X

Aralıklı açlık ile zayıflamak gerçek mi efsane mi?

Aralıklı açlık / aralıklı oruç / intermittent fasting; aslında bir diyet olarak değil bir beslenme tarzı olarak düşünülebilir. Odak noktası vücuttaki glikojen rezervidir. Bunu da açlık süreleri ve beslenme saatleri etkiler.

Klasik diyetlerin, bol ara öğünlü listelerin aksine uzun aralıklar ile yapılan oruçlar; ardından gelen sağlıklı, dengeli ana öğünler ile farklılaşır. Bu farklıklar öğün sayısı, açlık süresi, herhangi bir hastalık varlığı gibi pek çok faktöre bağlı olarak değişmektedir.

Genellikle zayıflamak amacıyla başvurulan aralıklı açlık beslenme tarzı ile ilgili araştırmalara bakıldığında zayıflamanın yanında sağlığımıza olumlu etkili birkaç madde ile de öne çıkmaktadır.

Bu maddeleri incelemek gerekirse; vücudumuz için önemli kabul edilen;

  • İnsülin,
  • Büyüme hormonu,
  • Nörepinefrin üzerinde etki göstermesi en büyük faydalarındandır diyebiliriz.

İnsülin hormon seviyelerinin vücutta yüksek seviyelerde bulunması her zaman yağlanmaya daha yatkın bir vücut anlamına gelmektedir. Bunun dışında iştah bozukluğu ve diyabet gibi riskleri de beraberinde getirmektedir.

Aralıklı açlık uygulandığında; insülin seviyeleri üzerindeki olumlu etkisi sayesinde  vücut  yağ yakımını daha kontrollü sağlayabilmekte, yağlanmaya yatkınlığı azalabilmektedir. Buradan ulaşacağımız sonuç; insülin direnci, iştah metabolizmasında bozukluk olan bireylerin aralıklı açlık beslenme tarzını denemesi faydalı olabilir.

Büyüme hormonu üzerindeki etkisi ise akıllardaki soru işaretlerini gidermede etkili olup kas yıkımı olmadan kilo verme / yağdan kilo verme sağlayabilmektedir.

Uzun süreli açlıklarda, oruç durumlarında en istemediğimiz sonucu vücudun kas kaybetmesidir. Ancak aralıklı açlık yöntemi, saatlerine ve öğün içeriklerine uygun bir şekilde uygulandığında, herhangi bir besin ögesi eksikliği olmadığında kas kaybetmeden yağ yakımına destek olabilmekte; çünkü vücuttaki büyüme hormonunun dengeli salgılanmasına yardımcı olmaktadır.

Aralıklı açlıkta metabolizmanız açken yavaşlamıyor, çalışmaya devam ediyor!

Aralıklı açlığın açlık evresinde vücut, besinlerden aldığı enerji ve çeşitli ögeler ile kendini yenilemeye odaklıyor.

Normal beslenme düzenindeyken (daha sık ara öğün/besin tüketimi) sindirim sistemi üzerindeki yoğun çalışmasını aralıklı açlık evresinde diğer  sistemlere de dağıtabiliyor. Bu sayede vücut diğer ihtiyaçlarına da cevap verebiliyor.

Peki aralıklı açlık nasıl uygulanıyor?

Günde tek öğün, iki öğün ya da üç öğün olacak şekilde öğünlerinizi belirleyerek en az 8 saat açlık kuralına uymak aralıklı açlığı uygulamak için gerekli temel şart.

Dikkat edilmesi gereken iki temel noktadan biri öğün saatlerine uyum sağlamak, açlık sürelerini uzatmamak diğeri de yeterli besin ögelerini almaktır. Aralıklı açlık aşamasında bu iki noktaya dikkat edilmeli ve sürekli olarak beslenme alışkanlığı haline getirmeden belirli dönemlerde uygulanmalıdır.

 

İlginizi çekebilir: Egzersiz ve beslenme: Egzersiz öncesi ve sonrasında ne yenilmelidir?

Diyetisyen Müge Bozok: 2008 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden başarı ile mezun oldu. Türkiye’nin ilk Tıp Merkezi İntermed’de kariyerine başladı, bu merkezde çeşitli branşlarda doktorlar ile hastalıklarda beslenme tedavisi, sağlıklı beslenme, obezite tedavisi, adölesan çağı beslenme eğitimleri, hamile ve emzirme döneminde beslenme gibi birçok alanda çalıştı. 2011 - 2017 yılları arasında Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun kurucusu olduğu Yaşasın Hayat! Kliniğinde mesleğine devam etti. Diyetisyenlik mesleğinin yanı sıra sağlıklı yaşamın yapıtaşları olan beslenmenin ve egzersizin vazgeçilmez olduğunu düşünerek, uluslararası çeşitli eğitimlerden geçerek profesyonel olarak pilates eğitmeni oldu. 4 senelik profesyonel pilates eğitmenliğinin yanı sıra çok sevdiği yoga seanslarının ileri seviyesine giderek çeşitli yoga eğitimlerinde katılıp “Yoga Alliance” sertifikasını almaya hak kazandı. 2017 yılında ise mesleki bilgi ve tecrübesiyle danışanlarına ve öğrencilerine daha kapsamlı hizmet verebilmek için “Revita” isimli kendi beslenme danışmanlık ve pilates - yoga stüdyosu yaşam merkezini kurmuştur.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale