X

Bir şeye dikkatinizi verdiğinizde beyninizde neler oluyor?

Dikkat, hayatta pek çok şeyi başarabilmemizi sağlayan önemli bir etken. Yine de bir şeye dikkatinizi vermek çoğu zaman, özellikle de etrafta dikkatinizi dağıtacak unsurlar olduğunda, kolay olmayabiliyor. Bu yüzden bu alanda yapılmış çalışmaların sayısı da gün geçtikçe artıyor. 

Dikkatin genellikle odaklanılan şeyle ilgili olduğu düşünülse de, beynin filtrelemeye çalıştığı bilgi de bu konuda oldukça önemlidir. Bu alanla ilgili çalışmalar yapan sinirbilimci Mehdi Ordikhani Seyadlar, dikkat verme biçimlerini ikiye ayırıyor: Açık dikkat ve gizli dikkat.

Buna göre; açık dikkatte bir şeye dikkatinizi vermek için, gözlerinizi o şeye çevirirsiniz. Gizli dikkatte ise gözlerinizi hareket ettirmeden bir şeye dikkatinizi verirsiniz. Araba kullanmak buna güzel bir örnek olarak verilebilir. Açık dikkatiniz, yani gözlerinizin yönü, önünüzdedir, fakat aslında bakmıyor olsanız da çevrenizdeki şeyleri sürekli tarayan şey, gizli dikkatinizdir.

İlginizi çekebilir: Uyarıcılardan ve dikkat dağınıklığından uzak: Bunu okumak istiyorsanız offline olmalısınız

Dikkat konusunda odaklanılan şey kadar beynin filtreleme becerisi de önemlidir.

Bu bilgiden hareketle bir şeylere açık ve gizli şekilde baktığımızda beynimizde oluşan dalga biçimlerini öğrenmek isteyen Seyadlar, bunun için bir deney oluşturmuş. Deneyde katılımcılar biri diğerinden daha yavaş olmak üzere yanıp sönen 2 kare görüyor. Katılımcıların dikkatini verdiği kareye bağlı olarak beyinlerinin belirli kısımları yanıp sönme oranıyla aynı oranda yankılanmaya başlıyor. Ve bu şekilde, deneyi yapan Seyadlar, bu sayede katılımcıların dikkatini neye verdiklerini görebiliyor:

“Açık dikkat verdiğiniz zaman beynimizde olanları görmek için, insanlardan direkt bir kareye bakmalarını ve ona dikkat etmelerini istedim. Bu durumda, yanıp sönen karelerin, görsel bilgiyi işlemekle sorumlu olan kafanın arka kısmından gelen beyin sinyallerinde görülmesi şaşırtıcı değil. Fakat gizli dikkat verdiğinizde beyninizde neler olduğunu görmekle de ilgileniyordum. Bu kez de insanlardan ekranın tam ortasına bakmalarını ve gözleri hareket ettirmeden her iki kareye de dikkat vermelerini istedim. Bunu yaptığımızda, her iki yanıp sönme oranının da beyin sinyallerinde görüldüğünü bulduk, fakat ilginç olan şu ki yalnızca birisinin, dikkat verilenin daha güçlü sinyalleri vardı, yani beyinde, bu bilgiyle ilgilenen bir şey vardı ve bu şey, temel olarak ön kısmın aktifleşmesiydi. Beynimizin ön kısmı, insanlarda daha yüksek zihinsel işlevlerden sorumludur. Ön kısım, görünen o ki yalnızca dikkatinizi verdiğiniz kareden gelen bilgiyi almaya çalışan bir filtre gibi çalışıyor ve göz ardı edilenden gelen bilgiyi de engellemeye çalışıyor.”

Deneyde anlatılan beynin filtreleme becerisi, aslında dikkat için bir anahtar işlevi görüyor ve bu bazı insanlarda yok. ADHD (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) buna bir örnek. ADHD’ye sahip birisi, deneyde bahsedildiği gibi çeldiricileri engelleyemez ve bu da, tek bir şeye uzun süre odaklanamamalarının nedenidir. Peki ya böyle birinin, beyni bilgisayara bağlı şekilde belirli bir bilgisayar oyunu oynayabilmesi ve beynini bu çeldiricileri engelleme konusunda eğitebilmesi mümkünse?

Seyadlar aslında bilimin böyle bir ‘beyin-makine’ arayüzü geliştirmesinin ve bunu sadece ADHD değil, diğer birçok alanda da kullanabilmesinin mümkün olduğunu söylüyor. Örneğin felç geçiren ve konuşamayan bir hastanın beyin dalgalarını takip ederek bir bilgisayar yardımıyla konuşabilmesi sağlanabilir. Seyadlar’dan ilginç çalışmasıyla ilgili daha fazlasını öğrenmek için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz:

İlginizi çekebilir: Dikkatli ve huzurlu çocuklar yetiştirmek için yararlanabileceğiniz meditasyon yöntemleri

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale