X

Bir spor aşığının itirafları: “Kanmayın sizi yolunuzdan döndürmeye meyilli o tatlı bahanelere”

Spor Yapanlara Özel : Bahanelere Kanmayın!

Yazının ana fikrini sonunda değil, başında vereyim bu sefer: “Her ne yapıyor olursanız olun, başkasıyla değil kendinizle yarışın, kendinizi yenmeye çalışın önce.”

Evet, farkındayım; “kendinizi yenmeye çalışın” diye yazdım. Ne yani savaş mı var ortada? Oluyor bazen… Siz kalkıp da yıllardır hareket etmeyen ya da hep aynı aktiviteleri tekrar eden bedeninize yeni bir şeyler denetmeye çalıştığınızda, hemen kalkanlar çıkıyor ortaya ve bahaneler sıralanıveriyor bir bir.

Spor Yapanlara Özel : Bahanelere Kanmayın!

Zaman geçtikçe o bahanelere kulak asmamaya, kendinizle yarışmaya ama bahaneleri çürütmek için de başkalarını örnek almamaya başlıyorsunuz ki işte o an gerçekten doğru yolda olduğunuzu anlıyorsunuz.

Bahaneler bedeniniz tarafından tatlı tatlı kulağınıza fısıldanırken, en zorlu koşulardan biri sayılan Bozcaada Yarımaratonu’nda pusetteki çocuğuyla yokuşları aşan birini görüyor ve hemen duymazdan geliyorsunuz fısıltıları. Her seferinde oranız buranız ağrıyor diye düşünürken Runtalya’da koltuk değnekleriyle 21 km’yi tamamlamaya çalışan bir “koşucuyu” alkışlayarak yanından geçiyorsunuz. Hiç spor yapmamışken, 30’undan, 40’ından sonra aradığını bulan, torununu sepete atıp, bisikletiyle dolaşan kişilerle tanışıyor ve mutluluklarını gözlerinden okuyabiliyorsunuz.

Spor Yapanlara Özel : Bahanelere Kanmayın!

Elbette kendinizi dinlemekten vazgeçmeyin ama bahaneleri boşverin, gitsin. Onların ardına takılınca bir sürü zevkten mahrum kalabilirsiniz.

Diyeceğim şu ki; yola çıktıysanız engellere takılmamaya çalışın, en önemlisi de kendi kendinize engel yaratmayın çünkü onu aşmak bazen diğerinden daha da zor olabiliyor.

Zaten sevdiğiniz şeyi bulduysanız fısıltılar ortaya çıkmaya korkacaklardır. Eğer bahanelerin sayısı katlanarak artıyorsa da belki başka bir şeyler denemenizin zamanı gelmiş demektir.

Spor Yapanlara Özel : Bahanelere Kanmayın!

Yenilik iyidir; korkmayın, deneyin.

Yazarın tüm yazıları için tıklayın.

Kıvanç Ergun: Kıvanç Ergun bugün bisikletin tepesinde, yarın ormanda çamurun içinde… Harekete, iyilik peşinde koşmaya doyamıyor, başkalarına çılgınca gelen şeyleri yapmaktan inanılmaz keyif alıyor. İflah olmaz bir spor tutkunu olan Kıvanç, ‘yükseklerde’ yaşamanın, hayattan keyif almanın yolunu sporda bulmuş ve her gün yeni alanlara kayıp, kendini bilinmezlerde kaybetmekten hiç ama hiç çekinmiyor. Yaşını başını almış ama adrenalin söz konusu olunca kendini alamıyor, aktiviteye dalıyor. 2013 İstanbul Maratonu’nda ilk maratonunu (42 km), 2014'te Frig Vadileri'nde ilk Ultra Maraton’unu (60 km) koştu. Ulaşım aracı olarak bisikleti kullanıyor ve bisiklet kullananların sayısını kültürel gelişmeyle eşdeğer tutuyor. Yazdığı yazılarda sınırları nasıl zorladığından, deneyimlerinden bahsederken, bir yandan da hareket etmemek için yaratılan bahaneleri çürütmekten büyük keyif alıyor. Yardımseverlik koşusunun Türkiye'de tanınmasını sağlayan Adım Adım Yardımseverlik Platformu'nda Marka ve İletişim Koçluğu görevini yürütürken, aynı zamanda TOG'un AA içindeki STK Sorumlusu ve gönüllü koşucusu olarak da devam ediyor yaşamına... Fotoğraf konusunda fena değildir, takip etmek isterseniz: instagram/kiverg
İlgili Makale