Bedenine iyi bakmak: Beslenme düzeninden günlük bakıma, her gün yenilenmek

Doğada her şeyde bir denge olduğu gibi vücudumuzda da mevcut. Bu dengeyi oluşturan üç ana unsur var: Beden-zihin-ruh. Bu üçü dengede olduğunda sağlıklı, huzurlu oluyoruz; en az birisi dengesizleştiğinde ise fiziksel ya da psikolojik rahatsızlıklar duymaya başlıyoruz. Bu sebeple bütüncül tedavide hedef sadece bedeni değil, üç parçanın da iyileşmesini sağlayarak şifalanmayı gerçekleştirmek.

Zihin ve ruhu dengeye getirme yollarından dönüşüm sürecimi anlatmaya başladığım ve daha önceki haftalarda paylaştığım nefes, meditasyon, kendini olduğu gibi göstermek ve iyiye odaklanmak ile ilgili yazılarımda konuştuk. (Dönüşüm yolculuğunu birlikte yaşayalım: Bütüncül tedavinin getirdiği farkındalıklar) Bugün de sıra bedende…

Bedenimiz yediklerimizle enerji üretiyor ve yeni hücreler bu gıdaların yapıtaşları ile oluşturuluyor. O yüzden aslında bedenimiz yediklerimiz demek oluyor. Biz ne kadar sağlıklı, doğal, ihtiyacımıza yönelik beslenirsek, vücudumuz da o kadar sağlıkla içerideki işleri devam ettiriyor. Egzama tedavisi sürecinde paketli yiyecekleri, gluteni, mayayı, bana iyi gelmeyen gıdaları doktorumun kontrolünde diyetimden çıkardım. Her gün meyve ve farklı renklerde sebze yemeyi hayatımın olmazsa olmazı haline getirdim. Açıkçası alışkanlıklardan kurtulmak hiç kolay olmadı.

Bu alışkanlıkların içinde bana iyi gelenler ve kötü gelenler vardı. Paketli gıdalar, hazır yemekler zaman açısından beni çok rahatlatırdı mesela. O gün yorgunsam, yemek hazırlayacak gerekli malzemelerin hepsi evde yoksa, evdeki paketli gıdalardan ısıtır veya pizza gibi fastfood yemeklerden söylerdim. Yeni uygulamaya başladığım beslenme alışkanlığındaysa böyle bir kolaylığa yer yoktu. 3 öğünümü de kendim hazırlıyordum.

Başta zorlansam da, sonradan fark ettim ki eskiden zaman bulamıyorum diye hazır yiyeceklere yöneliyorken aslında bedenimi geri plana atıyormuşum. Kendime öğün aksatmadan yemek hazırladıkça, aslında bu zamanı ne kadar da hak ettiğimi görmüş oldum. Gün içinde kendim dışında birçok şey için zaman harcıyorken, bu zamanın bir kısmını kendime yönlendirmek psikolojik olarak da iyi geldi. Bedenime önem verdiğimi artık kendime de gösteriyordum.

Bu beslenme düzenim ile iyileşme süreci paralel olarak ilerledi. Bana iyi gelmeyen, kaşıntılarımı tetikleyen besinleri artık tüketmediğim için ellerim daha kolay iyileşiyordu. Beslenme değişikliğine ek olarak testler sonucu vücudumda eksik görünen vitaminlerden de bu süreçte takviye aldım tabii. Her takviyenin bireysel vücut değerlerine bakılarak alınması gerektiği için, detaylarını paylaşmam doğru olmaz. Ama hem beslenmede hem de takviye vitaminlerde ortak amacımız, vücuttaki inflamasyonu atmak ve dengesi bozulan bağışıklık sistemimi düzenleyerek iyileşme sürecini desteklemekti.

Ben egzama tedavisinin parçası olarak beslenme düzenimi değiştirince ilk başta vücutta büyük bir detoksifikasyon dönemi oldu. Bu ne demek? Vücudumda eski düzenim sebebiyle aylarca, hatta yıllarca biriken toksinler artık atılıyordu. Bu atılım aynı zamanda cildimde gerçekleşti ve sadece ellerim değil, yüzüm, kulaklarım da dahil, tüm vücudumda döküntüler çıktı. Bana hem fiziksel hem de psikolojik olarak zor zamanlar yaşattığını söyleyebilirim. (Psikolojik olarak bu süreci nasıl atlattığımla ilgili yazım: Hayatı deneyimleme biçimimizi algılarımız belirliyor: İyiye odaklanmak için 2 öneri)

Döküntüler sebebiyle cildimi düzenli olarak nemlendirmem gerekliydi. Günde minimum 2 kez nemlendirici sürüyor, kulaklarıma ilk başlarda neredeyse 2 saatte bir rahatlatıcı krem uyguluyordum. Hem beslenme hem nemlendirmeyi birlikte düşününce, gün içinde kendime ayıracağım zaman o kadar fazlaydı ki, diğer işlerimle birlikte nasıl yetiştireceğimi düşünerek bu sürece başladım. İyileşmek için kendime ayırdığım zaman ve özen ile cildimin uzun süredir böyle parlamadığını gördüm.

Çok acayiptir ki her yılbaşı öncesi kendi kendime hazırladığım yeni alışkanlıklar listeme evde daha çok yemek yapmak, düzenli cilt bakımı gibi rutinleri yazsam da üşenir ve bir şekilde ertelerdim. Ya da birkaç hafta uygular, sonra canım sıkıldı bahanesiyle rutinden çıkar ve daha seyrek uygulardım. Egzama bana bir kez daha gösterdi ki vücudumuz ona iyi bakmadığımız, gereken özeni göstermediğimiz zaman bize uyarılar gönderiyor ve biz onları görene/duyana kadar şiddetini artırarak bu sinyalleri göndermeye devam ediyor. (Bedeni dinlemek ile ilgili yazım: Vücudunuzla gerçek bir iletişim kurmak için: Yoga) Egzama, yıllardır isteyip bir türlü alışkanlık haline getiremediğim bedenime iyi bakma rutinlerimi zorlayarak da olsa bana kazandırdı!

Tam da yılbaşı öncesi size önerim, 2021 yılında kendinize iyi bakma rutinlerinizi oluşturmak olacaktır. Süreçle ilgili sorunuz, yorumunuz olursa bana [email protected] adresimden veya @sibelsibel Instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz. Sağlıkla kalın.

İlginizi çekebilir: Dönüşüm için ilk adımı atın: Düzenli nefes ve meditasyon çalışması

Sibel Okan
Merhaba ben Sibel. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunuyum ve şu anda özel sektörde pazarlama alanında çalışıyorum. Mühendislik eğitiminin bana katmış olduğu analitik düşünce ... Devam