Zorlamadan var olmak: Yoga pratiğinden hayata uzanan bir yolculuk

Nasıl ki her tohumun kaderinde meyve vermek ya da çiçek açmak yoksa her bedenin kaderinde de her pozu yapmak yok!

Herkes çok çalışırsa her pozu yapamaz! Kendi bedeninin izin verdiği şekilde kesinlikle yapar, evet!

Pratik ve niyet çok önemli ama kemik yapısı diye de bir gerçek var! Yani birileri gibi bu pozu ya da diğerlerini oranı buranı sıkıştırarak yapamazsın! Pozu çalışarak pozu yapamazsın, sadece sakatlanırsın!

Mat, ayna diyoruz, çünkü günlük hayatta neyi, neleri kabul etmeyip direniyorsak mata çıkınca aynı eğilimleri gösteririz. 

Pozu akmayan bir yerden yapmaya çalışıyorsak (nefesi tutmak, elleri pençelemek, bedeni sıkıştırmak) muhtemelen asla akmayacak! 

Hayattaki sıkışık yerden verilen kararlar gibi… Ne zaman bir karar arifesinde olsam kendimde buna bakarım: “Gerçekten karar akıyor mu, yoksa ben mi akmasını istiyorum? Bunu kabul edebilir miyim? Hayatın, kararların, yolların benim çekiştirmeme ihtiyacı olmadığını hatırlayabilir miyim? Kendi dharmamı kabul ederken, başkalarının da dharmasını kabul edebilir miyim?”

Evet, insan bir yolda yürümek isterken, o yolun akmadığını görmeye istekli olmak büyük bir pratik! Ama bir haberim var: Hayat çok büyük! Şükür ki, milyonlarca olasılık var hepimiz için. 

Neden bu poz, bu karar diye diretelim ki?

Kendi eşsiz varoluşumuzla sıkışmadan var olmak gibi bir olasılığımız her nefeste doğuyor. 

İlginizi çekebilir: Zihnimizin çizdiği sınırlar ve bir bütünün parçası olmak

Özde Çolakoğlu Yoga Eğitmeni
Çalışma Ekonomisinden mezun oldu. Mezun olduktan sonra metin yazarlığı, editörlük, sosyal medya uzmanlığı gibi farklı alanlarda uzun yıllar çalıştı. 2009 yılında yoga ile tanışmasının ... Devam