X

Beslenme ve hipertansiyon: Bitkisel bazlı beslenme kan basıncını nasıl etkiliyor?

Yüksek tansiyon, dünya çapında kalp krizi, felç ve diğer kardiyovasküler hastalıklar için önde gelen risk faktörleri arasındadır. Bu noktada kan basıncında az miktarda bir düşüş bile sağlık üzerine birçok olumlu etkisi var. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, ölüm nedenleri arasında ilk sırayı yüzde 38,4 oranla, dolaşım sistemi hastalıkları yer alıyor. Eğer önlem almazsak bu oran gittikçe artacak. Daha iyi bir yaşam ve kalp sağlığına sahip olmak için yapılması gerekenlerin başında stres yönetimi, kaliteli ve yeterli uyku uyumak ve düzenli egzersiz yapmanın önemi vurgulansa da araştırmalar yeterli ve dengeli beslenmenin kardiyovasküler sağlık üzerine oldukça etkili olduğunu söylüyor.

Bitkisel bazlı beslenme kan basıncını düşürüyor

Yapılan çalışmalar, bitkisel gıdalardan yüksek, hayvansal gıdalardan düşük diyetlerle beslenmenin, kalp krizi, inme veya diğer kardiyovasküler hastalıklarla ilişkili ölüm riskini azalttığının altını çiziyor. Geçtiğimiz Temmuz ayında Journal of Hypertension Dergisi’nde yayımlanan bir araştırmaya göre, beslenme düzeninde bitkisel bazlı besinleri artırmak ve hayvansal kaynaklı ürünleri sınırlamaya gitmek bile başta kalp krizi, inme olmak üzere kardiyovasküler hastalık riskini azaltıyor.

Peki bitkisel bazlı diyet nedir?

Bitki bazlı diyetler, yüksek oranda meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller, yağlı tohum tüketimini desteklerken hayvansal ürünlerin (özellikle et ve süt ürünleri) tüketimini sınırlandırır. Bu çalışmada artan tam tahıl, sebze, yağlı tohum ve meyve tüketiminin, her yıl dünya çapında sırasıyla 1.7, 1.8, 2.5 ve 4.9 milyon ölümü önleyebileceğini gösteriyor.

Bir diğer American Society for Nutrition’da yayımlanan bir makalede ise, yetersiz meyve ve sebze tüketiminin her yıl kalp hastalığından ve felçten kaynaklanan milyonlarca ölüme sebebiyet verdiği söylüyor. Çalışmaya göre her 7 kardiyovasküler ölümden 1’i yetersiz meyve tüketiminden kaynaklanırken, her 12 kardiyovasküler ölümden 1’i yetersiz sebze tüketiminden kaynaklanıyor.

Çalışmada, hayvansal kaynaklı ürünleri tamamen beslenme düzeninden çıkarmak yerine az miktarda bir kısıtlamanın bile kan basıncı üzerine iyileşme ile ilişkili olarak felç görülme oranında %14, kalp krizi görülme oranında %9 ve genel ölüm oranlarında %7 olmak üzere bir azalma gözlemlenmiştir. Bu noktada hayvansal kaynaklı besinleri hayatımızdan tamamen çıkarmak yerine tüketimini sınırlandırmak daha kalıcı bir çözüm olacaktır.

DASH diyeti

Kan basıncını düşürmede etkili olan bir diğer beslenme şekli ise DASH diyeti. DASH diyeti; (Hipertansiyonu önlemek için Diyet Yaklaşımları) meyvelerin, sebzelerin, tam tahılların, yağlı tohumların ve az yağlı süt ürünlerinin tüketiminin çoğunlukta olduğu, şeker, doymuş yağ ve sodyum alımının sınırlandırıldığı beslenme modelidir. Bu beslenme düzeninde bir diğer önemli nokta ise günlük sodyum alımının 2300 mg – 1500 mg arasında olması gerekiyor. Bu noktada 1 çay kaşığından az tuz tüketmek kan basıncı üzerine oldukça etkili.

İlginizi çekebilir: Bağışıklığınızı güçlendirmek için tüketmeniz gereken 3 besin grubu

Büşra Şen: 2018 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden yüksek onur öğrencisi ve bölüm 6.sı olarak, 2019 yılında ise yine aynı üniversitenin Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden yüksek onur öğrencisi olarak mezun oldu. Üniversite eğitimi süresince, İstanbul Tıp Fakültesi’nde endokrinoloji, onkoloji, nutrisyon destek, yetişkin ve çocuk poliklinik ve dahiliye bölümlerinde zorunlu ve gönüllü olarak; Özel Memorial Şişli Hastanesi’nde yetişkin beslenmesi üzerine; Yemekhane Yiyecek ve İçecek Hizmetleri Amerikan Hastanesi mutfağında kurum beslenmesi üzerine stajlarını başarıyla tamamladı. Yeme bozukluklarında Diyetisyen ve Psikolog yaklaşımı, Sezgisel Yeme Farkındalığı, Gastrointestinal Sistem Kanserlerinde Beslenme Eğitimi, Obezite ve Diyabet Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar, Çocuk Beslenmesinde Çözüm Odaklı Yaklaşımlar ve Fitoterapi başta olmak üzere bir çok eğitim ve kurs programına katıldı. 2019-2020 tarihleri arasında 1 yıl kadar Dilara Koçak Mezura Kliniği’nde diyetisyen olarak çalışmış olan Büşra Şen; kurumsal beslenme danışmanlığı, hasta tedavi ve eğitimi, bilimsel yayın takip ve uygulama geliştirme alanlarında görev aldı. Şu an ise İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini devam ettirmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale