X

Biraz “sorumluluk” alır mıydınız?

Çevrenizde hata yaptığında bunu yüksek sesle söyleyen ve hata yaptığını kabul eden birini tanıyor musunuz? Evet, bir an düşündünüz ve aklınıza gelmedi değil mi? Çünkü artık o kişilerin sayıları bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azaldı.

Çocukken hatırlar mısınız, yaramazlık yapınca hemen suçu komşunun çocuğuna atardık. O vazoyu biz değil onlar kırmıştı, o ağaca tırmanmayı onlar istemişti. Uslu bir çocuk olup ailemizin beklentilerini karşılamalı, sorumluluğu başkasına yükleyerek verilecek cezadan kaçmalıydık. Böyle başladı sorumluluk almama serüvenimiz.

Yetişkin olduğumuzda da aynı şekilde devam etti. İş hayatında başarısızlıktan, eleştirilmekten korktuğumuz için sorumluluk almadık. İlişkilerimizde özgürlüğümüzün kısıtlanacağını düşündüğümüz için zorlandığımız yerde kestirip atmayı tercih ettik. Bir ilişkiyi yürütme sorumluluğunu alamadık ama yalnız kalmaktan da korktuk. Her seferinde bir seçim yaptık ve kendi hayatımız yerine başkasının hayatını yaşamayı tercih ettik, suçlu hep komşunun çocuğu olmaya devam etti.

Kariyerimizde ilerlemek istiyoruz ancak onun getireceği iş yükünden ve yoğunluktan kaçınıyoruz. Kilo vermek istiyoruz ama diyet ve spor yapmak zor geliyor. Dünyayı gezmek istiyoruz ama bunun için zaman ve para ayıramıyoruz. Sevilmek istiyoruz, sevmekten kaçınıyoruz. Bir ilişki içinde olmak istiyoruz ama karşı tarafı sadece istediğimiz gibi olması koşuluyla kabul edebiliyoruz.

Ama unuttuğumuz bir şey var. Alamadığımız her sorumluluk aslında bir vazgeçiş olarak dönüyor bize. Hayal ettiğimiz kariyeri, görünümü ve ilişkiyi seçmemiş oluyoruz. Aslında onları seçmeyerek yeni bir seçim yapıyoruz ve yeni bir sorumluluk alıyoruz. Bu da bizi çıkışı olmayan mutsuz bir yola doğru sürüklüyor, akışta savrulup gidiyoruz.

Bu nedenle artık elimizi taşın altına koyup biraz sorumluluk alsak mı, ne dersiniz?

İlginizi çekebilir: Hayallerin peşinde: Ağrı Dağı

Aylin Bekil: Merhaba ben Aylin, aslen Çanakkaleli olmama rağmen eğitim hayatım için Türkiye'nin çeşitli şehirlerini dolaştım. 2017 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği bölümünden mezun oldum ve o zamandan bu yana kurumsal bir şirkette mühendislik yapıyorum. İkizler burcu olmanın gerekliliklerini yerine getirerek; seyahat etmeyi, yeni kültürler keşfetmeyi, görülmemişi görmeyi, yapılmamışı yapmayı ve doğada olmayı çok seviyorum. Aktif olarak trail koşu, dağcılık, yoga ve meditasyon yapıyorum. Fırsat buldukça yarışlara katılıp, dağlara gidiyorum ve burada yaşadıklarıma yazıya döküp insanlara ilham olmayı hedefliyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale