X

Bakış açınızı sıfırlayıp yönünüzü olumluya çevirecek ipuçları

İstediğiniz her şeyi elde etme yeteneğine sahip olduğunuz söylense, bunu kabul eder miydiniz, yoksa yolunuza çıkabilecek ‘olası’ tüm olumsuzlukları düşünmeye mi başlardınız? Cevabınız ikinci seçenekse, bu olumsuz zihniyetin pençesinden kendinizi kurtarmanızın zamanı çoktan geldi de geçiyor bile…

Hepimiz hayatımızda iyi şeyler; güzellikler, mutluluklar, başarılar, zenginlikler olsun istiyoruz ama bunları elde etmek için çok yanlış bir şeye odaklanıyoruz: Olmama ihtimallerine… Yani, bir şeyi başarmak istediğimizde onu başarmak için neler yapabileceğimize odaklanmak ya da başardığımızda nasıl hissedeceğimizin hayalini kurmak yerine başarmamıza engel olması muhtemel şeylerin listesini yapmaya başlıyoruz (yazmasak da, zihnimizde madde madde sıraladığımız kesin…). Peki, olumsuz düşüncelerle olumlu bir sonuç elde etmek sizce ne kadar mümkün? Eksi ile eksinin toplamı nasıl ki daha büyük bir eksi yapıyorsa; olumsuz düşüncelerin birleşiminden de olumlu bir şeylerin elde edilmesi pek mümkün değil. Öyleyse yapılması gereken şey teoride oldukça basit: Bakış açısını olumluya çevirmek.

Evet, teoride kolay dedik; çünkü pratikte hepimizi zorluyor olabilir… Ancak, farkındalığınızı geliştirerek ve küçük ama etkili birkaç düzenleme yaparak olumluya odaklanabilirsiniz. Bakış açınızı olumluya çevirmeye çalışmadan önce zihninizi olumsuz her şeyden arındırarak işe başlayabilirsiniz. Yani zihninizi sıfırlayarak. Gelin, önce zihni sıfırlamanın yollarına, daha sonra da bakış açısını olumluya çevirecek ipuçlarına daha yakından bakalım.

Zihninizi sıfırlamanın yolları

Zihniniz uzun zamandır olumsuzluklarla doluysa, bu kadar kötü enerji yüklenmiş bir zihniyeti bir anda temizlemek ve olumluya odaklanması için eğitmek pek kolay olmayacaktır. O yüzden önce olumsuz olan her şeyden arınması, sonra olumlularla doldurulması gerekir.

1. Kişisel önyargılarınızı değiştirin

Genellikle Kişisel önyargılarımız iki katmandan oluşur: Bizi daha önce etkileyen geçmiş deneyimler ve bu deneyimlerin içimizde yarattığı temel inançlar. Geçmiş deneyimleriniz, kendinizi algılama şekliniz üzerinde olumlu ya da olumsuz etkiler yaratabilir; bu da sınırlarınızı, korkularınızı, şüphelerinizi yaratan inançlara yol açar. O nedenle öncelikle yapmanız gereken bu sınırlayıcı inançlardan, sizi geride tutan değerlerinizden sıyrılmak; yani önyargılarınızı kırmaktır.

2. Geçmişinizi yeniden yazın

Anılarımızın %50’sinin çarpıtılmış olduğunu biliyor muydunuz? Evet, University College London’da psikoloji bilimci olan Dr Julia Shaw tarafından yapılan bir araştırmaya göre anılarımızın büyük bir kısmı çarpıtılmış. Bunun sebebi ise beynin gerçek ve hayali birbirinden tam olarak ayıramıyor oluşu… Yani, beyninizi kandırabilirsiniz. Geçmişte hatırladığınız ve sizde olumsuz etkilere sebep olmuş anılarınızı yepyeni bir forma sokabilirsiniz. Geçmişinizdeki olumsuz bir şeyin gerçekten olmuş haline odaklanmaktansa onu bugün sizin tarafınızdan kabul görecek bir forma sokun; yeniden yorumlayın. Başka bir deyişle, acıyı, hüznü serbest bırakın, affedin, deneyimlerinizin size vermiş olduğu güçle kendinizi besleyin.

3. Yeni sizi yaratmaya başlayın

Değerleriniz, hayatınızda sizin için önemli olan şeylerin bir listesidir. Nezaket, dürüstlük, sadakat, şefkat ya da hırs bu listede yer alıyor olabilir. Temel inançlarınız ise, kendiniz ve hayatınızı nasıl yaşamak istediğiniz hakkında sahip olduğunuz bir dizi kuraldır. Mutluluk, başarı ya da zenginlik de bu listede olabilir. Herhangi bir sınırlama olmadan hayatınızda olmasını istediğiniz değerleri ve inançları yazın. Sizin için neler önemli, neler olmazsa olmaz, karar verin. Uzun bir liste hazırlayın ve listede olan her şeyi yaşamınıza dahil ederek yeni sizi yaratın.

4. Kendinize zaman ayırın

Kendinize zaman ayırdığınızda gerçek anlamda tüm dünyanız değişmeye başlar. Neden? Çünkü zihniniz; olan (veya olmakta olan) her şeyi iyileştirmek, üstesinden gelmek ve daha sonra ne olmasını istediğini düşünmek için ihtiyacı olan zamanı bulur. Kendinize zaman ayırmanız, düşünmenizi, öğrenmenizi, büyümenizi, kendinize meydan okumanızı, inançlarınızı sorgulamanızı, geleceğinizi planlamanızı sağlar. Kendinize zaman ayırmayı alışkanlık haline getirerek zihninizi dilediğiniz yönde eğitebilirsiniz. Yeter ki onu dinleyin, anlayın, ihtiyaçlarını fark edin. Nerede doğru, nerede yanlış var keşfetmek için ihtiyacınız olan zamanı kendinize verin.

Olumluya odaklanmanıza yardımcı ipuçları

Zihninizi fabrika ayarlarına döndürdüyseniz; yani temiz bir format attıysanız 😊, şimdi onu nasıl olumluya odaklanması için yönlendirebileceğinizi keşfedebilirsiniz.

1. Olumsuz iç sesinizi susturun

Belki de hepimizin en sık yaptığı davranışlardan biridir, olumsuz iç konuşmalar. Aklımıza olumsuz bir düşünce girdiğinde onu besler, büyütür, çoğaltır ve zihnimizi ele geçirmesine izin veririz. ‘Bu işi başaramadım.’dan girip ‘Ne kadar yeteneksizim.’den çıkabiliriz. Bu da olumsuz döngüyü güçlendirir. Bu döngüyü kırmak içinse olumsuz iç sesi susturmak gerekir. Kendinize yüklenmeye başladığınız anda hemen aklınızı dağıtacak bir uğraş bulun. İç sesinizin sizi bastırmasına ve olumsuzlukları büyütmesine izin vermeyin. Kalkın, hareket edin, konum değiştirin, doğaya çıkın, müzik dinleyin, hobilerinizle ilgilenin, ne yaparsanız yapın içinizdeki olumsuz sesi susturun.

2. Size ilham veren bir rutin geliştirin

Bazı insanlar güne egzersizle başlar; diğerleri müziğe veya soğuk bir duşa ihtiyaç duyar. Kimisi ise kahvesiz evden dışarı çıkmaz… Siz sabahlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizi yataktan kaldıracak motivasyonu nasıl sağlıyorsunuz? Sabah sabah ‘of yine uykumu alamadım’ diyerek mi yataktan çıkıyorsunuz yoksa o güzel güne şükrederek mi? Günün erken saatlerinde tamamlayabileceğiniz ve başarı hissini tetikleyen görevlerle günün geri kalanı için motivasyon depolayabilirsiniz. Örneğin, yatağınızı toplayın, evinizi havalandırın, bulaşıkları makineye dizin, 5 dakikalık bir yoga akışı uygulayın… Size ilham verecek bir rutin geliştirin ve güne pozitif başlayın. Böylece ilerleyen saatlerde de üzerinizdeki pozitif enerjiyi sürdürebilirsiniz. Aksi halde tersinizden kalkarak başlayacağınız bir gün daha can sıkıcı terslikleri beraberinde getirerek olumluya odaklanmanızı zorlaştırabilir.

3. Zorlukları fırsat olarak görün

İşlerinizde, sosyal hayatınızda, romantik ilişkilerinizde zaman zaman zorluklarla karşılaşıyor olabilirsiniz; diğer herkes gibi… Önemli olan hiç zorluğu olmayan bir hayata sahip olmak değil -ki bu pek mümkün de değil- zorlukları nasıl karşılayacağınızı bilmek. Eğer, sizi yıldırmalarına izin veriyorsanız o zaman kalıcı zorluklara dönüşürler; ama onlardan ne öğrenebileceğinize odaklanırsanız o zaman fırsata dönüşürler. Yaşamın herhangi bir alanında karşınıza çıkan zorlukları büyümek, gelişmek, ilerlemek ya da öğrenmek için bir fırsat olarak görmeyi başarırsanız o zaman olumsuz gibi görünen bir durumun içinde bile olumlu bakış açınızı kaybetmezsiniz.

4. Minnettarlığın gücünü keşfedin

Birçok insan hayatta sahip olduğu şeyler için şükretmeyi unutur ve ‘olmayana’ odaklanır. Hırslı olmak, hayattan daha fazlasını istemek elbette ki yanlış değil; ancak her şey bir anda ‘daha fazla’, ‘daha iyi’ olmaz, zaman gerekir… Beklentilerinizin, isteklerinizin, arzularınızın zaman içinde artması çok normal olsa da tüm bunlar elinizde olanların değerini bilmemek için bir bahane değil. İstediklerinizi elde etmek için çalışmaya devam ederken, elinizdekiler için de şükretmeyi, minnet duymayı unutmayın. Bu sayede ne kadar yol katettiğinizi, neler başardığınızı, sahip olduklarınızı hatırlayabilir; belki de her şeyin sandığınızdan çok daha iyi olduğunu fark edebilirsiniz.

5. Pozitif insanlarla vakit geçirin

Negatiflik ve pozitifliğin bulaşıcı olduğunu fark etmişsinizdir… Morali bozuk biriyle birlikten sizin de moraliniz bozulabilir; öte yandan neşeli, coşkulu, mutluluk saçan biriyle olduğunuzda otomatik olarak sizin de modunuz yükselir. Bu nedenle etrafınızı kimlerle çevirdiğiniz konusunda dikkatli olmanız gerekir. Sürekli şikayet eden, mutsuz tavırlar takınan, her zaman olumsuz taraftan bakan, bardağın boş tarafını gören insanların yanında siz de negatif bir tutum sergilemeye başlarsınız. Bu nedenle, hem pozitif yanınızı besleyecek hem de modunuzu her zaman yüksek tutmanıza yardımcı olacak insanlarla etrafınızı kuşatın.

Bonus: Kendinizin en iyi arkadaşı olun

Her şey ters gittiğinde, ciddi sıkıntılarla etrafınız çevrildiğinde, kayıp yaşadığınızda, yas sürecinde olduğunuzda, kısaca gerçekten zorlayıcı zamanlardan geçtiğinizde pozitif kalmaya çalışmak dünyanın en zor şeyiymiş gibi gelebilir. Haklısınız… Ancak bu gibi zor zamanlarda üzerinizdeki baskıyı kaldırmak için bir şeyler yapmak çok önemlidir. Olumlu düşünme, sahip olduğunuz her olumsuz düşünceyi veya duyguyu gömmek, zor duygulardan kaçmak değildir; aksine onları kabul edip ilerlemeye devam etmenizdir. Zor zamanlardan geçerken kendinizi teselliye veya tavsiyeye ihtiyacı olan iyi bir arkadaşınızmış gibi görmeye çalışın. Ona ne söylerdiniz? Muhtemelen onun duygularını kabul eder ve bu durumda üzgün, kızgın hissetmeye hakkı olduğunu hatırlatır, işlerin daha iyi olacağını söylerdiniz… Öyleyse kendiniz için de bunu yapın.

İlginizi çekebilir: Sinir sistemini düzenlemeye yardımcı ipuçları

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale