X

Birilerinin iyi niyet bekçisi olmak zorunda mıyız?

“Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşelidir” sözünü daha önce duymuş muydunuz veya günlük hayatınızda kullanır mısınız? Bu aralar benim aklımdan en sık geçen cümlelerden biri bu olabilir. İnsanlara karşı tahammül seviyemin giderek düştüğünün farkında olsam ve bir şeyleri ‘sözde’ takmamaya çalışsam da insanların da sözde ‘iyi niyetli’ davranışlarının dozunu git gide artırdığını gözlemliyorum.

Elbette ki çoğu zaman bir art niyet olmadığını sezebiliyorum ama tam anlamıyla ‘iyi’ niyet olduğundan da şüpheliyim. İnsanımız gereksiz söylemler konusunda o kadar cömert ki böyle düşünmeden edemiyorum. Eskiler ne güzel demiş ‘iki düşün, bir söyle’ diye ama nerede… Herkes konuşuyor, kimse gerçekten düşünmüyor, gerçekten susup da dinlemiyor. Oysa ki kelimeler bu kadar anlamsız, bu kadar hunharca savrulmak için değil…

Çocukluğuma kısa bir gidip geliyorum ve kulağımda en çok çınlayan sözler arasında ‘Öyle demek istememiştir, kötü niyetle yapmamıştır…’ var. Belki de öyle demek istemişlerdi, belki de kötü niyetle yapmışlardı, ben niye zoraki bir iyilik hali sezinlemek zorundaydım ki, niye belki de hiç olmayan bir iyi niyeti kazıp çıkarmak zorundaydım? Değildim aslında olmamalıydım…

Ama görüyorum ki bugün hala o aynı çabanın içindeyim, hala bir şeylerin bana aslında kötü niyetle söylenmediğine kendimi inandırmaya, ufacık bir iyi niyet kırıntısı bulabilmek için konuları derinlemesine eşmeye çalışıyorum. Peki ama bu benim açımdan çok yorucu ve yıpratıcı değil mi? Öyle tabii ki. Çünkü ben kimsenin iyi niyet bekçisi olmak zorunda değilim, acaba söylemlerin arkasında bir iyi niyet var mı diye düşünmek zorunda değilim, bunun yerine insanların ‘acaba söylemlerim yanlış anlaşılır mı’ diye düşünmesi gerektiğinin kanaatindeyim. A ama doğru ya insanımız düşünmek, dinlemek yerine konuşmayı tercih ediyor, zaten bütün mesele de bu.

Yitirilmiş bir sanat: Dinle’ş’mek

Dinlemenin kıymeti o kadar yok olmuş ki, sanki kimse tenezzül etmiyor gibi. Oysa ki dinlemek, konuşmaktan çok daha önemli bir iletişim becerisi. Ayrıca, içten bir empati kurabilmenin, karşımızdakini gerçekten anlayabilmenin de en önemli anahtarı. Çatışmaları çözmenin, hatta daha oluşmadan önleyebilmenin de en büyük sırrı. Ama ne yazık ki laf çok olsa da dinleyen yok.

İkili diyaloglarda da fark ettiğim; çoğu insanın ‘dinliyormuş’ gibi görünürken bile aslında sadece konuşma sırasının ona gelmesi için beklemesi. Yani, insanlar ‘anlamak’ için değil ‘karşılık vermek’ için dinliyor-muş- gibi yapıyorlar. Ne acı. İyi niyet yok, dinleme yok, anlama yok, laf çok… Ne olacak peki böyle?

Dinlemek de anlamak da anlaşılmak da çatlaklarla dolu, yitirilmiş bir sanat gibi… Çatlakların arasındaki boşluklarda da bolca ‘iyi niyet’ tohumu serpili… Ne olacak sorusunun cevabı henüz bende de yok ama tek bildiğim başkalarını değiştirme gücümüzün olmadığı ve konunun yine dönüp dolaşıp kendimizde bitmesi. O yüzden ne olmasını istiyorsak, yine kendimizden başlayacağız, kendimizi değiştirecek, kendimizi iyileştireceğiz, başkalarını da kendi niyetleriyle baş başa bırakacağız.

İlginizi çekebilir: Stres neyden gelir; bir şeyler yapmaktan mı yoksa yapmamaktan mı?Stres neyden gelir;

Ecem Şenyurd Efecan: Selam, ben Ecem! Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra çeşitli özel kurumlarda çalışıp akademi özlemiyle soluğu yine üniversitede aldım, daha öğrenilecek çok şey vardı! Mindfulness üzerine tez yazıp 'an'da kalmayı hala başaramayan biri olarak insana iyi gelen ne varsa bulmaya, uygulamaya, hayatımın bir parçası haline getirmeye çalışıyorum. Tam bir kahve severim, günlük sınırsız doz alımıyla hayatımın olmazsa olmazı. Üretmeye bayılıyorum! :)

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale