X

Başkasının hikayesinde kendi değerimizi aramak

Hayatımızın akışında hepimiz farkında olmadan başkalarıyla kendimizi karşılaştırırız. Bir arkadaşının tatil fotoğrafı, bir tanıdığının kariyer başarısı ya da sosyal medyada paylaşılan “mutlu aile” pozları… Küçük bir kaydırma hareketiyle başkasının hayatına tanık olur, o görüntüye bakarken kendi hayatımıza sessizce dönüp bakarız. Ve çoğu zaman bu bakış meraktan çok bir değerlendirme içerir: Ben yeterince iyi miyim?

Kıyaslama, insanın doğasının bir parçası gibi görünse de, bu karşılaştırmalar sürekli hale geldiğinde içsel huzuru zedeleyen bir baskıya dönüşebiliyor. Özellikle sosyal medya, hayatın sadece seçilmiş ve öne çıkarılmak istenen karelerini sunduğu için gerçeklikten uzak bir sahne yaratıyor. Bu sahnede herkes güçlü, üretken, mutlu, bakımlı, sevdikleriyle uyum içinde… Oysa o fotoğrafın karesi donduktan sonra yaşananlar görünmez kalıyor.

Kıyaslama tuzağının en belirgin etkilerinden biri, kişinin kendi başarılarını ve değerini küçümsemeye başlamasıdır. “Ben de onun kadar üretken olmalıyım.”, “Benim de hayatım öyle görünmeli.”, “Ben de o kadar seviliyor olmalıyım…” Bu iç ses zamanla bir eleştiri mekanizmasına dönüşür ve kişi kendi içinden gelen ihtiyaçları duymakta zorlanır. Oysa kıyaslama, başkasının yoluna bakarken kendi yönümüzü kaybetme riskini taşır.

Kişinin gelişimi karşılaştırmaya değil, farkındalığına dayanır. “Benim için anlamlı olan ne?”, “Ben hangi değerleri önemsiyorum?”, “Benim rotam ne olmalı?” gibi sorular, insanı daha gerçek bir yolculuğa çıkarır. Kıyaslama ise bu soruları susturur ve bastırır. Çünkü dış dünyadan gelen sesler, kişinin kendi iç sesiyle olan temasını bozar.

Elbette çevremizi gözlemlemek, ilham almak ya da bir model belirlemek normaldir. Ancak bu gözlemin nereye evrildiği de önemlidir. Eğer bu gözlem kişiyi güçlendirmiyor, aksine yetersizlik hislerini tetikliyorsa orada bir durmak gerekir. Kıyaslamanın içeriğine, sıklığına ve ruhumuzda bıraktığı izlere bakmak, bu tuzaktan çıkmanın ilk adımı olabilir.

Sosyal medya çağında her şeyin görünür, sayılır, takip edilir ve kıyaslanabilir hale gelmesiyle birlikte içsel onay ihtiyacımız da dış dünyaya taşınmış durumda aslında. Beğeniler, yorumlar, takipçi sayıları… Bazen bir paylaşım yapıp sonra sessizce şu soruyu sorarız: Yeterince ilgi gördü mü? Bu soru aslında başka bir yere işaret eder: “Ben yeterince görünür müyüm? Yeterince kabul ediliyor muyum?”

Terapi süreçlerinde de sıkça karşılaşılan bir tema bu: “Başkaları gibi hissedemiyorum.”, “Yeterince başarılı değilim.”, “Sosyal medyada herkes bir şey yapıyor, ben geride kalmış gibiyim…” Oysa çoğu zaman bu hislerin ardında yorgunluk, beklenti kaygısı ve görünmeyen bir özdeğer eksikliği yatar. Kıyaslama, bu eksikliği büyütür. Çünkü bizi kendimiz olmaktan uzaklaştırır.

Bu nedenle zaman zaman kendimize şu hatırlatmayı yapmamız gerekebilir: Her hayat biriciktir. Her hikayenin dinamiği, zemini, yükü farklıdır. Başkasının yolculuğu bize ilham verebilir ama yönümüzü belirlememelidir. Çünkü biz yalnızca başkası olmadığımızda tam oluruz. Kendimize döndüğümüzde, iç sesimize kulak verdiğimizde, kıyaslamadan özgürleştiğimizde gerçek iyilik hali işte orada başlar.

Sevgilerimle,

@klinikpsikologbetulcavlak, @payepsikolojimerkezi

İlginizi çekebilir: Başarıdan neden kaçıyoruz?

Betül Cavlak Akdaş: TED Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra uzmanlığını Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünden onur öğrencisi olarak almıştır. Yüksek lisans tez konusu "Yetişkin Bireylerin Ebeveynleşme Olgusunda Obsesif İnanışların ve Kaygı Düzeylerinin Rolü"dür. İş hayatına özel bir kurumda devam eden Uzman Klinik Psikolog/Yazar Betül Cavlak Akdaş, online olarak terapi yaparak da danışan görmektedir. Ruh sağlığı alanında almış olduğu Bilişsel Davranışçı Terapi, Objektif Testler, MMPI, Aile Danışmanlığı, Sanat Terapisi gibi eğitimlerinin yanında, psikoloji bilimine yazılarıyla da katkı sağlamayı hedefleri arasına almıştır. Daha önce farklı dergilerde de Yazar olarak bulunan Betül Cavlak Akdaş'ın, "Erteleme Davranışı", "Mimari Yapı ve Psikoloji", "Benlik Saygısı" konuları üzerine araştırma projeleri mevcuttur. Ayrıca, Türkiye Buz Pateni Federasyonu bünyesinde İl Hakemliği yapmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale