X

Beynimizdeki potansiyel dahi ve şifacıyı ortaya çıkarma yolu: Bütünsel eğitim modeli

Son günlerde “bilinçli farkındalığın (mindfulness) olumlu yönde ilişkili olduğu psikolojik parametreler”le ilgili yüksek lisans tezime hazırlanıyorum.  Okuduklarımın çoğunu akademik araştırmalar oluşturuyor. Başlıklar ilgi çekici gibi duruyor; bilinçli farkındalığın kuramsal temeli, bilinçli farkındalık ve Budizm, bilinçli farkındalık işlevi, becerileri… Hepsi madde madde sıralanmış ve sol beyne hitap eden literatür bilgileri.. Bir yerden sonra not almazsam, buharlaşıp uçan, okurken hayal gücümü kullanamadığım, sağ beyni tamamen devre dışı bırakan bilgiler… Akademik hayat bu tek yönlü haliyle çok sıkıcı…  Diğer taraftan yine bilimsel araştırmalarla tespit edilen bir gerçek ise, beynin tek yarısına ağırlık vermenin, performans düşüklüğüne ve kişisel potansiyelin ortaya konulmasında yetersizliğe yol açtığı paradoksu. Akademisyenlerin kafası karışmış diye düşünüyorum.

Bilimsel araştırmalarla tespit edilen bir gerçek şu ki, beynin tek yarısına ağırlık vermenin, performans düşüklüğüne ve kişisel potansiyelin ortaya konulmasında yetersizliğe yol açtığı paradoksu.

8 yıldır bilinçli farkındalığın pratik konularında çalışan, öğrenen ve öğreten biri olarak, akademik tarafta da bununla ilgili araştırma yapmayı seçtim ve önümüzdeki dönem tezimi tamamlamayı planlıyorum. Aklıma takılan soru, benim çalışmamın insanlara pratikte ne fayda sağlıyor olacağı hakkında… Bu sorunun cevabı tezin önemini de belirliyor aslında. Sunduğum bütün akademik gerekçeler bir tarafa, benim için en önemli faydası, psikolojik danışma alanında daha fazla kullanılan bir teknik olarak katkısı belki de.

Kişilere ya da gruplara yaptığım sunumlarda, verdiğim derslerde gözlemlediğim, insanların (hatta akademisyenlerin) literatür bilgiyi dinlemekte zorlandıkları ancak anlatılan hikayelerin ve yapılan pratiklerin dikkati o anda tuttuğu ve konuyu ilgi çekici hale getirdiğidir. Bunun için de konunun tarihi veya kuramsal temelini,  madde madde sıralanan işlevlerini anlatmak çok da gerekli değil. Yapılan pratiğin ne olduğu, kişiye nasıl etki ettiği bilgisi ve asıl önemlisi pratiğin kendisini deneyimletmek, amacına ulaşmış bir eğitimdir bana göre. Tabii ki her konu deneyimletmeye açık olmayabilir ancak sol beyne olduğu kadar, sağ beyne de yönelik materyaller her alanda kullanılarak zihinsel bütünsellik elde edilebilir.

Bütünsellikten söz etmişken, sadece sağ ve sol beyin kullanarak zihnin işlevini yerine getirmek de yetmiyor. Bunun yanında beden hafızasını da işin içine dahil etmek gerekiyor.

Bilgilerin, geçici bir ezber olarak kalmayıp kalıcı hafızada dosyalanması ve istikrarlı bir şekilde kullanılabilmesi, her iki beynin de öğrenme işine aktif olarak katılmasıyla mümkün. Batı rasyonalizminin kurucusu Descartes’ın “Düşünüyorum, o halde varım” sözünden çıkmayan akademik hayat yeterince sol beyin odaklı işlediğine göre, yeni çağ eğitimcilerinin sağ beyni de işin içine kattığı bütünsel programlar geliştirmesi, her birimizin beynindeki potansiyel dahiyi ve hatta şifacıyı ortaya çıkarmasında önemli bir adım.  

Bütünsellikten söz etmişken, sadece sağ ve sol beyin kullanarak zihnin işlevini yerine getirmek de yetmiyor. Bunun yanında beden hafızasını da işin içine dahil etmek gerekiyor. Yani mümkün olan her konuda yukarıda bahsettiğim gibi, bedensel deneyim de önemli bir tamamlayıcı.. Spinoza’ya ait olan eğitimlerimin açılış cümlesini bu yazıda kapanış olarak kullanmak yerinde olur sanırım; “Bedenin hareket gücünü artıran, azaltan, sınırlayan ya da genişleten her şey, zihnin hareket gücünü artırır, azaltır, sınırlar ya da genişletir. Ayrıca zihnin hareket gücünü artıran, azaltan, sınırlayan ya da genişleten her şey, bedenin hareket gücünü artırır, sınırlar ya da genişletir.

 

İlginizi çekebilir: Empati ve bilinçli farkındalık: Dikkati şimdiye getirmenin önemi

Azize Şahin: 2006 yılında, Osho’nun meditasyonlarıyla yoga ve meditasyon öğrenciliğim başladı. Bu yolculukta bir workshop için gittiğim Hindistan’da eğitmen olmaya karar verdim ve ilk hocalık eğitimimi, 2009 yılında Zeynep Aksoy’dan aldım. Eğitimden hemen sonra Cihangir Yoga’da dersler vermeye başladım. David Cornwell ile Meditasyon Eğitmenlik Eğitimi, Mindfulness, Svagito Liebermeister ile Danışmanlığın Zen Yolu, İnsanlarla Çalışmak, Travmaları İyileştirmek, Somatic Experiencing gibi dönüşüm sağlayıcı eğitimler aldım. Çeşitli eğitimler ve sertifika programlarıyla özellikle aktif meditasyonlar, mindfulness ve bedensel terapi alanında kendimi geliştirmeye devam ederken, akademik olarak Üsküdar Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji alanında yüksek lisans yapıyorum. 2006 yılından beri hem kendi deneyimlerim hem de birlikte çalıştığım insanlarda, farkındalık çalışmalarının şifayı beraberinde getirdiğine tanıklık ettim. Her türlü konuda, çözüm dışardan değil, içerden geliyordu ve yöntemler alışık olduğumuz gibi karmaşık değil çok basitti. Bu farkındalığım, hayatımın amacını belirlememi sağladı: “Meditasyon öğretmek ve her insanın kendi içindeki bilgeliği ortaya çıkarmakta bir rehber olabilmek.” Bu amaç çerçevesinde, kişisel dönüşüme meditatif bir bakış açısıyla bireysel terapiler ve nörobilim temelli farkındalık, odaklanma ve stres yönetimi konularında workshoplar ve kurumsal eğitimler veriyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale