X

Yaşama dair öne çıkan 2026 wellness trendleri

2026, daha az seçenek ve malzeme ile daha iyi sonuçların elde edildiği bir yıl olacak. Yaşam tarzları, yeni yılda sadelik ve konfor etrafında şekillenerek daha sakin ve bilinçli bir hale gelecek. Bu yazımızda, yaşam tarzlarını dönüştürecek 2026 wellness trendlerini sizler için derinlemesine inceliyoruz.

Ev en mükemmel wellness merkezi olarak benimseniyor

Ev, yeni yılda başımızı soktuğumuz ve barındığımız yer olmaktan uzaklaşıyor. COVID-19 pandemisinin birincil çalışma alanı haline getirdiği yaşam alanlarımız, yeni yılda birer wellness merkezine dönüşüyor.

Bu trend, evlerin dekoratif objelerden ziyade fiziksel ve zihinsel sağlığı aktif olarak destekleyen sistemleri kucaklamasını sağlayacak. Bu doğrultuda, solunan havayı temizleyen akıllı sistemler ve gün ışığına göre renk değiştiren aydınlatmalar evlerde yerlerini alacak. Bu tarz teknolojiler, biz farkına varamadan stres seviyemizi düşüşe geçirdiği için yaygınlaşacak. Bunlara ek olarak, fonksiyonel mobilya eğilimi de öne çıkacak; örneğin, hem gün içinde ergonomik bir çalışma alanı sunan hem de akşamları rahatlama moduna uyum sağlayan masalar tercih edilecek. Bu tercih, üreticilerin çok amaçlı tasarımlara yöneleceğini gösteriyor.

Entegre sağlık teknolojileri ve fonksiyonel mobilyalarla birlikte, evlerde zihinsel köşeler yaratılacak. Dijital gürültüden arındırılan bu köşeler, meditasyon ve odaklanma alanı olarak tasarlanacak. İnsanlar, bu köşelerde yogadan nefes egzersizine kadar birçok mindfulness pratiğini gerçekleştirerek zihinlerini ve bedenlerini ertesi güne etkili bir şekilde hazırlayacaklar.

Deneyim odaklı minimalizm tercih ediliyor

Klasik minimalizm daha az eşyaya sahip olmaya odaklanıyor ve bu odak 2026’da değişim geçiriyor. Yeni yılda nesnelerden ziyade deneyimlere öncelik veriliyor.

İnsanlar, 2026’da yaşam tarzlarında eşyadan boşalan yerleri hangi deneyimlerle dolduracaklarını keşfediyorlar. Biriktirilen para, lüks bir çanta veya akıllı bir telefona değil de benliğe bir şeyler katabilecek bir seyahate yatırılıyor. Bu trend, paranın kullanım şeklini tamamen değiştiriyor. Örneğin, dolabı kıyafetlerle doldurmak yerine yeni kültürler tanımak tercih ediliyor. Bununla birlikte, lüks bir araba yerine gelişim ve hobiler için kişiselleştirilmiş profesyonel eğitim alınıyor. Ayrıca, herkesin ziyaret ettiği lokasyonlar yerine hikayesi olan ve iz bırakabilecek etkinlikler için para harcanıyor.

Deneyim odaklı minimalizm, satın alınan nesnelerin zaman içinde eskidiğini ve bozulduğunu ifade ediyor. Bu akım, kaliteli deneyimlerin ömür boyu bireyle kaldığını ve değerini asla yitirmeyen içsel bir zenginlik oluşturduğunu anlatıyor.

Yerelcilik yaygınlaşıyor

2026, ‘’Yakında olan değerlidir.’’ anlayışını kucaklıyor. Bu anlayış, insanların dünyanın öbür ucundan gelen ürünler yerine kendi mahallesinden veya şehrinden çıkan değerlere odaklanmasını sağlıyor.

Tüketiciler, sürdürülebilir bir yaşam tarzı geliştirmek için artık ürünlerin sadece fiyatlarına bakmayacak. Yeni yılda bir ürünün son kullanıcıya ulaşana kadar katettiği yol ve diğer faktörler göz önünde bulundurulacak. Bu doğrultuda, sebzeler ve meyveler yerel manavlardan satın alınacak ve mahalledeki marketlere olan ilgi artacak.

Sürdürülebilirliğe ek olarak, topluluk bağlarını güçlendirme arzusu da yerelcilikle karşılanacak. Tüketiciler, evlerine en yakın fırıncıdan veya yerel kıyafet tasarımcılarından alışveriş yaparak onlarla bağ kuracak. Kısacası, dev zincir mağazalara para harcamak geride kalacak ve yerel zanaatkarlar hem maddi hem de manevi açıdan desteklenecek.

Glowcation eve ışıldayarak dönmeyi sağlıyor

Glowcation, ismini İngilizce’de ‘’fiziksel ve zihinsel olarak parlama’’ anlamına gelen ‘’glow up’’ kavramından alıyor. Bu seyahat akımı, tatilleri gezip görmekten uzaklaştırarak kişisel bir yenilenme sürecine dönüştürüyor. Seyahatseverler, bu akım aracılığıyla tatillerden evlerine daha dinlenmiş ve yenilenmiş dönmeyi amaçlıyorlar.

Pek çok insan, yeni yılda glowcation trendini benimseyerek cilt bakımı, güzellik uygulamaları ve wellness ritüellerine odaklanan tatillere çıkacak. Bu tatiller, iyileşmiş bir ciltle ve rahatlamış bir zihinle eve dönmeyi sağlayacak.

Glowcation, teknoloji destekli uygulamaları, longevity kamplarını, doğa terapisini ve uyku turizmini kapsıyor. Bu trend doğrultusunda, wellness merkezlerinde en yeni cilt bakım teknolojileri, vücut analiz testleri ve kişiye özel sağlık pratikleri uygulanıyor. Bunlar, kısa sürede fiziksel ve zihinsel bir ışıldama elde etmeyi hedefliyor. Longevity kampları ise ziyaretçilere yaşam kalitelerini artıracak ve ömrü uzatabilecek beslenme, hareket ve stres yönetimi alışkanlıkları kazandırmaya çalışıyor. Doğa terapisi de zihinsel berraklık için şehrin gürültüsünden uzaklaşıp doğayla iç içe olmaya dayanıyor. Orman banyosu gibi açık hava pratikleri, farkındalık seviyesini artırabiliyor. Uyku turizmi ise bu trendin en ilginç parçalarından biri; uyku üzerine kurulu oteller, özel ses yalıtımı, uyku takibi yapan yatak teknolojileri ve melatonin seviyesini düzenleyen ışıklandırmalarla ziyaretçilerin uykuOrman banyosu gibi açık hava pratikleri, farkındalık seviyesini artırabiliyor. Uyku turizmi ise bu trendin en ilginç parçalarından biri; kalitesini iyileştiriyor.

Analog hobilere geri dönülüyor

Daha önce analog wellness kavramını sizlerle paylaşmıştık. 2025’in çok konuşulan kavramlarından biri olan analog wellness, yeni yılda da popülaritesini katlayarak varlığını sürdürecek.

Analog wellness’a dayanan bu trend, hızla yaygınlaşan dijitalleşmeye bir tepki olarak karşımıza çıkıyor. Bu trend, her dakika çevrim içi olmanın yarattığı zihinsel yorgunlukla mücadele etmeyi amaçlıyor. Bu trend doğrultusunda, düzenli olarak dijital detoks yapılıyor ve telefonun ana ekranındaki uygulama sayısını azaltmak gibi eylemlerle dijital sadeleşme uygulanıyor. Dijital minimalizme ek olarak, insanlar fizikselliği somut bir şekilde hissedilen objelere ve deneyimlere yoğunlaşıyor. Analog makineyle fotoğrafçılık, örgü örmek, tığ işi ve kalem-kağıt aracılığıyla günlük tutmak gibi az teknolojili hobiler öne çıkıyor. Alfa ve Z kuşakları, bu trendin en önemli temsilcileri olarak kendilerini gösteriyor.

Beyin sağlığı sürekli ve uzun vadeli bir yatırım olarak değerlendiriliyor

Yeni yılda beyin sağlığından ‘’beyin zenginliği’’ anlayışına doğru bir kayma gerçekleşiyor. Bu değişiklik, yaşlanıldığında zihnin gerilemesini engellemekten çok daha fazlasına odaklanıyor.

Beyin sağlığı, geçmiş dönemlerde yaşlılıkta unutkanlık gibi sorunları ertelemek için önemseniyordu. 2026’da öne çıkan beyin zenginliği kavramı ise zihinsel kapasiteyi gençlik döneminden itibaren desteklemeyi baz alıyor. Kısacası, hayatın her döneminde zihinsel açıdan güçlenmek önemli bir trend haline geliyor.

Bu trend doğrultusunda, 7’den 70’e pek çok insan bulmaca ve sudoku gibi egzersizlerle düzenli olarak ilgilenerek beynini destekliyor. Aynı zamanda, beyni besleyen özel vitaminlerin ve odaklanmayı artıran takviyelerin tüketimi de yaygınlaşıyor. Bunlarla birlikte, yeşil sebzeleri, meyveleri ve kuru yemişleri önceliklendiren nöro-beslenme günlük rutinin bir parçası haline geliyor. Bu beslenme düzeni, doğru gıdalarla beyin performansını iyileştirmeyi hedefliyor.

Lazy longevity aracılığıyla ‘’az çaba, çok verim’’ dönemine giriliyor

Zorlayıcı, karmaşık ve yorucu longevity pratikleriyle 2026’da vedalaşıyoruz. Yeni yılda Türkçe’ye ‘’tembel uzun ömürlülük’’ olarak çevirebileceğimiz lazy longevity trendi aracılığıyla basitliği kucaklayacağız.

Bu trend, saatlerce süren ağır antrenmanların yerine gün içine yayılmış ve yormayan kısa egzersizleri getiriyor. Bu doğrultuda, spor salonuna gitmeden evde veya ofiste 5 dakikalık mikro kas güçlendirme hareketleri yapılıyor. Aynı zamanda, yürüyüş, esneme ve eklemleri koruyan yumuşak geçişli egzersizler de öne çıkıyor.

Lazy longevity, çevresel iyileştirmeye de odaklanıyor; sirkadiyen ritme göre otomatik ayarlanan ışıklandırmalar, evlerde yerlerini alıyor. Bu ışıklar, hormon dengesini düzenlemeye yardımcı oluyor. Ayrıca, yatak odaları kusursuz bir uyku için ısı dengesi ve ses yalıtımı açısından optimize ediliyor. Bu optimizasyon, kaliteli uykularla yeteri kadar dinlenmeyi mümkün kılıyor.

Pek çok insan, wellness programlarını birkaç hafta uyguladıktan sonra pes ediyor. Lazy longevity ise ‘’En iyi rutin, sürdürebildiğin rutindir.’’ mantığını benimseyerek strese sokan programları arkada bırakmayı sağlıyor. Bu trend, hayat akışını bozmayan küçük iyileştirmelerin bir araya gelerek ömrü uzattığını ve genel sağlığı desteklediğini ifade ediyor.

İlişkilerde sadeleşiliyor

İnsan ilişkileri, 2026’da gürültüden sakinliğe ve nicelikten niteliğe doğru geçiyor. Bu geçiş, enerjiyi tüketmeyen ve güven veren ilişkilerin yaygınlaşacağını gösteriyor.

Herkesle arkadaş olma isteği yeni yılda yok oluyor ve geniş sosyal ortamlar da yavaş yavaş daralıyor. İnsanlar, enerjilerini çok fazla kişiye bölmek yerine yanında kendileri gibi olabildikleri birkaç kişiye harcıyor. Bu doğrultuda, her mesaja anında dönüş yapma ve her davete katılma gibi baskılar da ortadan kalkıyor.

Bu trend, derin ve sakin bağların kurulması için gürültülü partiler ve kalabalık etkinlikleri de elimine ediyor. 2026’da arkadaşlarla yapılan uzun yürüyüşler, baş başa yenilen yemekler ve sessizce ama yan yana kitap okuma gibi aktiviteler öne çıkıyor. Kısacası, ilişkilerin kalitesi organize edilen aktivitenin büyüklüğünden ziyade paylaşılan anın derinliğiyle ölçülüyor.

2026 yaşam trendleri, yeni yılda teknolojinin ve şehrin temposuna yetişmeyi bırakacağımızı gösteriyor. Bu trendler, temelde yavaşlayacağımıza, derinleşeceğimize ve sadeleşeceğimize işaret ediyor.

Kaynak: Cosmopolitan, Cape Crystal Brands, MetaChronix, The Pension Planner

İlginizi çekebilir: Beslenmede öne çıkan 2026 wellness trendleri

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





Ailelerin gizli seyahat ritüelleri ve keyifli rota önerileri

Her ailenin dışarıdan görünmeyen, yalnızca kendine ait küçük yolculuk alışkanlıkları vardır. Aynı playlist, aynı mola noktası, aynı atıştırmalık, aynı yolculuk telaşı… Bu ritüeller bazen gidilen yerden bile daha kıymetlidir. İstanbul’a yakın rotalar ise bu alışkanlıkları en keyifli haliyle yaşatır. Doğru yol arkadaşıyla, alanı, esnekliği ve pratikliğiyle Kangoo Multix gibi bir araçla, bu yolculuklar hem daha konforlu hem de daha özgür bir deneyime dönüşür.



Rota değil ritüel

Bir aile seyahatini özel kılan şey çoğu zaman manzara değildir.

Camın hafif aralanmasıyla içeri dolan rüzgar, arka koltuktan yükselen kahkaha, mola verildiğinde bagajdan çıkarılan atıştırmalıklar… Asıl hatırlanan, bu küçük anların toplamıdır.

Aileler için yolculuk artık yalnızca yeni yerler görmek, keşfetmek değildir. Birlikte geçirilen zamanın kendisidir. Yolculuklar planlanan kadar spontane gelişen, organize olduğu kadar özgür olan bir deneyimdir.

Bu deneyimde araç görünmez ama yolculuğun keyfini belirleyici bir karakterdir. Eşyaları, planları, alışverişleri ve anlık kararları taşıyan güvenli bir alan sunar. Kangoo Multix’in geniş iç hacmi, modüler koltuk düzeni ve kolay erişilen bagaj yapısı, yolculuğu zorlaştırmaz. Aksine aile ritüellerini destekler ve süreci daha akıcı hale getirir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri

Yola çıkış seremonisi

Her yolculuk daha kapıdan çıkmadan önce evin içindeki telaşla başlar. Matara doldurulur, yedek kıyafet yerleştirilir, termos hazırlanır, çocukların ihtiyaçları kontrol edilir.



Bagaj kapağı kapatırken hissedilen o küçük rahatlama, aslında yolculuğun ilk anıdır.

Kangoo Multix’in geniş bagaj hacmi, yolculuk için gerekli eşyaların sığma kaygısını ortadan kaldırır. Aileniz için gerekli olan her şey bagajda yerini bulur. Bu da yola daha hafif bir zihinle çıkmayı mümkün kılar.

Aynı şarkı aynı gülüş



Her ailenin bir yolda dinlemelik müzik listesi vardır. İlk şarkı çaldığında mesafe kısalır, anlar uzar.

Yolculuk boyunca paylaşılan müzik yalnızca bir arka plan değildir. Ortak bir hafızanın parçasıdır.

Kangoo Multix’in ferah kabini ve yüksek görüş açısı, sıkışıklık hissini azaltır ve yolculuğu gerçek bir paylaşım alanına dönüştürür. Böylece araç içinde geçirilen zaman sabırsızlıkla beklenen bir ana dönüşür.

Spontane mola

Haritada işaretlenmemiş bir göl, yol kenarında açmış kır çiçekleri ya da küçük bir köy fırını…

En güzel anlar çoğu zaman planlanmamış olanlardır.

Bagajdan çıkan termos, katlanır sandalye ya da piknik örtüsü birkaç dakikada küçük bir mola alanı yaratır. Kangoo Multix bu anları zahmetsiz hale getirir. Çünkü spontane kararlar pratik çözümlerle desteklendiğinde gerçekten keyifli olur. 

Bagajdan kurulan gün

Varış noktası bazen sadece bir başlangıçtır.

Bagaj açılır, masa kurulur, sandalyeler yerleştirilir, çocuklar koşmaya başlar. Piknik hazırlığı bir aile ritüeline dönüşür.

Kangoo Multix bu noktada yalnızca bir ulaşım aracı değildir. Mobil bir yaşam alanı gibi işlev görür. Ekipman taşımak zorlaşmaz, günün keyfi bölünmez.

İstanbul’a yakın keyifli rotalar

Şile ve Ağva sahil yolu: Gün batımı rotası



Şile’den Ağva’ya uzanan kıvrımlı sahil yolu, yolculuğun kendisini deneyime dönüştürür.

Kerpe ya da Kovanağzı’nda denize girebilir, gün batımında bagajdan piknik örtüsünü çıkararak kısa bir mola verebilirsiniz. Dönüşte aynı playlisti açmak ise yolculuğu tamamlayan küçük ama anlamlı bir detaydır.

Islak havlular, plaj çantaları ve şemsiyeler için geniş alan sunan Kangoo Multix, dönüş karmaşasını ortadan kaldırır.

Polonezköy ve Beykoz orman rotası

İstanbul’dan uzaklaşmadan doğayla temas etmek isteyen aileler için ideal bir kaçamak noktasıdır.

Tabiat parkında yürüyüş yapabilir, beğendiğiniz bir noktada durarak bagajdan katlanır masa çıkarıp kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Renault Kangoo Multix’ in geniş bagaj hacmi sayesinde masa, sandalye ve çocuk ekipmanları rahatça taşınır. Hazırlık süresi kısalır, keyif süresi uzar.

Sapanca Gölü: Sessizlik ve oyun rotası

Sakin, çocuk dostu ve doğayla iç içe bir atmosfer sunar.

Göl kenarında yürüyüş yapabilir, çimlerde oyun oynayabilir ve bagajdan çıkardığınız battaniye ile kısa bir piknik organize edebilirsiniz.

Bisiklet, top ya da oyun ekipmanları için de alan sunan Kangoo Multix, ailece geçirilen zamanı kesintisiz hale getirir.

Kilyos ve Terkos yolu: Plansızın güzelliği

Denizden ormana geçiş hissi sunan bu rota, kısa ama etkili bir kaçamak alternatifi oluşturur.

Rüzgarlı bir tepede fotoğraf çekilme molası verebilir, termostan kahvenizi çıkararak manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Kolay erişilen bagaj yapısı, bu kısa durakları pratik ve zahmetsiz hâle getirir.

Yolculuk birlikte güzeldir

En güzel rota, haritada çizili olan değil; sevdiklerinizle birlikte deneyimlenenlerdir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri, paylaşılan anların hafızasını oluşturur. Bu hafızayı taşıyan şey ise çoğu zaman arka planda duran ama her detayı mümkün kılan bir yol arkadaşıdır.

Kangoo Multix alanı, esnekliği ve pratikliğiyle hem aile yaşamına hem de yeni nesil girişimcilerin temposuna uyum sağlar. Çünkü yolculuk yalnızca varış değildir. Birlikte geçirilen zamandır.

*Bu yazı Renault katkılarıyla hazırlanmıştır. 



İlgili Makale