X

Bir soyadı hikayesi: Kimin soyadını taşıdığımız neden önemlidir?

Bir soy ADI hikayesi…
Gerçek bir hikaye…
Hayatta en çok duyduğumuz kelimeler belki de adımız, soyadımız.

Hani bir şeyi kırk kere söylersen olurmuş ya… Yaşam boyu kaç kırk duyduk adımızı ve de soyadımızı, hem başkalarının dilinden hem de kendi ağızımızdan, sesimizden…

Ben Hande Akın
Adınız?
Hande
Soyadınız?
Akın

Ben dediğimiz ego; adımızın soyadımızın manasıyla yoğurulan bir kimliğimiz, kişiliğimiz var. Dolayısıyla; taşıdığımız isim ve soyisimin de karması ve kaderi ile birleşen bir hayatımız var.

Nedir isminizin anlamı, biliyor musunuz?
Benimki Hande; Türk Dil Kurumu sözlüğünde gülme, gülüş olarak yazıyor.
Babadan gelme soyumun adı Akın, manası; kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması…

Şimdi neden bunları, uzun uzadıya anlatıyorum? Amacım gerçek bir hikayeye geçmeden önce yaşamınız boyunca en çok duyduğunuz kelimelere dair bir farkındalık yaratmak, sorgulamanızı sağlamak.

2009 yılından beri aile dizimi/sergisi/konstelasyon çalışmalarının içerisindeyim. Son bir buçuk yıldır da kolaylaştırıcı olmak üzere eğitim alıyorum. Yıllardır okuduğum bu konuya dair pek çok kitaptan öğrendiğim, çalışma deneyimlerinden gözlemlediklerim üstüne, bir de yeni çağ tıbbı olarak çığ gibi büyüyen recall healing sisteminin öğretileri eklenince; iyice anladım ki isim ve soyadımız çok çok çok önemli… Hatta kültürümüzde gelenek olan eski bir aile büyüğünün adının yeni nesil birine verilmesi, eski nesilden isimi verilen kişinin onore edilmesinin yanı sıra o kişinin kader ve karmasının da yeni doğana, gelen yeni nesile bir manada aktarılması demek.

Gelelim hikayeye; Regresyon Terapisini pek çok farklı disiplinden öğrendim. Ancak; 2011 yılında tanıştığım ve uzun yıllar birlikte çalıştığım Nişantaşı’ndaki “Ben zamanı” kişisel gelişim merkezimde eğitimler veren Dr. Bülent Uran adanmışlıkla regresyona yıllarını vermiş hocamdır. Eski bir tıp doktoru olması ve disiplin olarak sol beyinini aktif kullanması, teşhis koymadaki analiz yeteneği ve sezgilerinin rehberliği onu usta yapmıştır. Şimdi yılların regresyon ustasının izniyle kendi gerçek hikayesini onun kaleminden paylaşmak istiyorum.

Uzun bir aradan sonra geçtiğimiz Eylül’de hem tatil yapmak hem de kendi yangınımı söndürmek, benim için mühim bir konuda kendimi engelleyen bilinçaltı, bilinçdışı inançlarım, duygularım, korkularım ne ise çözülmesi niyetiyle Bülent Hoca’nın tatilli regresyon kampına katıldım. Bu davete yeri gelmişken minnettar olduğumu belirtmek isterim.

Bir gün erken vardığım Fethiye’de, sağ olsun hocanın misafiri olurken, balkonda sohbet ediyoruz. Yıllar içinde usta-çırak ilişkisini geliştirip arkadaş olmuşuz, sohbetimizi gönülden gönüle buluşturmuşuz. Bülent Hoca babasıyla yaşadıklarını anlatmaya başladı. Ben bile yıllardır tanıdığım Bülent Uran’ın öz babasının soyadını taşımadığını o zamana kadar hiç bilmiyordum.

Birazdan aşağıda okuyacağınız yazıda Bülent Hoca’nın biraz daha geçmişi var. Bu hikayenin manasını kavramak için asıl geçmişe bakmanın da önemi var. Ben şimdilik bu yazıyla sizi baş başa bırakıyorum.

Tamamını okuduktan sonra kendinize “Ben kimim?” diye sormanızı rica ediyorum. Bildiğinizi sandığınız ne varsa değişebilir… Bilmediğiniz sırlar vakit, saat geldiyse, niyetiniz tam ise önünüze serilebilir. Olan güzeldir. Olana ya selam, hepsine eyvALLAH!

İbrahim Bülent Göktuğ kaleminden…

Soyisim değişikliği neden oldu?

Öncelikle kısaca hikayemi anlatmak istiyorum. Annem 17 yaşındayken Eyüp’te yaşıyor… Annesi çalışıyor. Babası çok erken yaştayken ölmüş. Abisi Oğuz halk evinde İngilizce dersi veriyor. Öğrencilerinden biri Necla Tulan (Göktuğ). Babası Mehmet Tahir, annesi Mürşide… Mürşide büyükbabamın 2. hanımı… Babamın üvey kız kardeşi… Yani benim babam Hacı Mehmet Tahir’in 1. eşi Sabriye’nin oğlu…

Mürşide, dayım Oğuz’u kızı Necla’ya istiyor. Anneannem kabul ediyor. Dayım bir şey demiyor. Nişan yapılacak. Necla’nın üvey kardeşi babam Mehmet Mazlum da nişana geliyor. Mürşide neden ve niçin, sebebi belli değil, aynı nişanda annemin bütün itirazlarına rağmen annemi de babam ile nişanlıyor. Ve sonra da kısa sürede evlendiriliyorlar. Muhtemelen bunlardan babaannemin haberi yok. (Annemin bu nişanlanma ve evlenme işi biraz karanlıkta gözüküyor. Kardeşlerimi 27 Aralık’taki ziyaretim sırasında bana birçok şeyin anlatılmadığını ya da yanlış anlatıldığını öğrendim. Bunları aşağıda anlatacağım.)

Annem babamla Adana’ya geliyor. Annemin anlattığına göre babaanne Sabriye, Mürşide’ye olan bütün öfkesini annemden çıkarıyor. Mürşide önce kocasını, sonra da oğlunu ondan çaldı diye… Öfkesi son derece doğal… Annem ağır hasta oluyor. Bir deri, bir kemik kalıyor. Anneannem Adana’ya geliyor ve annemi de alıp İstanbul’a dönüyor. Babam, annemi sevmiş olmalı ki peşinden İstanbul’a geliyor, bir iş buluyor (babam iyi bir elektrik teknisyeni imiş). Fatih’te bir evde yaşıyorlar. O süreçte ben doğuyorum.

Annem, babamdan ne zaman ve nasıl ayrıldığını, hatta neden ayrıldığını hatırlamıyor. Şu anda 82 yaşında ve ağır hasta. Yatağa bağımlı. Ben de annemle bu konuyu konuşma cesaretini birkaç ay önce buldum ve detayları hatırlamıyor. Boşanmak için mahkemeye çıkıp çıkmadığını bile hatırlamıyor. Biz annemle ben 6 yaşına gelene kadar Ankara’da yaşadık. Hayal meyal ben arada sırada İstanbul’a Mehmet Tahir’in konağına geldiğimi hatırlıyorum. Ama orada babamla görüşüp görüşmediğimi hatırlamıyorum. (Bana yapılan hipnoz ve regresyon çalışmalarında sanki görüşmüşüz gibi bir şeyler hatırladım ama kesin değil.)

Sonra annem Ankara’da bir subayla nişanlanıyor ve sonra da evleniyor. Ben nişan ve evlenme törenlerine katıldığım halde “bu adam senin öz baban deniyor” ve ben de inanıyorum. Üvey baba Hatay Dörtyol’a tayin oluyor. 7 yıl orada yaşıyoruz. Bu arada benim o eski yapraklı nüfus cüzdanında soyadım Uran (üvey babanın soy adı), baba adı ise Mehmet Mazlum olarak görünüyor. Üvey babanın adı ise Süha. Bu uyuşmazlığı bir yalanla kapatıyorlar. Güya esas ismi Mehmet Mazlum’muş da herkes onu Süha diye çağırırmış.

Ben Orta 3’e geldiğimde Tatvan’a geçiyoruz. Tam okulun biteceği zaman, evde bir sandığın içinde bir tomar mektup buluyorum. Üvey babanın, anneme yazdığı aşk mektupları… İçinde bir yerde “Bülent’e oğlum gibi bakacağım” cümlesini okuduğum an şoka giriyorum. Annemle konuşmamaya başlıyorum. Annem, anneannemi çağırıyor. Çünkü annem çalışırken bana anneannem bakmıştır ve ben ona anne derdim. Anneannem durumu öğreniyor ve bana hikayeyi anlatıyor. Neyse durumu bir şekilde kabulleniyorum. Nüfus cüzdanımı dikkatle inceleyince hile yapıldığını anlıyorum bu arada.

Liseyi Ankara Fen Lisesi’nde okuduktan sonra Ankara Tıp Fakültesi’ne başlıyorum. 18 yaşında bir gün yaz tatilinde (Burdur’dayız o zaman) annem bana “Basit bir mahkeme var, isim değişikliği yapılacak” diyor. İtiraz etmiyorum ve soyadım resmi olarak Uran oluyor. Ondan sonra da bu isimle hayatıma devam ediyorum. Açıkçası öz babamı da uzun süre merak etmiyorum. Üstelik bu durumu 45 yaşıma kadar herkesten gizliyorum.

2005’te kadın doğum uzmanlığım yanında hipnoz ve regresyon terapileriyle ilgileniyorum ve kısa sürede Türkiye’de bu konularda önemli bir isim oluyorum. Bu süreçte hikayemi gizlemeyi de bırakıp eğitimlerde bile paylaşıyorum. Özellikle babalarıyla sorunlu olanlara kendi hikayemi anlatıp “baba”nın hayatımızda o kadar önemli olmadığından dem vuruyorum. Bu süreçte bilinçaltımda öz babama karşı bazı çalışmalar da yapıyorum. Bu süreçte üvey baba ile son derece resmi bir ilişkimiz oluyor. Çocukken ben ona hiç baba demiyorum. Süha abi diyorum ve hep siz olarak hitap ediyorum.

Şimdi gelelim bunca sene sonra babamla irtibata geçme nedenime… Ben 2005’ten beri bilimsel alanın pek ilgilenmediği zihinsel iyileştirme teknikleri ile ilgileniyorum. Hastalarımı da bu yollarla tedavi ediyorum. Bireysel seanslar, hafta sonu kişisel gelişim eğitimleri, hipnoz ve regresyon eğitimleri, yaz kampları gibi etkinlikler düzenliyorum.

Bu sene de (2019 yılı) 2 kamp yaptım. 2. Kamp 9 Eylül’de başlayacaktı. Benim gibi spiritüel konularla ilgili bir arkadaşım da (Hande Akın) kampa katılacaktı. Bir gün önce geldi ve ben onu Fethiye’deki evimde ağırladım. Balkonda sohbet ederken konu o hafta içinde benim yaşadığım bir olaya geldi.

Olay şuydu… Annem yatalak hasta. Fethiye’de üvey baba ile birlikte bizimle aynı yazlık site içinde oturuyorlar. Anneme bir bakıcı tuttuk. Ancak üvey baba huysuz olduğundan bakıcı dayanmıyor. Son bakıcıyı kaçırmaması için sıkı sıkı tembihlememize rağmen aksilikleri ile kadını bezdirmiş ve kadın ayrılmaya karar vermiş. Annem söyleyince çok sinirlendim ve hayatımda ilk kez Süha’ya diklendim, “O kadın gitmez, sen gidersin” diye. Sonunda yumruk yumruğa kavga başladı. Altıma aldım, üstüne çıktım, ezmeye başladım. Annemin çığlıkları ile kendime geldim.

Yani 60 yıllık biriken öfke patladı. Bunu Hande’ye anlatınca o bana “Bülent bu böyle olmaz artık” dedi. (Hande benim hikayemi zaten uzun yıllardır biliyor.) “Bu Uran soyadı senin yolunu tıkıyor. Çocukların da yanlış soyu yürütüyor. Hem senin hem de çocukların enerjisi yanlış yöne gidiyor. Bu sadece senin için değil çocuklarının geleceği için de önemli.” Epey konuştuk. E-devlete girip (ilk kez) babamın ölüm tarihine falan baktım. Yaşına baktım, çok şaşırdım. Annemden sadece 10 yaş büyüktü. Anneannem bana “40 yaş gibi bir fark var” demişti. Sonunda ben mahkemeye başvurdum. 10 Ocak’ta ismim tekrar İbrahim Bülent Göktuğ olarak değişti. (İbrahim ön adı annemin babasına aittir ve ilk nüfusumda yazıyordu. İsim değişikliği yaptığım mahkeme sırasında nedense silinmişti.)

İsim değişikliği kararından sonra bir şekilde babamın nüfus kaydına ulaştım. Ve hayretle babamın 2. eşinden 4 tane kardeşim olduğunu gördüm. Onlarla temasa geçtim. Onlar benim varlığımdan haberdarmış. Ama benimle temas etmeye çekinmişler. Benimle ilgili ayrıntılı bilgiye de babalarıyla konuşmaya çekindiklerinden ulaşamamışlar.

27 Aralık 2019’da Adana’ya giderek kardeşlerimden 3’ü ile tanıştım. Babamın mezarını ziyaret ederek helalleştim. Bu arada bir ayrıntıdan da bahsedeyim. Ben yıllardır regresyon hipnoterapisi uygulayıcısıyım. Bu vesileyle kendi bilinçaltıma da değişik arkadaşlara regresyon yaptırarak, geçmiş duygulara ulaşma ve temizleme gayreti içinde oldum. Birçok geçmiş olayla yüzleşmeme rağmen öz babamla ilgili hiçbir olaya ya da duyguya rast gelmemiştim. Ne zaman ki ben artık öz babamla buluşmaya ve tekrar öz soyadıma dönmeye karar verdim, ondan sonra Ekim 2019’da katıldığım bir ruhsal arınma kampında öz babama karşı birikmiş duygular çok yoğun olarak ortaya çıktı ve öfkelerim boşaldıktan sonra ona karşı af oluştu…

Özetle 10 Ocak 2020’den itibaren hayatıma Bülent URAN olarak değil, İbrahim Bülent Göktuğ olarak devam ediyorum.

Evet arkadaşlar, bu gerçek hikayenin paylaşımıyla birlikte şunlar dökülüveriyor gönülümden…
Mehmet Mazlum Göktuğ’a, en büyük oğuluna yaşamı boyunca hasret kalmış bir babaya Allah rahmet eylesin.
Varlığını, kendini ve bu yolculukla birlikte nice insanı iyileştirmeye adayan İbrahim Bülent Göktuğ; yaşamını, kendini, babasını, Tanrı’yı aramasaydı bugün bu yazı olur muydu? Birbirini hiç tanımayan insanlar bu hikayede buluşur muydu? Ve daha nice sonsuz olasılık bu yazıyla nasıl olur?

Bu vesileyle REGRESYON TERAPİSİ ile tanışmak isteyenlere, bilgilendirme, tanıtım amaçlı ve uygulamalı online zoom programı üzerinden eğitim 1 Mayıs Cuma 20.00 ila 22.00 arasında…. Katılım için whats app 532 783 21 41

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Anneannemin ikizlerini onurlandırmak için: Aile dizimi bize neler anlatır?

Hande Akın: 5 Şubat 1977 İstanbul doğumluyum. Şişli Terakki Lisesi’nde okudum. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV Sinema Bölümü’nden mezun oldum. 15 yıl reklam sektöründe prodüksiyon ve müşteri ilişkileri yöneticilikleri yaptım. 28 yaşlarında başlayan sorgulama, kendimi keşfetme, tanıma, anlama maceramda 33. yaşım milat oldu. Reklamcılıkla vedalaştım. Aldığım ve almakta olduğum sayısını artık hatırlamadığım pek çok eğitim, seminer oldu. Kişisel gelişim alanında yaşam koçluğu yapmaya başladım yıl 2010... “Ben zamanı”nın kurucusuyum, Bu slogandan hareketle; EFT (Duygulardan Özgürleşme Tekniği), REGRESYON, Ezoterik şifa teknikleriyle harmanladığım kalbimin rehberliğinde özgün bireysel seanslarımın yanı sıra kişisel gelişime dair eğitimler, seminerler veriyorum. Kadın Olmak ve AŞK’a gel özellikle dişil enerji üzerine çalıştığım workshoplarım. İlham veren, motive eden, umudu yeniden yeşerten kitlelere özel konuşmalar yapıyorum. Kitabım “Kadın Olmak” 2014’te çıktı. 2015 ve 2016 yıllarında televizyon programı hazırlayıp, sundum. Akışta kalma deyimini içselleştirerek yapabildiğimce teslimiyetle gelişmek ve geliştirmek bana keyif veriyor. Birbirimizden öğrenerek, birbirimize destek vererek geliştiğimize, hepimizin birbirinden ilham aldığına ve her bireyin kendini şifalandırabileceğine inanıyorum.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale