X

Bilim insanları uyarıyor: “Şikayet etmek hasta eder”

İnsanlar neden “yüksek sesle” şikayet eder hiç düşündünüz mü? Negatiflikleri ile diğer insanlara eziyet etmek için mi? Yoksa kendilerine acıyıp, durumlarına lanet etmek için mi? Aslında her ikisi de şikayet etme eğiliminin gerçek nedeni değildir. Çünkü insanlar, içlerinde kalmasını istemedikleri olumsuz duyguları şikayet ederek dışa vururlar ve bu eylemin onları rahatlattığına inanırlar. Ancak son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar insanların bu inanışlarını boşa çıkaracak gibi görünüyor. Çünkü şikayet etmek, sadece ruh halini etkilemekle kalmıyor; tüm bilişsel süreçlerimize yön vererek bedensel sağlığı da bozuyor.

Şikayet etmek düşünme eğilimlerini tümden değiştiriyor

İnsan beyni, sinir hücreleri arasında birer “postacı” görevi gören sinapslar ve bu sinapsları birbirinden ayıran sinaps çukuru adı verilen yapılarla doludur. Ve bir şey düşündüğünüzde sinapslar sinir hücreleri arasında bir nevi elektrik taşıma hatları kurarak, zihninizin çalışması için gereken beyinsel enerjinin aktarımını sağlarlar. Ve zihinde oluşan her aksiyon sonrasında birlikte büyüyen sinapslar, düşünebilmek için gereken elektriksel aktarımı daha da kolaylaştırır ve bir nevi kendi elektrik tesisatını kurarlar. Ve aynı meseleyle yeniden karşılaştığınızda, beyninizde kurulan bu yoldan yeniden geçerek öğrendiklerinizi en iyi şekilde uygulayabilirsiniz. Kötü haber: Eğer beyninizde sürekli negatif düşüncelerle kurulmuş sinaps köprüleri varsa, bunları yıkmanız biraz zaman alacak demektir.

Kiminle takılıyorsanız onun gibi hissedersiniz

Hiç şüphesiz, anı paylaştığınız insanların duyguları ve ruh hallerinden etkileniriz. Yani yanınızdaki insanlar her şeyden şikayet ediyor ve negatif duygularını yüksek sesle dile getirmekten çekinmiyorsa, siz de benzer hislere kapılabilirsiniz. Bunun sebebi, beyindeki sinapsların, ortamda gözlenen duruma uygun yollar inşa etmesidir. Yani çocukken evde sürekli şiddet gören bir çocuğun, büyüdüğünde şiddet eğilimli biri olması bunun en iyi örneğidir.

İlginizi çekebilir: Bay ve bayan negatiflerle iyi geçinmenin 7 yolu

Şikayet etmek bedeninizi de olumsuz etkiler

Mental sağlık için negatif düşüncelerden uzak durmamız gerektiğini hepimiz biliyoruz. Peki ya beden sağlığı? Acaba şikayet etmek gerçekten bedensel sağlığı bozuyor olabilir mi?

Bu sorunun yanıtı kesinlikle: Evet! Çünkü beyinde bulunan iletim köprüleri yani sinapslar, negatif düşüncelerle ateşlendiklerinde, bağışıklık sistemi hızla zayıflıyor ve beden tüm hastalık ve enfeksiyonlara açık hale geliyor. Ayrıca şikayet etmeye başladığınızda ya da kötü şeyleri kendinize tekrar tekrar hatırlattığınızda, kan basıncı, kolesterol ve kalp krizi riskinde de artış gözleniyor.

İlginizi çekebilir: Negatif duyguları kontrol etmeniz için 6 adımda duygusal ustalık

 

Kaynak:

inc.com

 

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale