X

Bir liderlik sanatı: Her şeye karşı tek başına durabilmek

“Zamanınız kısıtlı, bu yüzden başkalarının hayatlarını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına takılıp kalmayın. Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin…”
Steve Jobs

Liderliğin sanatı mı olur diyeceksiniz, evet, bugün bu sorunuza cevabım “evet”. Liderliğin de bir sanatı var. Ve bunun en önemli bölümü tek başınalıktan ve her şeye karşı tek başınalıktan gelmekte. Şimdi sizlerle birlikte biraz tek başınalığı inceleyelim istiyorum. Genel olarak “tek başımıza” kalmak kötüdür, istenmeyendir, “A bak tek başına kaldı” diye yadırganacak olandır…

Bucak bucak kaçarız tek başınalığımızdan, kimilerimiz sahte dostluklarla cümle aleme tek başımıza olmadığımızı göstermeye çalışırız, kimilerimiz kitaplara, televizyona, sonra telefona sığınırız değil mi? Peki ya tek başımıza kalsaydık? Birazcık olsun ne istediğimizi, nereye gittiğimizi, neyi savunduğumuzu, ne ile uğraşmak yolunda olduğumuzu enine boyuna düşünme fırsatımız olsaydı?

Belki yeni fikirlerle, belki yeni anlayışla geri dönseydik? Kendimizi ve başkalarını tek başına olmakla yargılamadan önce tek başınalıktan gelen asaleti azıcık olsun görebilseydik? Tek başımıza kaldığımızda ve hatta bir fikri savunurken, hayatımızla ilgili bir karar alırken, sırf o, bu, şu, annemiz, babamız, eşimiz, dostumuz beğenecek veya mutlu olacak diye değil de, hayatımızın lideri olarak sadece bize dönük, bizim tek başınalığımıza ve tek başımıza ayakta durduğumuz bir karara bağlı olsaydı bu gerçek durum?

Sırf diğerleri bizi desteklemedi diye seçimimiz yanlış mı olurdu? Sırf toplum yanımızda olmadı ve bizi “uygun” bulmadı diye gittiğimiz yol yanlış mı olurdu? Eğer başkasının hakkını yemiyorsak, kimseye bir kötülük etmiyorsak, sadece kendimiz için en iyi olanı istiyorsak ve buna karar da vermişsek o zaman tek başımıza olmak çok mu ağır bir karşılık? Katlanamayacağımız kadar kötü bir durum mu?

Siz hiç tek başınıza, örneğin on gün kimseyle konuşmadan sadece kendi kendinizi dinlediniz mi? Ben yaptım. Bundan beş yıl önce tek başıma çıktığım Arjantin, Şili, Uruguay turumda tek başımaydım. Ve yaklaşık olarak on gün boyunca çok gerekmedikçe kimseyle konuşmadan sadece kendimi dinledim. Kendi hayatım için neler söylediğimi. Tek başımalığımdan utanmadan, sıkılmadan. Yanımda ondan fazla kitabımla birlikte başka hiçbir şeyin ne sahibi, ne sorumlusu, ne de yargılayıcısı olarak… Sadece tek başıma, bir yalnız Pınar olarak on gün boyunca yürüdüm, insanların fotoğraflarını çektim, öğrendim, okudum ve hep tek başımaydım…

Bugün tek başıma kalmak, düşünmek, tek başıma zaman geçirmek en fazla gereksinim duyduğum şeylerden bir tanesi. Neredeyim, ne yapıyorum, neye doğru gidiyorum, kimim, dünden bugüne neler değişti, ben bana gerçekten bakıp da her şeye rağmen tek başıma ayakta, her şeye karşı durabiliyor muyum, işte bunları soruyorum… Aldığım cevaplar bazen yeterince açık olmuyor, bazen cevap gelmiyor, ama illa ki bir şey duyuyorum; “Doğru yoldasın.

Bir lider olarak hayatımızda kararlar veririz. Başkalarıyla, hatta çok sevdiklerimizle bile bazen ters düşeriz… İşte bu durumlarda neye güveneceğiz? Tek başımalığımıza. Dışarıda olan yoktur, soruyu içimize soralım; “Ben kimim, bu kararı neden aldım, neyi istiyorum, bunun riskini alıyor muyum, olmadığında ne hissedeceğim, yola devam etmeye cesaretim var mı?”

Ben sesi duyabiliyorum, “Evet cesaretim var!” Tek başımıza da olsak her lider güzeldir. Her hayat kendine özgüdür. Hayatımızın ve lider olmamızın kıymetini bilelim…

İlginizi çekebilir: Liderlikte “yeni” olan: Eskiyi bırakabilmeye ne kadar gönüllüyüz?

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale