarıyla kişiden kişiye farklılıklar gösteren bir organ. Bizi biz yapansa bu farklılıklar.

İlginizi çekebilir: Ayna nöronlar sayesinde, insan beyni empati yapmaya programlanıyor

Baskın olmayan fenotip

Evrim biyoloğu Heather Heying, bu durumu ‘baskın olmayan/çekinik fenotip’ terimiyle açıklıyor. Bu modele göre; beynimizde baskın olan ve olmayan fenotipler var. Örneğin; insanların büyük çoğunluğunda sağ eli kullanma fenotipi baskınken, bazılarında sol eli kullanma ile ilgili olan fenotip baskın ve bu yüzden solaklar. Heying, solaklık örneğinin herkes tarafından bilinen en yaygın örnek olduğunu söylüyor, ancak bunun dışında yine aynı nedenden dolayı yaşanan başka farklılıklar da mevcut.

Bunlar arasında disleksi, renk körlüğü, otizm gibi örnekleri sıralayabiliriz. Heying, otizmli bireylerin analitik düşünme yetilerinin çok gelişmiş olduğunu, renk körlerinin renk körü olmayanların renkleri görerek kaçırdığı pek çok şeyi fark ettiğini, solakların beyinlerindeki farklı bağlantılar sayesinde farklı düşündüğünü, disleksinin ise insanlık tarihinde yazının geçmişi düşünüldüğünde aslında eskiden problem olmayan modern bir durum olduğunu anlatıyor. Onun bu sözlerini Tesla, Einstein ve Mozart gibi otistiklerin insanlığa armağan ettiği sanat eserleri ve buluşlar da destekler nitelikte.

İlginizi çekebilir: Bir beyinde iç içe iki ayrı yapı: Beynin iki yarısı

“Takas sistemi”

Heying, bunların hepsinin bir takas sistemi olduğu görüşünde. Otizm, solaklık ve bunlar gibi pek çok farklılık on yıllarca insanlar tarafından kusur ya da ‘normal’ olmayan durumlar olarak görüldü. Ancak durum bundan çok farklı. Solak olmanın da sağ eli kullanmanın da kendine göre avantajları ve kendine özgü yanları var. Ve insanlar birinden vazgeçerken diğerinin ayrıcalığını yaşıyor.

Evrim biyoloğu ve yazar Heather Heying’in konuyla ilgili görüşleri ve anlatımı için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz:

 

Kaynak
bigthink

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale