X

Zihnimizi sakinleştirmenin en güzel yolu: Olan güzeldir!

İlginç bir bavul hikayesi…

Bir süre uzaklara gittim. Kendime, özüme daha da yaklaşmak, yakınlaşmak için… Bu gitmelerim hep bir maceralı, şifalı, bol farkındalıklı… Bana göre ortalama uzunlukta bir mola olan 40 gün boyunca Amerika’yı, Peru’yu, Brezilya’yı sığdırdım yolculuğuma… Ve bu yolculuğumun deneyimlerini, farkındalıklarını ayrıca yeni kitabımda paylaşmaya niyet ediyorum. Ama size şimdilik, yolculuğumun finalinde, İstanbul’a döndüğümde yaşadıklarımı; “olan güzeldir” bilincine kolaylıkla geçebilmeniz için paylaşıyorum.

Yolculuğa yazlıktan kışlığa pek çok giysi alternatifini yerleştirdiğim, bir büyük bir de kabin bagajı dediğimiz bavulla başladım. Arkadaşlarımın Amerika’dan siparişleri de eklenince ‘bir büyük bavul daha alayım’ dedim. Nasıl olduysa iki koca bavul ağzına kadar doldu. Kabin bavulu da… Hepsinin kilosu neredeyse sınırda hatta biraz da geçiyor. Hava yollarının izin verdiği tek bavulun ağırlığı, 23 kg’ın üzerinde… Toplamda 50 kilonun üzerinde yüküm var. Alana inince bavullarımı nasıl taşıyacağıma ve merdivenli eve nasıl çıkaracağıma dair de hafif bir kaygım…

Bu kaygılı düşünceler uçakta arada sırada yoklasa da her yoklamada ‘anda kal, bakalım akışta neler olur’ dedim.

İlginizi çekebilir: Biraz olsun fark edelim, soranlardan, o’lanlardan olalım

Alana indiğimde üç bavulumda çıkmayınca aslında çok da şaşırmadım. Yüzümü aldı muzip bir gülümseme… 

Yetkili kişiye bavullarımın dağıtımdan çıkmadığını söyleyince; buyrun ofise bakalım raporlara, tüm bagajlar dağıtıldı. Bakalım bavullarınız nerede kalmış? Dedi… Ben İstanbul’a gelmiştim ama valizlerim Los Angeles’ta kalmıştı. Zihnimden huzursuzluk hissi yaratan bir ses; “arkadaşlarının siparişleri, yeni aldıkların kayboldu, gitti.” dese de… Gönlümde hiçbir sıkıntı yoktu. O anda bir seçim yaptım, danışanlarımla hep paylaştığım üzere; “olan güzeldir” dedim ferah ferah…

Öyle de oldu…

Bir sonraki gece uçağıyla arkamdan İstanbul’a inen büyük ve ağır valizlerim ertesi gün eve kapıya kadar teslim edildi. Elimi, kolumu sallayarak rahat rahat alandan yola çıktığımda bir de arkadaşımı görmeyeyim mi? O da sevgilisini almak üzere gelmişti ve benim gideceğim yere kadar beni bıraktılar.

Kısacası; arkadaşlar valizler ortada yokken paniğe kapılmadım, kimseyi suçlamadım, hiçbir şeyden şikayet etmedim. İtiraf ediyorum daha önce ağır ve büyük valizleri taşımayı çok da gözüm kesmediğinden sonsuz olasılıklarla dileğim benim için en tatlı şekliyle gerçekleşti.

“Olan güzeldir!” dediğinizde ve olana bir duygu yüklemeden, sıkıntılı bir his oluşturmadan sadece izlediğinizde (kuantum fiziği) en yüksek hayrınıza olan gerçekleşir. Her an böyledir de bizim zihnimiz bunu algılayamaz, panikler, tepki verir. Tatlı zihnimizi sakinleştirmek elimizde…

Her an “olan güzeldir” diyebilmeniz dileğiyle AŞKla…

Mevlam ne eylerse güzel eyler…

Sevgilerimle…

Hande Akın: 5 Şubat 1977 İstanbul doğumluyum. Şişli Terakki Lisesi’nde okudum. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV Sinema Bölümü’nden mezun oldum. 15 yıl reklam sektöründe prodüksiyon ve müşteri ilişkileri yöneticilikleri yaptım. 28 yaşlarında başlayan sorgulama, kendimi keşfetme, tanıma, anlama maceramda 33. yaşım milat oldu. Reklamcılıkla vedalaştım. Aldığım ve almakta olduğum sayısını artık hatırlamadığım pek çok eğitim, seminer oldu. Kişisel gelişim alanında yaşam koçluğu yapmaya başladım yıl 2010... “Ben zamanı”nın kurucusuyum, Bu slogandan hareketle; EFT (Duygulardan Özgürleşme Tekniği), REGRESYON, Ezoterik şifa teknikleriyle harmanladığım kalbimin rehberliğinde özgün bireysel seanslarımın yanı sıra kişisel gelişime dair eğitimler, seminerler veriyorum. Kadın Olmak ve AŞK’a gel özellikle dişil enerji üzerine çalıştığım workshoplarım. İlham veren, motive eden, umudu yeniden yeşerten kitlelere özel konuşmalar yapıyorum. Kitabım “Kadın Olmak” 2014’te çıktı. 2015 ve 2016 yıllarında televizyon programı hazırlayıp, sundum. Akışta kalma deyimini içselleştirerek yapabildiğimce teslimiyetle gelişmek ve geliştirmek bana keyif veriyor. Birbirimizden öğrenerek, birbirimize destek vererek geliştiğimize, hepimizin birbirinden ilham aldığına ve her bireyin kendini şifalandırabileceğine inanıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale