X

Anne adaylarının sağlık formülü: Hamilelikte yoga

Hamileliğin ilk 6 ayını tamamlamış bir anne adayı, az kilo almış bir diyetisyen ve hamilelik dönemi olumsuz etkilerini az seviyede yaşamış pilates ve yoga eğitmeni olarak da yazıyorum ki; hamilelik döneminde kendine yaptığın yatırım her dönemden çok ayrı. Çünkü bu dönemin en güzel yanı bir yandan da içinde büyüyen canlıya da hayat verip sağlığını geliştirebilmek.

Hamilelikte yoga yapmak da bu yatırımın en keyifli yanlarından biri. Neden mi?

Yoga aslında kişinin bedensel rahatlığından çok, stresin de aşağıya çekilerek beyin yorgunluğunun da giderilmesine destek olabilen fiziksel bir aktivite. Yoga, hamilelik döneminde, 9 ay gibi kısa sürede hızla değişen hormonal dalgalanmayı sakinleştirerek anne adayının bu döneme adaptasyonunu kolaylaştırır. Hamilelikte yoga yapmak sadece stresi azaltmaz aynı zamanda meydana gelen fizyolojik değişimlerin verdiği sıkıntıları da rahatlatır.

Büyüyen karın, bedenin ağırlık merkezini değiştirirken boyun, bel ve sırt ağrılarını tetikleyebilir; dolayısıyla hamilelikte yoga ile bu ağrılar azalır ve omurga da böylece hizalanır. Bu rahatlamalar ile anne adayının bedeninde bebeğine yer açılır.

Yoga kullanılan nefes teknikleri ile hem anne adayının hem de bebeğin daha iyi oksijen almasını sağlar, bebeğe giden kan akımını hızlandırır, annenin doğum sırasında kullanması gereken nefesi öğretir. Yoga sırasında yapılan meditasyonlar, anne adayının farkındalığını artırır, bebeği ile bağ kurmasını ve iletişimini sağlar. Ayrıca anne adayının kaygılarını ve endişelerini azaltır. Yogadaki pozlar ile kalça ve sakroiliak eklemin açılmasına yardımcı olarak doğumun daha az sancılı ve daha az sürede gerçekleşmesine yardımcı olur.

Peki hiç daha önce yoga yapmamış biri, hamile iken yogaya başlayabilir mi?

Tabii ki başlayabilir ancak ilk trimester dediğimiz ilk 13 haftalık süreci beklemesi gerekir. Bu süreç sonrasında da doktoruna sağlığı ile ilgili danışarak herhangi bir olumsuzluk yoksa rahatlıkla yogaya başlayabilir. Eğer ikinci hamileliğini yaşıyor ve ilk hamileliğini yoga yaparak geçirmişse yine doktor onayı ile ilk trimester yani hamileliğini öğrendiği süreç itibarıyla başlayabilir.

Hamilelikte yogada dikkat edilmesi gereken noktalar

Öncelikle doktorunun onayı gereklidir. Doktor onayı olmadan kesinlikle yoga dahil olmak üzere hiçbir egzersiz yapılmamalıdır. Ayırca hamile yogası esnek olmalıdır. Eğer bir pozda kendini kötü hissediyorsa, nefesleri hızlanıp, kalp atışları artıyorsa bulunduğu pozdan çıkmalı olduğu yerde dinlenme pozuna geçmelidir. Özel bir durum olarak anne adayının vajinal kanama, servikal yetmezlik gibi riskli durumları varsa, yoga pozları yerine sadece meditasyon veya nefes çalışması yapmalıdır.

Unutmayın her hamilelik kişiye özel, başkalarının yaşadıkları sizin, sizin yaşadıklarınız da başkalarının yaşadığı olmayabilir. Bebeğiniz arasındaki denklemi iyi bağlarla kurun.

Sağlıklı doğumlar şimdiden…

Bana Instagram hesaplarımdan ulaşabilir ya da web sitemizi ziyaret ederek daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

 

İlginizi çekebilir: Detoksun en güzel ve en basit içeceği: Su

Diyetisyen Müge Bozok: 2008 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden başarı ile mezun oldu. Türkiye’nin ilk Tıp Merkezi İntermed’de kariyerine başladı, bu merkezde çeşitli branşlarda doktorlar ile hastalıklarda beslenme tedavisi, sağlıklı beslenme, obezite tedavisi, adölesan çağı beslenme eğitimleri, hamile ve emzirme döneminde beslenme gibi birçok alanda çalıştı. 2011 - 2017 yılları arasında Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun kurucusu olduğu Yaşasın Hayat! Kliniğinde mesleğine devam etti. Diyetisyenlik mesleğinin yanı sıra sağlıklı yaşamın yapıtaşları olan beslenmenin ve egzersizin vazgeçilmez olduğunu düşünerek, uluslararası çeşitli eğitimlerden geçerek profesyonel olarak pilates eğitmeni oldu. 4 senelik profesyonel pilates eğitmenliğinin yanı sıra çok sevdiği yoga seanslarının ileri seviyesine giderek çeşitli yoga eğitimlerinde katılıp “Yoga Alliance” sertifikasını almaya hak kazandı. 2017 yılında ise mesleki bilgi ve tecrübesiyle danışanlarına ve öğrencilerine daha kapsamlı hizmet verebilmek için “Revita” isimli kendi beslenme danışmanlık ve pilates - yoga stüdyosu yaşam merkezini kurmuştur.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale