X

Ayrılık psikolojisi ve yasın 5 aşaması

İnsan olmanın kaçınılmaz deneyimlerinden biri, sevdiğimiz bir şeyi yitirmek. Pek çok öğreti sevginin dünyayı döndüren güç olduğundan bahsederken, o sevgiyi atfettiğimiz şeyin artık ulaşılmaz olması sanki tüm dünyamız yıkılmış gibi hissettirir.

Bir ilişkinin bitmesi, iş kaybı, ölüm, kısacası sevdiğimiz şeyden ayrı düştüğümüz her durumda içimizde bir acıyla baş başa kalırız. Öfke, özlem, üzüntü, hayal kırıklığı gibi hissetmek istemediğimiz pek çok duygu kendini göstermeye başlar. Şunu kabul etmek gerekir, hangi insan acı çekmek ister ki, elbette hepimizin acıya karşı ilk tepkisi onu bir şekilde etkisiz hale getirmek olacaktır.

İnsanın temel savunma mekanizmaları acıyla baş etmeye çalışırken devreye yeniden girer. Bazen kendimizi dondururuz, konuşmamaya, iletişim kurmamaya başlarız. İyi ya da kötü bir şey hissetmek istemeyiz. Bazen kaçarız, kendimizi başka yoğunlukların içine atıp aslında hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışırız. Bazılarımız da aşırı telafi yoluna gidebiliriz, sevdiğimiz şeye yeniden ulaşmak için tüm imkanlarımızı ve gücümüzü sonuna kadar kullanmayı deneriz. Her gün geçmişteki anıları yad eder, eski güzel günleri geri getirmek için kendimizi tüketecek şekilde bir çaba içine gireriz.

Tüm bu tepkilerin hepsi insani, hepsi anlaşabilir ancak sevdiğimiz birini kaybetmiş olmanın gerçeği günün sonunda tüm savunmalara üstün gelecektir. Burada devreye yas süreci girer. Yas konusunda önemli çalışmaları olan Elizabeth Kübler-Ross yasın evrelerinin inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenmek olduğundan bahseder. İnkar, olanları kabul edemediğimiz, bu yaşanmış olamaz cümlesinin içimizde yankılandığı evredir. Kaybetmenin verdiği şokla yaşadıklarımızın gerçek olamayacağı düşüncesi aklımıza gelir. Öfke, kaybın gerçekliği ile yüzleştiğimizde kendini gösterir, bir suçlu aramaya, bir neden bulmaya çalışırız. İçimizde olan bitene karşı bir isyan başlar. Neden ben, neden benim başıma geldi soruları zihnimizde belirir. Pazarlık evresinde çaresizliği, umutsuzluğu kabul etmeye başlamakla birlikte hala yollar aramayı sürdürürüz. Bir şansım daha olsaydı, son bir kez daha görebilseydim bu evrede en sık kurduğumuz cümlelerdir. Depresyon, gerçeği tamamen kabul ettiğimizde yaşadığımız, belki de acıyı en yoğun hissettiğimiz evredir. Yalnız kalmaya ihtiyaç duyulan, sosyalleşmenin azaldığı, üzüntünün kendini tüm çıplaklığıyla gösterdiğine tanık oluruz. Son evre olan kabullenme, duyguların yaşanılıp bundan sonrasının, geleceğin düşünülmeye başladığı dönemdir. Tekrar hayata uyum sağlamaya başlarız. Her insanda yasın süresi ve görülen evrelerin sıralaması değişebilir.

Temelinde her insan kaybettiği sevginin ardından acı duyar. Bu acıyı yaşamaya ve hissetmeye izin vermek sağlıklı bir yas sürecinin olmazsa olmazıdır. İzin verilmeyen her acı kendini başka yollardan gösterirken aslında kötü hissettiğimiz süreci de zamansal olarak uzatır, sağlıklı bir başlangıcı uzaklaştırır.

Yas tutmaya hakkınız var. Öfkelenmeye, üzülmeye hakkınız var. Kayıplardan sonra kendinize bu hakkı kullanmaya izin vermek, kabule ve iyileşmeye giden yolu kendine açmak olacaktır.

 

İlginizi çekebilir: Kahramanın, içindeki gücü çalıyor olabilir mi?

Nurhayat Tütüncü: Çok severek okuduğum İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünü bitirdikten sonra klinik psikoloji yüksek lisansına başlayarak uzmanlığımı aldım. Eğitim süresince yaptığım akademik asistanlıklar ile bir çok bilimsel projede çalışma imkanı buldum. İnsanı her yönüyle anlamak ve yardımcı olmak en büyük tutkum aynı zamanda arzum oldu. Şema terapisi, bilişsel davranışçı terapi eğitimlerinin yanı sıra bütüncül bakış açımı geliştirmek adınaregresyon terapisi eğitimi de aldım. Çalışmalarımı ve paylaşımlarımı İnstagram’da psikolog.nurhayattutuncu hesabından takip edebilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale