X

Bahçede wellness: Açık hava yoga ve meditasyon alanları

Sağlıklı yaşam ve fitness alışkanlıkları, son dönemlerde kapalı ve geleneksel alanlardan çıkarak açık hava ortamlarına kayıyor. Kısaca ‘’bahçede wellness’’ şeklinde özetleyebileceğimiz bu trend, otel, spa ve özel konut tasarımlarını dönüştürüyor. Bu yazımızda, bahçede wellness trendinin nasıl sağlıklı yaşamı daha bütünsel ve keyifli bir deneyim haline getirdiğini sizler için kaleme aldık.

Bahçede wellness trendi nedir?

Bahçede wellness, meditasyon, yoga ve hem zihne hem de bedene hitap eden diğer fiziksel aktiviteleri açık havada yapmayı kapsıyor. Bu yaklaşım, açık havada egzersiz yapmanın insanı daha iyi hissettirdiğini öne sürüyor.

La DoubleJ’nin kurucusu J. J. Martin, 2025’in başında Sicilya’daki Verdura Resort’ta liderlik yaptığı bir meditasyon inzivasından bahsederek bahçede wellness kavramını somut bir şekilde açıklıyor. Martin, bu pratiği spadan zeytinliklere bakan bir alana taşıdıktan sonra pratiğin ekstra destek kazandığını belirtiyor. Martin’e göre, açık havaya çıkıldığı zaman analog bir alana geçiliyor ve insanlar bu durumla doğal bir şekilde etkileşime girerek harekete geçiyorlar.

Wellness uzmanları bahçede wellness hakkında ne düşünüyor?

Martin’e benzer şekilde, sağlıklı yaşam pratiklerine ve inzivalarına öncülük eden profesyoneller, mimarlar ve tasarımcılar da eğitimlerini, spor salonlarını ve spalarını açık havaya taşıyorlar. Bu eğilim kapsamında, harmanlanmış alanlar yaratılıyor ve wellness pratikleri uygulanırken doğaya erişim sağlanıyor. Aynı zamanda, egzersizler açık havaya taşınırken mahremiyet de korunuyor.

Tasarımcı ve iç mimar Neal Beckstedt, yaygınlaşan açık hava yaklaşımı doğrultusunda konut tipi spor salonlarının da ışığa, havaya ve manzaraya daha çok önem vermeye başladığını belirtiyor. Beckstedt, fitnessın artık bodrum katında saklanan bir şey olmadığını ve egzersiz alanlarının dış mekana açılan lokasyonlar haline getirildiğini vurguluyor.

Bahçede wellness trendinin hissedildiği lokasyonlar

Bu yaklaşımın kökeni, plaj yogası gibi konuma özgü deneyimlere odaklanan konaklama tasarımına dayanıyor. Son on yıldır popülarite kazanan bu yaklaşım, Six Senses’in İbiza’daki hamlesiyle somutlaşıyor. Farklı ülkelerdeki lüks otelleriyle tanınan Six Senses, yakın bir zamanda İbiza’daki çiftlik eğitim merkezinde (Farm Learning Center) tarladan mutfağa deneyimi için mutfağını geliştirdi ve esneme, yoga ve rehberli meditasyon gibi pratikler için de özel açık hava alanları oluşturdu.

Six Senses İbiza’nın bölgesel sürdürülebilirlik direktörü Marta Cardoso, bahsi geçen değişikliklerden önce ziyaretçilerin çiftlikle etkileşiminin yalnızca gözlemsel olduğunu vurguluyor. Cardoso’ya göre, bu değişikler sayesinde konuklar sürdürülebilir tarım hakkında bilgi edinebildiği ve çiftlik ürünlerini tadabildiği gibi daha aktif katılımcılara dönüşebiliyorlar.

Kelly Wearstler imzalı iç mekanlarıyla öne çıkan otel markası Proper da bahçede wellness eğilimini benimsiyor; bu marka, açık havada egzersizin doğaya dönüşü temsil ettiğini ve bir optimizasyon aracı görevi gördüğünü vurguluyor.

Bu anlayışı Scorpios Bodrum da takip ediyor. Sosyal wellness kulübü Remedy Place’in kurucusu Jonathan Leary, Scorpios Bodrum’la iş birliği yaparak konuklara kızılötesi saunalar, kontrast terapisi ve nefes egzersizleri üzerine kurulu inzivalar düzenliyor.

Profesyonellerin bahçede wellness’a yönelik tutumları

Ödüllü mimarlık firması BOND’un kurucusu Daniel Rauchwerger, dışarıdaki sağlıklı yaşam ve egzersiz alanlarının değerli iç mekandan tasarruf sağladığını vurguluyor. Rauchwerger, aynı zamanda garajda veya dışarıdaki depolama alanlarında saklanan ekipmanların kullanılacağı esnada kolayca çıkarılabildiğinin de üzerinde duruyor. Bunlara ek olarak, Rauchwerger’ın açık hava egzersizlerinin sosyal bir yanı olduğunu ifade ettiğini de belirtmeliyiz; kendisi ABD’deki Fire Island’daki açık hava projelerinin karanlık bir iç mekanda yürütülen uygulamalara kıyasla katılımı teşvik ettiğini ve wellness pratiklerini birer grup aktivitesine dönüştürdüğünü söylüyor.

Ünlü mimarlık ve tasarım firması Charlap Hyman & Herrero da bahçede wellness’ın tarafını tutuyor. Firma, projelerinde iklimden tam olarak yararlanmaya çalışıyor. Bu noktada, onsenli bir havuz evi veya spalı bir pilates stüdyosu ön plana çıkıyor.

Worrell Yeung’un müdürü Jejon Yeung da yakın zamanda tamamladıkları bir proje aracılığıyla açık hava yaklaşımı üzerinde duruyor. Yeung, bahsi geçen projede sakinleştirici ve doğayla bağlantılı bir alan arzusunun tasarım konseptinin merkezinde bulunduğunu vurguluyor. Bu projede bir stüdyo daireyi meditasyon ve wellness alanından ayıran servi ağaçları göze çarpıyor.

Bazı bahçede wellness projelerinde lüks unsurlar ön plana çıksa da başarılı bir açık hava wellness alanı için bu unsurlara gerek olmadığını belirtmeliyiz. Bir yangın merdiveninde yapılan yoga pratiği antik volkanik küllerin üzerinde uygulanan kadar iyileştirici olmayabilir fakat bu pratik dışarıya çıkmaya doğru atılmış değerli bir adım olarak karşımıza çıkıyor.

İlginizi çekebilir: Ekoterapi: İnsan ve doğa arasındaki ilişkinin iyileştirici gücü

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale