Zihninizi tutsaklıktan kurtarın: Kendiniz için ayağa kalkma zamanı

Tutsaklığımız zihnimizden, geçmişten sürükleye sürükleye getirdiklerimizden…
Şimdi bedensel olarak da tutsağız. Tüm yalnızlık, tüm yapabilirlik becerilerimiz bir köşede durmuş bizi bekliyor. Bizimse durmak ve daha fazlası için çaba sarf edecek gücümüz yok. Burada kaldık. Suçlu ne gökyüzü ne de genlerimiz. Suçlu yok. Yaşam bizi buraya getirdi, “Hadi” dedi, her koşulda kendini beslemeye devam edebiliyor musun? Her koşulda sevmeye ve sevilmeye tamam diyebiliyor musun? Her koşulda hayata evet diyebiliyor musun?

Ayağa kalk!
Kendin için bir şey yap. Kendini sevmek için bir adım at.
Çünkü sen kendini seversen, geriye bir şey kalmayacak. Sen kendini seversen dünya bir anda dönüşecek ve sadece senin için!
Zihninden geçen her kurguya hayır diyebiliyor musun?
Onlara kapılmadan iç hissine bağlanıp orada durabiliyor musun?
Kendini önemse, dağıtma, saçma, parçalama!

Bu karanlık, bu bilinmezlik, hepimizi bir şekilde içine aldı ama çıkış var canım. Çıkış ne olursa olsun kendine sarılmakta. Küçücük hareketlerle olsa bile kendine dair bir şeyler yapabilmekte. Kendine bir kahve yapmakta, beş dakika da olsa kendi sesini dinlemekte, aynadaki görüntüne bakıp hadi canım dertlenme ben buradayım demekte.
Kendi kendinin yanında durabiliyor musun?
Kendi kendini kucaklayıp onunla birlikte ağlayabiliyor musun?
Ona ağlamak değil, onunla ağlamak!
Acımak değil, yargılamak değil, onu kucaklamak, onun yaralarını sarmak.
Geçti demek, her şey geçti ve geçiyor ve elbette geçecek.
Kendi kendinin en yakın dostu, sırdaşı olabilmek.
Onu yargılamadan, ona sadece şefkat göstererek. Anlayarak!

Bunları başkaları için yaptık, isteyerek ve bazen zorunda kalarak. Ama en acımasız olduğumuz “kendimize”, dışarıya gösterdiğimizin zerresini vermedik. Kendimize hak görmedik bu sevgiyi.
Şimdi zamanıdır. En ihtiyacımız olduğu anda, ona tüm şefkati verme zamanıdır. Onu anlamaya çalışma, onu besleme zamanıdır.
Bir annenin çocuğunu beslerkenki, ne olursa olsun onu sakinleştirmeye çalışan sabrı ile.
Sabır.
Kendine duyduğun sabır. Kendine verdiğin alan, kendine verdiğin izin.
Yaşamaya, kendini sevmeye izin verir misin?

İlginizi çekebilir: Yaşamak denen şey: Kaybolmadan oynamaya devam etmek

Esra Uyman
1977’de İstanbul’da doğdu. İzmir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi, Resim Heykel bölümünden mezun olduktan sonra 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Moda Aksesuar Tasarımı okudu. ... Devam