X

Babalar ve çocukları: Aileler neden bir babaya ihtiyaç duyar?

Baba, sevgi gösteren, güven veren, objektif ve takdiri beklenendir. Babası tarafından takdir görmemiş çocuklar hayata karşı güvensiz, kaygılı ve utangaç bir tutum sergilerler. Baba imgesi çocuk zihninde bir süper kahraman imgesidir. Bir baba çocuğu için en güçlü, en hızlı, en çok veren, en çok koruyan bir imgedir. Çocuk bu nitelikteki imge sayesinde dış dünyaya güvenle açılır, çünkü başına bir şey gelmesine babasının asla müsaade etmeyeceğini derinden hisseder. O yüzden bütün babalar güvenli bir ilişki kurulduğu sürece çocuklarının gözünde kahramandır. Eğer baba ile çocuk arasında güvenli ilişki kurulmaz ise, çocuk babasının kendisini koruyan bir kalkan gibi güçlü olduğunu hissetmezse öz güven eksikliği yaşayabilir ve dış dünyaya atılmada çekingenlik gösterebilir. Ya da dışarıdan gelecek tehlikelere karşı kaygılı veya saldırgan olabilir.

Baba tutumları

  • Aşırı koruyucu babalar: “Dur, sen yapamazsın ben yapayım.” cümlesi buna örnektir. Bu tip tutumla yetişen çocuklar, aileye aşırı bağımlı, özgüveni olmayan, duygusal açıdan zayıf, sıkıştırıldığında başkalarına suç atabilecek yapıda olabilmektedirler. Bu bağımlılık hali genelde ömür boyu sürmekte ve ailesinden gördüğü şeyleri eşinden de beklemektedirler.
  • Mükemmeliyetçi babalar: “Sil onu, olmamış.”, “Neden 95 aldın?” cümleleri buna örnektir. Bu tip babalar genellikle kendilerinin yapamadıklarını, yaşayamadıklarını çocuklarından bekleyen, biraz egosu yüksek babalardır. Çocuklarına bir proje gibi bakarlar. Bu tutumu sergileyen baba, farklılıkları kabul etmez ve kıyaslama yaparlar.
  • Otoriter babalar: Burada baba katı, kuralcı ve disiplinlidir. Çocuk nazik, dürüst, disiplinli, yardımsever ve dikkatli olmasına rağmen, ürkek, çekingen, kendine güveni olmayan veya çok zayıf, başkalarının etkisi altında kalabilen, duyarlı, korkak, kendi başına iş yapma yeteneği gelişmemiş bir yapıya sahip olabilir. Ev ortamında bir korku hakimdir ve özel durumlar genellikle paylaşılmaz.
  • Tutarsız ve kararsız babalar: Genellikle anne-babanın görüş ayrılığından kaynaklanır. Bu tip ailelerde yetişen çocuklar genellikle kararsız, her türlü etkilenmeye açık, tutarsız, çabuk karar değiştirebilen çocuklardır. 
  • Çocuk merkezci babalar: “Söyle bakalım kızım, bugün ne yiyelim?” cümlesi buna örnektir. Böyle bir ortamda çocuk, ailede öncelik sahibi tek kişidir ve onun isteklerine diğer aile bireyleri kayıtsız şartsız uyarlar. Böyle yetişen bireyler her isteğinin yerine getirtileceğini zanneder ve okul kurumundaki kurallar karşısında hayal kırıklığına uğrarlar ve uyum sağlayamazlar.
  • Taşeron babalar: Burada çocuğun isteklerine hiçbir denetim ve sınırlama getirilmez. İleriki süreçlerde çocuk, duygu, istek ve dürtülerini denetleyemez. Genellikle bu tutumda yetişen çocuklar sosyal ilişkilerinde doyumsuz bir tavır sergileyebilmektedir.
  • Demokratik babalar: Çocuğun ilgi ve ihtiyaçlarına hassastır. Önemli konularda alınan kararların nedenlerini çocukla tartışır, onun görüşlerine değer verir, sözel alışverişlere olanak sağlar. Çoğu konuda çocuğa iyi bir rehber olmaya çalışır. Bu babalar, engelleyici davranmamakta, çocuklarına makul sınırlar içinde özgürlük tanımaktadırlar.

Çocuk-anne-baba üçgeninin sağlam olması gereklidir. Çünkü bu ilişkinin sağlam temelli olması çocuğunuzun kuralları, sınırları, olumlu-olumsuz davranışlar gibi tüm yaşamını etkileyebilecek olan temel kavramları doğru almasını etkileyecektir. Çocuklarınıza değer verdiğinizi her fırsatta gösterin. Dikkat ettiyseniz küçük çocuklar dayanılmaz bir fark edilme arzusu duyar. “Baba, gel de bana bak!” bütün babaların duyduğu tanıdık cümlelerdir. Ancak çocuklar fark edilmeyi genellikle daha dolambaçlı yollarla ararlar.

Yemek yemeyi reddetme, kafasını duvara vurma, bir şeyleri kırıp-dökme, kardeşine vurma gibi. Bu sebeplerden dolayı sözel veya fiziksel ifadelerle onlara verdiğiniz değeri gösterin. Anne-çocuk ilişkisinin dışında kalmayın, çocuğunuzun yaşantısına uzaktan bakmayın, hayatına direk olarak dahil olun. Herhangi bir soru sorduklarında çocuklarınızı susturmayın. Dinlemek, o sırada sorunu olduğunu anlatan kişiyi rahatlatmak ve anlayabilmek demektir.

İletişim: Instagram @klinikpsikologbetulcavlak

İlginizi çekebilir: Öz düzenleme becerisi nasıl oluşur?

Betül Cavlak Akdaş: TED Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra uzmanlığını Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünden onur öğrencisi olarak almıştır. Yüksek lisans tez konusu "Yetişkin Bireylerin Ebeveynleşme Olgusunda Obsesif İnanışların ve Kaygı Düzeylerinin Rolü"dür. İş hayatına özel bir kurumda devam eden Uzman Klinik Psikolog/Yazar Betül Cavlak Akdaş, online olarak terapi yaparak da danışan görmektedir. Ruh sağlığı alanında almış olduğu Bilişsel Davranışçı Terapi, Objektif Testler, MMPI, Aile Danışmanlığı, Sanat Terapisi gibi eğitimlerinin yanında, psikoloji bilimine yazılarıyla da katkı sağlamayı hedefleri arasına almıştır. Daha önce farklı dergilerde de Yazar olarak bulunan Betül Cavlak Akdaş'ın, "Erteleme Davranışı", "Mimari Yapı ve Psikoloji", "Benlik Saygısı" konuları üzerine araştırma projeleri mevcuttur. Ayrıca, Türkiye Buz Pateni Federasyonu bünyesinde İl Hakemliği yapmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.



İlgili Makale