X

Anti-aging ürünlerini erken tanıyın, genç kalın

Yaşlanma hepimizin ortak sorunu ve hepimiz her geçen dakika yaşlanıyoruz. Bugün dünyanın çeşitli yerlerinde yaşlanma bir bilim dalı olarak incelenmekte ve ilgiyle araştırılan bu bilim dalı “gerontoloji” olarak adlandırılmaktadır. Son yıllarda bu bilim dalıyla ilgili olarak “anti-aging” kavramı ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Cilt yaşlanması, hem yapısal hem de dış kaynaklı gerçekleşir. Yapısal yaşlanma kişinin genetik yapısı tarafından belirlenirken, dış kaynaklı yaşlanma genellikle güneş ışınları, çevre kirliliği ve stres sebebiyle oluşur. Yaşlanmanın ilk işaretleri olarak ince çizgiler, elastikiyet kaybı ve cildin renk tonunda bozulma görülmeye başlar. Sonra çizgiler derinleşir ve cilt sıkılığını kaybeder.

Belki zamanı yavaşlatamayız ya da hayatın stresinden kaçamayız ama doğru ürünlerle cildimizi dışardan destekleyebiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta kullanılan ürünlerin içeriğidir. Anti-aging özellikli ürünlerin içeriklerini gelin yakından tanıyalım:

Antioksidanlar

Hava kirliliği, sigara kullanımı, güneş ışınları, stres gibi cildi yaşlandıran her türlü çevresel faktör vücudumuzda çok fazla serbest radikalin birikmesine neden olur. Cilt kırışıklıklarında serbest radikalleri nötralize eden antioksidan ürünler bu sebeple tercih edilmektedir. Anti-aging ürünlerde en sık kullanılan antioksidanlar arasında vitamin C, vitamin E, çinko ve resveratrol sayılabilir. Bazı kremlerde bu antioksidanlar yeşil çay, üzüm çekirdeği ekstresi, nar ekstresi gibi çeşitli bitki isimleriyle de karşımıza çıkabilir. Normal ciltler saf  C vitamini serumlarını tercih ederek cildin doğal savunma mekanizmasını harekete geçirebilirler. C vitamini serumları yaşa ve güneşe bağlı yaşlanma etkilerini de azaltır. Cilt lekeleri üzerinde etki göstererek cilt tonunu eşitler.

Retinol

A vitamini türevi olan retinol hücre yenilenmesini artırır, ince kırışıklıkları düzeltir ve serbest radikal hasarına karşı cildi korur. Aynı zamanda kolajen sentezini uyarır. Bu nedenle, kolajen ve elastin kaybına bağlı sarkmaların ve kırışıklıkların başladığı 30’lu yaşlardan itibaren kullanılması önerilir. Retinol ciltte hafif soyulmalara neden olduğundan ve akne kurutucu özelliğinden dolayı özellikle yağlı ciltlerde tercih edilebilir. Çok güçlü etkinlik gösterdiğinden ağırlıklı olarak gece kremlerinde kullanılmaktadır.

Alfa Hidroksi Asitler

AHA’lar olarak da karşımıza çıkan bu içerikler aslında meyve asitleridir. Anti-aging kremler içerisinde en çok glikolik asit, laktik asit ve sitrik asit gibi alfa hidroksi asitler kullanılır. Bu asitler cildin ölü tabakasını uzaklaştırır, doğal hücre yenilenmesini uyarır, cilt tonunu dengeler ve ince kırışıklıkların görünümünü hafifletir. Özellikle kalınlaşmış ve lekeli ciltlerin kullanımına son derece uygundur. Aşırı reaksiyon gösteren hassas ciltlere önerilmez.

Yeni jenerasyon moleküller

Bu moleküller alfa hidroksi asitlerin tüm olumlu etkilerini gösterirken yüksek su tutma kabiliyetleri nedeniyle yoğun nemlendirici etki sunarlar. Son yıllarda yapılan çalışmalar Laktobionik Asit, Maltobionik Asit ve Glukonolakton’un cilt elastikiyetini ve sıkılığını korumaya yardımcı olabilecek yeni bir mekanizma oldukları gösterilmiştir. Yüksek antioksidan etkilere sahip bu içerikler hassas ciltlerde bile güvenle kullanılabilmektedir.

Güneş koruyucular

Özellikle anti-aging etkili bir ürün kullanıyorsanız cildinizi mutlaka güneşten korumanız gerekmektedir. Cilt kırışıklıklarının en büyük nedeni foto hasardır. Bu sebeple etkilerini güneş ışınlarını emerek, dağıtarak veya yansıtarak gösteren ürünleri günlük cilt bakım ritüelinizin bir parçası olarak konumlandırmanız ve erken yaşlarda cildinizi güneşten korumaya başlamanız gerekmektedir.

  • Her yaşın anti-aging bakımı farklıdır

Unutulmaması gereken nokta ise, her yaşın ayrı bir anti-aging bakıma ihtiyacı olduğudur. “Yaşım genç, ihtiyacım yok” demeyin, çünkü ne kadar erken başlarsanız yaşlanmaya dair cilt sorunlarıyla daha kolay mücadele edersiniz. 20’li yaşlarda sadece temizleme ve nemlendirme yeterli olurken, 30’lu yaşlarda göz çevresini çok iyi korumak gerekir. 40’lı yaşlarda yukarıda bahsedilen güçlü aktif içeriklere “merhaba” diyebilirsiniz. 50’li yaşlarda nem rezervlerini dolduran güçlü nemlendiriciler ve ton farklılıklarını azaltan aydınlatıcı ürünleri tercih etmekte fayda var.

  • Kendinizi tanıyın, genç kalın

Genetik yaşlanma süreci günümüz teknolojisi sayesinde artık kolaylıkla test edilebiliyor. Bireylerin yaşlanma eğilimlerini belirleyen genetik testler sayesinde yanak içinden sürüntü ile doku alınıyor ve kişinin DNA profiline göre uygun olan dermokozmetik ve besin destekleri kolaylıkla belirlenip tedavi süreci hemen başlatılabiliyor. Bu teknoloji sayesinde bireyselleştirilmiş anti-aging programı oluşturmaya yönelik sonuçlar üretiliyor.

Bu şekilde ileride karşılaşabileceğiniz riskleri önceden belirleyip buna göre önlem alabilirsiniz. Bu riskler cildin sıkılık ve elastikiyet kabiliyeti, UV dayanıklılığı, glikasyon direnci, serbest radikal direnci ve cilt hassasiyeti şeklinde kategorize edilebilir. Genetik yatkınlığınıza göre tüm bu risklerin cevaplarını sonuç raporunuzda görmeniz mümkün. Bu tip testler uzman doktorlar tarafından kliniklerde ve özel muayenehanelerde yapılmaktadır. Üstelik genetik yapınız değişmeyeceği için hayatınızda bir defa böyle bir testi yaptırmanız yeterli olacaktır. Bu sayede “herkese uygun” önerilerin de önüne geçmiş olacaksınız.

Bahar Özen: Almanya doğumluyum. 2011 yılında Haliç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünden mezun olduktan sonra Almanya Saarland Üniversitesi’nde İnsan Biyolojisi alanında bilimsel araştırmalarıma devam ettim. İş yaşantıma ilaç sektörüyle başladım; ama ilgi alanım beni dermokozmetik sektörüne yöneltti. Şuan Lotis Pharma’da Ürün Müdürü olarak çalışıyorum. Cilt bakımını moleküler düzeyde öğrenmekten keyif alıyorum. İyi hissedip iyi yaşamaya çalışan bir 'Uplifer' olma yolundayım ☺

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale