X

Bahaneleri bir kenara bırakın: Başarısız insanların 10 alışkanlığı

Herkes birbirinden farklı karakterlere sahip olsa da söz konusu başarısız insanlar olduğunda hepsinin ortak özelliklerinin olduğu dikkatlerden kaçmıyor.

Geç kalmak ve işleri geciktirmek 

Bazen olmadık şeyler olabilir ve geç kalabiliriz elbette ama kronik olarak her yere gecikmek, her işi geç teslim etmek  profesyonel hayatta kabul edilebilen bir davranış değildir. Geç kalmak ve geciktirmek sizin umursamaz ve güvenilmez olarak algılanmanıza neden olur.

Kin tutmak

Ne olursa olsun Pollyanna gibi olun demiyorum. Bazı insanlardan hoşlanmamamız gayet normal. Ancak olayları kişiselleştirmek, kin tutmak ve hatta bunun başkalarıyla dedikodusunu yapmak iş yerinde kıymetli zamanınızı ve enerjinizi harcamaktan başka bir işe yaramaz. Kin tutmanın sağlığımıza olumsuz etki ettiğini ispatlayan araştırma sonuçları bile var.

Fazla uyumlu olmaya çalışmak

Okul yıllarında belli arkadaş gruplarıyla takılmak için işe yarayan bir özellikti ama artık büyüdünüz ve bir kariyeriniz var. Dolayısıyla devamlı olarak başkalarının ne düşüneceğini umursamaktan vazgeçin. Kendiniz olun. Mütemadiyen uyumlu olmaya çalışırsanız asla ön plana çıkamazsınız.

Gereksiz para harcamak

Gereksiz para harcamak ya da düzenli borcunuzun olması öncelikle sizi ödemeleri yapabilmek için istemediğiniz bir işe mahkum eder. Finansal geleceğiniz için mutlaka para biriktiriyor olmanız lazım. Düzenli borç ödüyor olmanız değil.

Ertelemek

Kararsızlık size zaman, para ve hatta çevrenizdekilerin saygısını kaybettirebilir. Profesyonel hayatta ve hatta özel hayatta dahi işleri en zora sokabilecek kötü alışkanlıklardan biridir.

Yalan söylemek

Bu konuda uzun uzadıya konuşmaya gerek bile yok. Dürüst olun. Yalan er ya da geç ortaya çıkar. Küçük yalanlar büyük yalanlara evrilir. Profesyonel hayatta adınız bir kez yalancıya çıkarsa toparlamanın imkanı yoktur.

Köprüleri yakmak

İş hayatında kiminle ne zaman tekrar karşılaşacağınızı asla bilemezseniz. Profesyonel dünya küçüktür. Hatta bazı sektörler daha da küçüktür. İş ve özel hayatınızda karşınızdaki insanın çok zehirli olduğunu düşünüyorsanız yapın ama çok olağanüstü durumlar haricinde köprü yakmak uzun vadede yarar sağlayan bir davranış türü değildir.

Kişiler arası iletişime (networking) önem vermemek

İş hayatı doğru insanlarla doğru platformlarda yapılan network üzerine kuruludur. Network konusunu yabana atarsanız bu işi önemsemiş, zaman ve emek harcamış kişiler sizden önce terfi ettiklerinde hiç sızlanmayın. Doğru insanlarla amaca yönelik iletişimi yalakalıkla karıştırmak iş hayatında başınıza gelebilecek en büyük yanılsamadır.

Her şeyi üstünüze alınmak ve varsayımda bulunmak

Patronunuzun bakışı, geciken bir e-posta, toplantıda sarf edilen bir cümle. Her şey ama her şey sizinle ilgili olmak zorunda değil. Böyle olduğunu düşünmek ve kendinizi yiyip bitirmek sadece iş hayatında değil özel hayatınızda da tüketici bir alışkanlık. Varsayımda bulunmak yerine gidip konuşmak en hızlı ve kolay çözüm.

Kötü beden dili ve iletişim

Beden dilinin insanlar üzerindeki algımızdaki rolü çok büyük. Hatta çoğu zaman sözel olarak ifade ettiğimizden bile önemli. Bu sebeple göz kontağı kurmamak ya da kapalı postur gibi beden dili hataları algımıza zarar veriyor. Daha ağzınızı bile açmadan önünüze gelebilecek fırsatları sabote etmemeniz işten bile değil.

 

İlginizi çekebilir: Size kimsenin vermediği 25 kariyer tavsiyesi

Özlem Sökmen: Koşucu, anne, sokak hayvanı aşığı, eğitmene dönüşmüş ex İnsan Kaynakları insanı. TED Ankara Koleji ve Hacettepe Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Unilever, Turkcell, Lafarge, BC ve Arçelik gibi birçok çok uluslu şirketin İnsan Kaynakları departmanında 20 yıl boyunca yerel, bölgesel ve global düzeyde yönetsel kadrolarda görev aldı. Kurumsal hayata en büyük hayali olan “iş hayatına yeni atılanlara profesyonel hayatı ‘hack’lemeyi öğretme aşkıyla” veda etti. Personal Best isimli şirketin kurucusu ve aynı isimli eğitimin yaratıcısı. 2016’da 3 adet uluslararası maraton koşmuş olan Özlem, 15 yaşında bir kız ve sokaktan sahiplenilmiş iki kedi ve iki köpek annesi. İşi, kızı ve sevdikleriyle geçirdiği zamandan arta kalan her anını ormanda, koşu pistlerinde geçiriyor ve genel olarak güzel yemekler, güzel şaraplar ve güzel tatiller için yaşıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale