X

Aromaterapi ve yoga: Hem fiziksel hem ruhsal bir şifa

Aromaterapi deyince hiç alakası olmasa da aklıma çocukken eve geldiğimde teyzemin yaptığı tarçınlı kekin kokusu geliyor. Aslında biliyor musunuz, çok da alakasız değil. Aromaterapi duygularımıza da hitap ettiği için kekten yayılan tarçın ve vanilya bir nevi terapi.

Evet nedir bu aromaterapi?

Bitkilerin kök, yaprak ve çiçeğini damıtarak elde edilen yağların hastalıkları iyileştirmek için kullanılması. Eski zamanlarda modern tıp olmadığı için daha çok kullanılan bu yöntem, günümüzde daha çok kozmetik amaçlarla kullanılıyor. Kozmetiğin yanı sıra son zamanlarda doğal mumlar da popüler olmuş durumda.

Aromaterapinin hem fiziksel hem de ruhsal yanı var. Yağları isterseniz rahatsızlıklarınızı gidermek için kullanabilirsiniz veya kokularla ruhsal tedavi uygulayabilirsiniz. Her ikisi için de evdeki malzemelerle nasıl aromaterapi yapabileceğinizi anlatacağım.

Kozmetik kullanmayı sevmediğim için mutlaka evde yağlarım oluyor. Derslerimde de sık sık kullanıyorum ve doğal mumlar yapıyorum. Normalde uçucu yağların kokusu çabuk gidiyor, onun için mum yapmanızı veya edinmenizi tavsiye ederim. Eğer mum yapmayı tercih ederseniz çok da Hygge bir aktivite olur. İsteyen benimle iletişime geçebilir, nasıl yapıldığını anlatabilirim.

Malum Covid’den dolayı çok fazla dezenfektan kullanıyoruz ve ellerimiz mahvoluyor. Buna da çare olarak dezenfektanın içine 20 damla kadar vanilya yağı koyuyorum. Hem elleri besliyor hem de nemlendiriyor. Nemlendirici özellikli başka yağlar da kullanabilirsiniz. Hindistan cevizi, badem yağı, şeftali yağı gibi.

Yağdanlıkta suyla karıştırıp buharından faydalanabilirsiniz. Bunu çok tercih etmiyorum çünkü yağ bir zaman sonra yanmaya ve kötü kokmaya başlıyor. Diffuser’lar da tercih edilebilir.

Çubuk tarçın benim için olmazsa olmaz bir şey. İsterseniz tütsü gibi yakabilirsiniz, eğer duman rahatsız ediyorsa kırıp yağdanlıkta yakabilirsiniz. Nefis kokuyor ve uzun süre etkisi gitmiyor. Okul sonrası teyzemin kekini hatırlatması da ayrı bir mutluluk sebebi. Yapılan araştırmalara göre çocukluğumuzdaki mutlu olduğumuz anılar bizi güvende hissettiriyor.

Ada çayı almanızı mutlaka tavsiye ederim. Yine tarçın gibi tütsü gibi yakabilir veya yağdanlıkta yakabilirsiniz. Ada çayı aynı zamanda evdeki negatif enerjiyi de temizler aynı zamanda çay olarak da çok faydalı ve nefis.

Evimin önünde kocaman bir defne ağacı var. Zaman zaman oradan toplayıp kurutuyorum ve tütsü gibi yakıyorum. Aynı ada çayı gibi evin de enerjisini temizliyor. Defne ağacını her yerde rahatlıkla bulabilirsiniz. Onun için toplamanızı tavsiye ederim.

Evet şimdi derin bir nefis alın ve verin, güzel bir duş alın, elinizde hangi malzeme varsa istediğiniz şekilde terapinizi uygulayın. Üstüne bir de “smooth mini flow” yapmanızı öneririm. Her günün sonunda kendiniz için ayırabileceğiniz, çok uzun vakit almayan harika bir rutin. Şimdiden süper geçmesini diliyorum. Görüşmek üzere.

İlginizi çekebilir: Hygge alan oluşturmak: Evlerimiz sığınaklarımızdır

Bahar Çolak: Bahar Çolak; Zen felsefesinin derinliğini modern biyomekanik ve longevity odağıyla sentezleyen ZenFit Journey metodolojisinin kurucusudur. Bilim, sanat ve felsefeyi bir yaşam mimarisi olarak kurgulayan bir Sağlık İçin Egzersiz Antrenörü, Wellness Filozofu ve sistem tasarımcısı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Yeditepe Üniversitesi Sanat Yönetimi bölümünden mezun olan Bahar Çolak, çocukluk yıllarından itibaren spor ve sanatı bir yaşam disiplini olarak birlikte geliştirdi. Basketbol ve badminton gibi dinamik branşların yanı sıra; oyunculuk, piyano ve gitar ile şekillenen bu çok yönlü geçmiş, bugün sunduğu bütüncül sistemin hem fiziksel hem de estetik temelini oluşturur. Üniversite yıllarında müzik sektörü ve sergi küratörlüğü ile başlayan profesyonel yolculuğu, yoga disipliniyle tanışmasıyla yeni bir yön kazandı. Yoga eğitmenlik programının ardından Yin, Çocuk ve Hamile Yogası ile Mindfulness alanlarında uzmanlaştı. Ancak bu pratiği yalnızca spiritüel bir alan olarak değil, bilimsel ve rasyonel bir zeminde yeniden yapılandırma ihtiyacı, yönünü belirleyen temel kırılma noktası oldu. Bu yaklaşım onu New York University’de (NYU) Yoga ve Fizyoloji eğitimi almaya yönlendirdi. 2018 yılından bu yana hareketi bir performans çıktısı olarak değil, nöromüsküler regülasyon ve yaşam organizasyonu sistemi olarak ele almaktadır. Bu süreçte bilgisini: Düzeltici egzersiz, sağlık için egzersiz (medikal egzersiz), pilates temelli hareket sistemleri ile derinleştirdi. Bu akademik ve uygulamalı altyapı, güvenlik, hizalanma ve fonksiyonel bütünlüğü merkeze alan yaklaşımının temelini oluşturur. Hareket pratiğinin odağında Zen felsefesi yer alır. Ancak burada Zen, spiritüel bir çerçeveden ziyade sadelik, dikkat ve sinir sistemi regülasyonu prensibi olarak ele alınır. Eğitmenlik yaklaşımında güç, esneklik ve mobiliteyi; longevity ve anti-aging protokolleriyle birleştirir. Bu sistem wellness’ı yalnızca egzersiz değil, bir biyo-bütüncül yaşam mimarisi olarak ele alır: hareket paternleri, sinir sistemi regülasyonu, uyku ve stres yönetimi, günlük yaşam ergonomisi, çevresel ve davranışsal düzen ZenFit Journey, Bahar Çolak’ın 2018’de temellerini attığı bu çok katmanlı deneyimlerin rafine bir sonucudur. Bu metodoloji: bilginin teoriden deneyime evrilmesini, gereksiz katmanların ayıklanmasını, beden üzerinden öğrenmeyi merkeze alır. ZenFit Journey, hareketi yalnızca fiziksel bir eylem değil, sinir sistemi üzerinden yaşamı organize eden bilimsel bir farkındalık pratiği olarak ele alır. Beden değiştiğinde, algı değişir. Algı değiştiğinde yaşam yeniden organize olur.​
İlgili Makale