X

Beslenmede öne çıkan 2026 wellness trendleri

Hem teknolojik gelişmelerle hem de Z jenerasyonunun çarpıcı tercihleriyle şekillenen beslenme dünyası, 2026’da yüksek protein talebinden lifli gıdalara kadar uzanıyor. Yeni yılın wellness trendleri, beslenme anlayışlarını hem daha bilimsel hem de daha seçici bir noktaya taşıyor. Bu yazımızda, beslenmede öne çıkan 2026 wellness trendlerini derinlemesine analiz ediyoruz.

Flexitarian diyet hızla benimseniyor

Flexitarian diyet, ismini İngilizcede ‘’esnek’’ anlamına gelen ‘’flexible’’ ve ‘’vejetaryen’’ anlamına gelen ‘’vegetarian’’ kelimelerinden alıyor. Bu diyet, esnek ve sürdürülebilir yapısı sayesinde 2026’da öne çıkıyor.

Beslenme dünyasına yeni bir soluk getiren flexitarian diyet, bitkisel gıdaları günlük beslenmenin merkezine koyarken ara ara hayvansal proteinlere de izin veriyor. Bir başka deyişle, bu diyeti uygulayanlar ‘’Asla et ürünü tüketmeyeceğim.’’ anlayışını benimsemiyorlar.

Sınırları gevşeten flexitarian diyet, 2026’da farklı beslenme alışkanlıklarını şekillendirecek gibi duruyor. Bu diyet, yeni yılda beslenmenin büyük bir kısmını sebzeler, baklagiller ve tam tahıllar üzerine kuracak ve balık, yumurta ve süt gibi hayvansal gıdaları da sınırlı ama stratejik şekilde kapsayacak.

Flexitarian trendi, çevresel kaygılarla ve bilinçli sağlık anlayışıyla paralellik taşıyor. Tüketiciler, et tüketimini tamamen bırakmak yerine azaltmayı ve daha dengeli bir modele bağlı kalmayı tercih ediyor.

Hem hayvansal hem de bitkisel proteinler tercih ediliyor

Farklı protein kaynaklarını tüketme trendi, 2026’nın flexitarian trendine uyum sağlıyor. Tüketiciler, yeni yılda tek bir protein kaynağına odaklanmak yerine çok yönlü bir protein stratejisini kucaklıyor.

Bu trend doğrultusunda, beslenme düzenine daha fazla protein ekleniyor. Sağlıklı yaşam için önemli bir güç kaynağı olarak öne çıkan protein, kas, kemik, cilt ve saç dokularının yenilenmesinde ve onarılmasında kritik bir rol oynuyor. Bununla birlikte, proteinler hormonların üretilmesi için de hayati bir önem taşıyor.

Tüketiciler, 2026’da genel sağlıkları için çeşitli formatlarda protein arayışına girecek. Bu arayış, süt temelli proteinlerle birlikte bezelye, mercimek ve baklagil bazlı bitkisel proteinleri yükselişe geçirecek. Bu sayede, beslenme anlayışları hem kas onarımı ve güç gibi işlevsellik hem de sürdürülebilirlik açısından dengelenecek.

Bağırsak sağlığı merkeze yerleşiyor

Bağırsak sağlığı, wellness dünyasının kritik bir parçası haline geliyor. Tüketiciler, bağırsağı sadece sindirimden ibaret görmek yerine bu organı holistik sağlık merkezi olarak değerlendiriyor.

Sağlıklı bağırsaklar, sindirim sürecini düzenliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Aynı zamanda, bağırsakların sağlıklı olmasının psikolojik sağlığı da desteklediğini belirtmeliyiz. Bağırsak florası bozulduğu zaman kabızlık, ishal, şişkinlik, gaz ve karın ağrısı gibi yaşam kalitesini negatif etkileyen durumlar açığa çıkıyor.

Bağırsak sağlığının öncelik kazanması, 2026’da ürün geliştirmeyi etkileyecek. Bu doğrultuda, probiyotik, prebiyotik ve postbiyotik içeceklerin artacağı öngörülüyor. Yoğurt, kefir ve tarhana gibi fermente gıdalar ve mikrobiyom dostu takviyeler, yeni yılda menülerde daha çok yer alacak.

Asya yemekleri ilgi görüyor

2026 trend raporları, Asya lezzetlerinin yükselişini somutlaştırıyor. Tüketiciler geçmiş yıllara kıyasla Hint restoranlarını daha çok aratıyor ve bu durum da başta Hint mutfağı olmak üzere çeşitli Asya mutfaklarına olan ilginin genişlediğini gösteriyor.

Güneydoğu Asya ve Sichuan mutfaklarının baharatlı, umami açısından yoğun ve fermente tatları, yeni yılda çeşitli gıdalar için ilham kaynağı olacak. Uzmanlar, bitki bazlı ürünlerin bile bu farklı tatlardan etkileneceğini vurguluyor.

Asya yemekleri popülarite kazanırken bu coğrafyadan gelen siyah susam da ön plana çıkıyor. Bu besleyici ve lezzetli susam çeşidi, kahvelerden tatlılara kadar pek çok gıdada yerini alıyor. Siyah susam, latte, kruvasan ve diğer besinlere kattığı fındıksı ve acı tadıyla tanınıyor.

Fibermaxxing popülarite kazanıyor

2025’te TikTok’u kasıp kavurmuş olan fibermaxxing, 2026’da da etkisini sürdürecek gibi duruyor. Bu trend, günlük lif alımını bilinçli olarak artırma eylemini yansıtıyor. Kısacası, fibermaxxing sebze, meyve ve baklagil gibi lif açısından zengin gıdaların tüketimini maksimize etmeyi amaçlıyor.

Fibermaxxing, bağırsak sağlığı, kardiyovasküler sağlık ve metabolizma üzerinde olumlu bir etki sergileyebiliyor. Her ne kadar bu trend yeterli lif alımının faydalarını yansıtsa da yeni yılda dikkatli olmak gerekiyor; lif alımını hızlıca artırmak, gaz ve şişkinlik gibi yan etkilere yol açabiliyor.

Takviyeler bireysel ihtiyaçlara göre seçiliyor

2026’da hassas takviyelendirme dönemi kesin olarak başlıyor. Günümüzde vitaminler gibi takviyeler rastgele bir şekilde kullanılsa da bu durum yeni yılda azalıyor. Kişinin ihtiyaçlarına göre seçilen bilim temelli takviyeler öne çıkıyor.

Tüketiciler, yeni yılda ‘’herkese uyan tek formül’’ anlayışını geride bırakarak kişiselleştirilmiş takviye alımına yöneliyor. Global takviye pazarı, bu trende uyum sağlayarak farklı yaşam tarzlarına ve genetik verilere göre özelleştirilmiş takviye çözümlerini sahiplenmeye başlıyor. Takviye markaları, yaş, cinsiyet ve aktivite seviyesi gibi özelliklere yönelik özel formüller geliştiriyor.

Zihinsel sağlık amaçlı ürünler geliştiriliyor

Beslenme dünyası, mental sağlık ve gıda tüketimi arasındaki güçlü bağı somutlaştırıyor. Gıda girişimleri, 2026’da bu bağı baz alarak operasyonlarını sürdürecek.

Bu trend, adaptojenlerin, nootropiklerin ve zihinsel performansı destekleyen diğer bileşenlerin yükselişini vurguluyor. Bu ürünler, stresi azaltmaya, odaklanma becerisini iyileştirmeye ve duygu dünyasını geliştirmeye odaklanıyor. Performans odaklı kitleler, fonksiyonel atıştırmalıklardan içeceklere kadar zihin dostu besinler aracılığıyla yeni yılı daha zinde geçireceklerini düşünüyorlar.

İçecekler belirli hedefleri öne çıkarıyor

İçecekler, 2026’da wellness dünyasına inovasyonu getirecek. Bu segment, fonksiyonellik ve amaç kavramlarının birleşimini yeni yılda çok canlı bir şekilde yansıtacak.

Bu trend, içeceklerin sadece tat yerine hidrasyon, enerji ve probiyotik destek gibi somut faydaları benimseyeceğini belirtiyor. Elektrolitli sular, prebiyotikli sodalar ve adaptojen içeren kahveler, yeni nesil içecekler arasında bulunuyor. Bu içecekler, susuzluğu çözüme kavuşturduğu gibi sindirim sağlığını da destekliyor. Ayrıca, bu içeceklerin enerjiyi yükseltebildiğini ve stres yönetimine katkı sağlayabildiğini de vurgulamalıyız.

Yukarıdaki trendlere ek olarak, 2026’da da beslenme dünyasında öne çıkan 2025 wellness trendlerinden biri olan sürdürülebilirliğe rastlıyoruz. Bu trend, hem bireylerin hem de restoranların gıda sektöründe daha çevre dostu bir bakış açısıyla yer alacağını gösteriyor. Son olarak, her sektörde olduğu gibi yapay zekanın beslenmeyi de etkileyeceği vurgulanıyor. Bu teknoloji, akıllı beslenme koçluğu, kişiselleştirilmiş beslenme ve besin takibi için sık sık tercih edilecek gibi duruyor.

Kaynak: Premium Medical Circle, Delish, Innova Market Insights, Brainz Magazine

İlginizi çekebilir: 2025’te hızla büyüyen sağlıklı yiyecek ve içecek markaları

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri ve keyifli rota önerileri

Her ailenin dışarıdan görünmeyen, yalnızca kendine ait küçük yolculuk alışkanlıkları vardır. Aynı playlist, aynı mola noktası, aynı atıştırmalık, aynı yolculuk telaşı… Bu ritüeller bazen gidilen yerden bile daha kıymetlidir. İstanbul’a yakın rotalar ise bu alışkanlıkları en keyifli haliyle yaşatır. Doğru yol arkadaşıyla, alanı, esnekliği ve pratikliğiyle Kangoo Multix gibi bir araçla, bu yolculuklar hem daha konforlu hem de daha özgür bir deneyime dönüşür.



Rota değil ritüel

Bir aile seyahatini özel kılan şey çoğu zaman manzara değildir.

Camın hafif aralanmasıyla içeri dolan rüzgar, arka koltuktan yükselen kahkaha, mola verildiğinde bagajdan çıkarılan atıştırmalıklar… Asıl hatırlanan, bu küçük anların toplamıdır.

Aileler için yolculuk artık yalnızca yeni yerler görmek, keşfetmek değildir. Birlikte geçirilen zamanın kendisidir. Yolculuklar planlanan kadar spontane gelişen, organize olduğu kadar özgür olan bir deneyimdir.

Bu deneyimde araç görünmez ama yolculuğun keyfini belirleyici bir karakterdir. Eşyaları, planları, alışverişleri ve anlık kararları taşıyan güvenli bir alan sunar. Kangoo Multix’in geniş iç hacmi, modüler koltuk düzeni ve kolay erişilen bagaj yapısı, yolculuğu zorlaştırmaz. Aksine aile ritüellerini destekler ve süreci daha akıcı hale getirir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri

Yola çıkış seremonisi

Her yolculuk daha kapıdan çıkmadan önce evin içindeki telaşla başlar. Matara doldurulur, yedek kıyafet yerleştirilir, termos hazırlanır, çocukların ihtiyaçları kontrol edilir.

Bagaj kapağı kapatırken hissedilen o küçük rahatlama, aslında yolculuğun ilk anıdır.

Kangoo Multix’in geniş bagaj hacmi, yolculuk için gerekli eşyaların sığma kaygısını ortadan kaldırır. Aileniz için gerekli olan her şey bagajda yerini bulur. Bu da yola daha hafif bir zihinle çıkmayı mümkün kılar.

Aynı şarkı aynı gülüş

Her ailenin bir yolda dinlemelik müzik listesi vardır. İlk şarkı çaldığında mesafe kısalır, anlar uzar.

Yolculuk boyunca paylaşılan müzik yalnızca bir arka plan değildir. Ortak bir hafızanın parçasıdır.

Kangoo Multix’in ferah kabini ve yüksek görüş açısı, sıkışıklık hissini azaltır ve yolculuğu gerçek bir paylaşım alanına dönüştürür. Böylece araç içinde geçirilen zaman sabırsızlıkla beklenen bir ana dönüşür.

Spontane mola

Haritada işaretlenmemiş bir göl, yol kenarında açmış kır çiçekleri ya da küçük bir köy fırını…

En güzel anlar çoğu zaman planlanmamış olanlardır.

Bagajdan çıkan termos, katlanır sandalye ya da piknik örtüsü birkaç dakikada küçük bir mola alanı yaratır. Kangoo Multix bu anları zahmetsiz hale getirir. Çünkü spontane kararlar pratik çözümlerle desteklendiğinde gerçekten keyifli olur. 

Bagajdan kurulan gün

Varış noktası bazen sadece bir başlangıçtır.

Bagaj açılır, masa kurulur, sandalyeler yerleştirilir, çocuklar koşmaya başlar. Piknik hazırlığı bir aile ritüeline dönüşür.

Kangoo Multix bu noktada yalnızca bir ulaşım aracı değildir. Mobil bir yaşam alanı gibi işlev görür. Ekipman taşımak zorlaşmaz, günün keyfi bölünmez.

İstanbul’a yakın keyifli rotalar

Şile ve Ağva sahil yolu: Gün batımı rotası

Şile’den Ağva’ya uzanan kıvrımlı sahil yolu, yolculuğun kendisini deneyime dönüştürür.

Kerpe ya da Kovanağzı’nda denize girebilir, gün batımında bagajdan piknik örtüsünü çıkararak kısa bir mola verebilirsiniz. Dönüşte aynı playlisti açmak ise yolculuğu tamamlayan küçük ama anlamlı bir detaydır.

Islak havlular, plaj çantaları ve şemsiyeler için geniş alan sunan Kangoo Multix, dönüş karmaşasını ortadan kaldırır.

Polonezköy ve Beykoz orman rotası

İstanbul’dan uzaklaşmadan doğayla temas etmek isteyen aileler için ideal bir kaçamak noktasıdır.

Tabiat parkında yürüyüş yapabilir, beğendiğiniz bir noktada durarak bagajdan katlanır masa çıkarıp kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Renault Kangoo Multix’ in geniş bagaj hacmi sayesinde masa, sandalye ve çocuk ekipmanları rahatça taşınır. Hazırlık süresi kısalır, keyif süresi uzar.

Sapanca Gölü: Sessizlik ve oyun rotası

Sakin, çocuk dostu ve doğayla iç içe bir atmosfer sunar.

Göl kenarında yürüyüş yapabilir, çimlerde oyun oynayabilir ve bagajdan çıkardığınız battaniye ile kısa bir piknik organize edebilirsiniz.

Bisiklet, top ya da oyun ekipmanları için de alan sunan Kangoo Multix, ailece geçirilen zamanı kesintisiz hale getirir.

Kilyos ve Terkos yolu: Plansızın güzelliği

Denizden ormana geçiş hissi sunan bu rota, kısa ama etkili bir kaçamak alternatifi oluşturur.

Rüzgarlı bir tepede fotoğraf çekilme molası verebilir, termostan kahvenizi çıkararak manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Kolay erişilen bagaj yapısı, bu kısa durakları pratik ve zahmetsiz hâle getirir.

Yolculuk birlikte güzeldir

En güzel rota, haritada çizili olan değil; sevdiklerinizle birlikte deneyimlenenlerdir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri, paylaşılan anların hafızasını oluşturur. Bu hafızayı taşıyan şey ise çoğu zaman arka planda duran ama her detayı mümkün kılan bir yol arkadaşıdır.

Kangoo Multix alanı, esnekliği ve pratikliğiyle hem aile yaşamına hem de yeni nesil girişimcilerin temposuna uyum sağlar. Çünkü yolculuk yalnızca varış değildir. Birlikte geçirilen zamandır.

*Bu yazı Renault katkılarıyla hazırlanmıştır. 

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.

Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.



İlgili Makale