X

Birey olma yolunda: Çocuk gelişimi yaşam deneyimlerine bağlıdır

Her çocuk benzersizdir ve keşfetmek için özgür bırakıldığı kadar birey olacaktır. Bu fikirden hareketle, erken çocukluk döneminde çocuğa verilecek keşif fırsatları ve yapılacak yetişkin rehberliği, çocuğu yaşama en iyi şekilde hazırlayacaktır.

Erken dönemde çocuğa uygun ortam ve uyaranların verilmesi, çocuğun bilişsel gelişimini artırmaktadır. Bu dönem çocuğun çevresinden en çok etkilendiği dönemdir. Bu etkilenme çocuğun beden, ruh ve zihin gelişimini etkileyecek ve şekillendirecektir. Çocuğun eğitiminde ise yaşamın kendisi temel alınmalıdır. Eğitimin yaşam deneyimi ile oluşmadığı, duygusal bağ kurulmayan hiçbir öğrenim bilgiye dönüşmeyecektir ve kalıcı olmayacaktır. İlaveten doğuştan itibaren çalışan ayna nöronlar, Dr. Sinan Canan’ın görüşüne göre; bir usta çırak ilişkisi şeklinde olup çocuğun gelişiminde rehberin varlığını doğrulamaktadır. Bu rehber anne-baba ve öğretmendir…

Erken dönemde çocuğa uygun ortam ve uyaranların verilmesi, çocuğun bilişsel gelişimini artırmaktadır.

Çocuk kendi duygu ve düşüncelerini hep ifade etme isteği içindedir aslında, fakat bunun gerçekleşmesi çocuğun keşif fırsatlarına ve yaratıcılığına bağlıdır. Unutmamalıyız ki her çocuğun yaratıcılığı kendine özgü ve bireyseldir. Kişiliğinin gelişimi ve birey olması da bu sayede olacaktır. Öte yandan ilk yıllarda ebeveyn-çocuk, daha sonra beraberinde akran ve başka rehber ilişkileri, sosyal gelişimi sağlamaktadır. Kişileri anlamak ve bir gruba ait olabilmek, sosyal gelişim için bir ölçüt şeklinde kabul edilmektedir.

Sosyal gelişimin çocuk yetiştirmedeki önemi nedir?

Sosyal gelişim, davranış kalıplarına uymak değil bireylere göre hareket etmeyi öğrenmektir. Duygu gelişimi sosyal gelişime bağlı olarak gelişecektir, sosyal bağlar da duygulara göre belirlenecektir diyebiliriz. Sosyal gelişimini ilk olarak ailede inşa etmeye başlayan çocuk çevrenin etkisiyle belli kazanımlar edinir. Kişilerarası iletişim, duygularının farkında olma ve anlama, grupla ilişkilerini yürütme, plan yapma ve problem çözme becerileri gibi…  Bu kazanımların güçlendirilmesi de çocuğun sosyal zekası ile açıklanabilir.

Bir rehber, bir çocuğun hayatında her şeyi değiştirebilir.

Sosyal zeka ne kadar yüksekse, çocuk kişilerarası ilişkilerde o kadar iyi olacak ve sosyal uyumunu en iyi şekilde sağlayacaktır. Çocuğun kendini anlaması, motive etmesi, dürtülerinin farkında olması ve kontrol yeteneği de duygusal zekasının sağladığı kazanımlar olacaktır. Tabii hepsinin temelinde bilişsel gelişim vardır. Bilişsel gelişimi ne kadar gerçek hayatla ilişkilendirerek sağlayabilirsek, o kadar sosyal gelişim sağlanmış olacak ve en nihayetinde çocuk mutlu bir çocuk olacaktır. Mutlu büyüyecek, mutlu kalacak… Tüm bunlar zengin uyarıcı ortama, çocuğun eğitici materyallerle erken tanışmasına ve rehberine bağlıdır. Bir rehber, bir çocuğun hayatında her şeyi değiştirebilir…

Eğitim algısının yaşam deneyimi ile bütünleştiği bireyler yetiştirmek umuduyla…

İlginizi çekebilir: Güçlü bireyler yetiştirmek için çocukları kontrol altında mı tutmalı yoksa özgür mü bırakmalı? Güçlü bireyler yetiştirmek için çocukları kontrol altında mı tutmalı yoksa özgür mü bırakmalı? 

İdil Arasan Doğan: İstanbul doğumlu olan Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans programı ile başladığı akademik yaşamını Psikoloji Doktora Programı ile sürdürmektedir. Yüksek Lisans Bitirme Tezini, Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ danışmanlığında "Alzheimer Hastaları Bakım Veren İyi Oluş Psikoeğitim Programının Bakım Verenlerin Tükenmişlik Sendromu Üzerine Etkisi" konusunda vermiştir. Üsküdar Üniversitesi Anne & Bebek Ruh Sağlığı Merkezi ve Türkiye Alzheimer Derneği’nde yönetim kurulu üyeliği bulunmaktadır. Akademik çalışmalarına; geriatri, anne & bebek ruh sağlığı, kişilerarası ilişkiler, pozitif psikoloji bağlamında devam etmekle birlikte özellikle yaşlanma, demans; Alzheimer, kişilerarası ilişkiler alanlarında yoğunlaşmıştır. Yapılandırmış olduğu "Hasta Yakınları İyi Oluş Programı"nı Kadıköy Alzheimer Merkezi’nde 3 yıl boyunca uygulamıştır ve halen aynı merkezde ayda 1 kez olmak üzere "Hasta Yakını Destek Programı"nı yürütmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale