X

Zihinden önce beden: Mantığın çözemediklerini beden nasıl bilebiliyor?

Hayatta önemli kararlar vermemiz gereken zamanlarda ilk önce zihnimize güvenir ve bir mantık oturtmaya çalışırız. Bunun için artı-eksi tabloları yapar, düşünce akışı yazıları yazar ve tek bir konu üzerine günlerce düşünürüz. Ama bazen bu kadar detaylı bir çalışma bile bizi istediğimiz sonuca götürmez. Hesaplamalara göre en mantıklı seçimi yaptığımıza ikna olsak da sanki en doğru yoldan gitmiyormuşuz gibi gelir. Çünkü ortada tam olarak adlandıramadığımız bir his vardır ve o bize bir şeylerin yanlış olduğunu söyler. 

Kalp mi beyin mi” sorusu da işte tam bu anda aklımıza gelir. Aslında modern nörobilim araştırmaları bize bunun doğrudan kalp olmadığını, bedenin bazı gerçekleri dışa vurumu olduğunu söylüyor. Ancak beden, yaşadığı tepkimeleri zihin gibi kelimelere dökemiyor. Fakat hücresel bazda da olsa bir yerlerde bu durumu derinden hissediyor ve erken sinyaller göndererek bizi uyarmaya çalışıyor. Yani bize sadece duymayı ve dinlemeyi öğrenmek kalıyor.

Bedendeki somatik işaretler

Nörobilimci Antonio Damasio’nun hipotezi; geçmiş deneyimlerin beden üzerinde kalıcı duygusal izler bıraktığını gösteriyor. Özellikle önemli bir karar aşamasındayken ya da hayatımıza yeni biri girdiği zaman beyin, eski anıları tarayarak bedene hızlıca sinyal gönderiyor. Bir anda kalp ritminin hızlanması, karında kelebekler uçuşması ve avuç içlerinin terlemesi gibi o çok bilindik semptomlar yaşanıyor. Zihnin hızlı bir iç tarama ve değerlendirme yaparak bedene yolladığı bu sinyaller, onun bizi koruma şekli olarak yorumlanıyor. Özellikle de geçmiş deneyimlerin yeterince iyi ve hoş olmadığı durumlarda, bu sinyaller bedenin farklı bölgelerinde ve oldukça farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. İşte bu durum “somatik işaretler”, yani zihin ve beden arası iletişim sonucu ortaya çıkan tepkiler olarak biliniyor. 

Belirli senaryoları önceden test ederek gelecekteki sonuçları öğrenmek için kullanılan zihin ve beden sinyal ağı, bir nevi alarm zili görevi görüyor. Örneğin; zihin, bir durumu değerlendirirken yaptığı iç tarama sonucu gelecekte kötü sonuç oluşacağı kararı alırsa, bedene yansıyan sinyaller negatif şekilde gelişiyor. Elbette bunun son aşama yorumcusu biz olduğumuz için olayı istediğimiz gibi algılayabiliyor ve zihnin beden aracılığıyla gönderdiği uyarıları görmezden gelebiliyoruz.

Bedenimize güvenmek neden önemli?

Beden sadece tehlike anlarında değil, iyileşme süreçlerinde de bize rehberlik sağlayabiliyor. Bazı durumlara kendimizi zihnimiz aracılığıyla ikna ediyor olsak da bedenimiz kasılıp gerilerek bize işlerin aslında öyle olmadığını söylüyor. Örneğin; birine onu affettiğimizi ve her şeyin yolunda olduğunu söylediğimiz zamanlarda, bedenimiz adeta bize karşı çıkarak durumu onaylamadığını gösteriyor. Bu nedenle zihin onay verse bile beden bazen “hayır” diyor ve onu dinlemek gerçekten büyük önem taşıyor:

  • Bedeni dinlemek, özellikle karmaşık sorunları çözmeye çalışırken karar verme hızını artırabilir. Önemli bir problemle boğuşurken bedeninizdeki huzur veya gerginlik sinyallerini takip etmeniz, mantıklı analizlerden çok daha isabetli sonuçlar doğurabilir. 
  • Bedeni dinlediğiniz zamanlarda, ikili ilişkilere daha kolay denge getirebilir ve sınırları daha hızlı çekebilirsiniz. Zihnin onay verdiği durumlarda bedeninizin tepkilerini ölçerek o kişinin gerçekten doğru insan olup olmadığını anlayabilirsiniz. Arkadaşlık ilişkilerinde ise zihnin “Ayıp olur” baskısıyla verdiği kararları, bedeninize bakarak kontrol altına alabilirsiniz.
  • Bedeni dinlemek, bastırılmış duyguları ortaya çıkarmanıza yardımcı olabilir. Yaşanan duyguların izleri bedende görünür hale geldiğinden boyun ağrısı, mide krampları ve uykusuzluk gibi semptomları inceleyerek halının altına süpürdüğünüz gerçeklerle yüzleşebilirsiniz. Böylece ruhunuzun gerçekte neye ihtiyacı olduğunu anlayarak hareket edebilirsiniz.

Bedeninizin sesini dinlemeyi nasıl öğrenirsiniz?

Bedenimizle bağ kurmak, sinir sistemini yatıştırarak fiziksel sağlığı olumlu etkiler. Aynı zamanda bize hayatı daha otantik ve huzurlu yaşama fırsatı sunar. Bu nedenle bedeninize güvenmeyi öğrendiğiniz zaman “mantıklı” olarak adlandırdığınız, fakat size bir türlü aradığınız huzuru vermeyen karar baskısından kurtulmuş olursunuz. Bunu sağlamak ise ilk başta zor görünse de biraz emek ve sabır isteyen bir iştir. Aradaki güven dilini anlamak için atacağınız bazı adımlar bedenin sesini dinlemenizi kolaylaştırabilir:

Önemli anlarda zihni susturun.

Bir karar aşamasındayken ya da önemli bir anın içindeyken, zihin hemen duruma mantıklı açıklamalar getirmeye çalışır. Yaptığı hızlı analizlerle sizi belirli bir düşünceye sabitler. Bunu önlemek için bu tür anlarda zihninizi birkaç dakikalığına susturup bedeninizdeki semptomları izleyin. Örneğin; göğsünüzde sıkışma var mı, kalp atışınız hızlandı mı ya da karnınıza kramp girdi mi yakından bakın. Bu sinyalleri fark ettikten sonra ise durumu hemen mantığa başvurarak etiketlemeye çalışmayın. 

Sessizlik anları yaratın.

Günlük yoğunluğunun getirdiği düşünce gürültüsünü kısmak için her gün sadece 5-10 dakikalık bile olsa sessizlik anları yaratmaya çalışın. Bu aralıkta dijital cihazları, alarma gibi uyaranları ve diğer dikkat dağıtıcıları ortamdan uzaklaştırın. Sadece nefesinize ve bedeninize odaklanarak yaşadığınız tepkileri kontrol edin. 

“Evet-Hayır” pratikleri yapın.

Hayatta bazı şeylere “evet” veya “hayır” diyecek cesareti gösterememek, genellikle kararsızlıktan kaynaklanır. Karar verme zorluğunu ortadan kaldırmak için kendi içinizde belirli senaryolar üzerinden geçerek provalar yapın. Örneğin; istemediğiniz bir şeye “evet” dediğinizi düşünerek bedeninizde ortaya çıkan sinyallere göz atın. Tersi senaryolar için de benzer pratikler yaparak hisleriniz ve beden arası kişisel sözlüğünüzü oluşturun.

Kelimeler yerine hislere odaklanın.

Bazı durumlar karşısında kendinize “İyiyim” diyerek konuyu geçiştirmek yerine bedenin tepkilerine odaklanın. O an bedeniniz ağır, yorgun veya sıkıntılı tepkimeler veriyorsa duygularınızı bu fiziksel gerçeklerle tanımlayın. 

Günlük hayatta veya önemli kararlar alırken bedenin size çok fazla şey anlatmaya çalıştığını göreceksiniz. Kendinize özel bir bedensel sözlük geliştirdikten ve zihin-beden arası kopukluğu giderdikten sonra gerçek iyileşme ve huzurla karşılabilirsiniz.

Kaynak: mindful, tinybuddha

İlginizi çekebilir: Zihin beden farkındalığı: Bedenin sana ne söylüyor?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri ve keyifli rota önerileri

Her ailenin dışarıdan görünmeyen, yalnızca kendine ait küçük yolculuk alışkanlıkları vardır. Aynı playlist, aynı mola noktası, aynı atıştırmalık, aynı yolculuk telaşı… Bu ritüeller bazen gidilen yerden bile daha kıymetlidir. İstanbul’a yakın rotalar ise bu alışkanlıkları en keyifli haliyle yaşatır. Doğru yol arkadaşıyla, alanı, esnekliği ve pratikliğiyle Kangoo Multix gibi bir araçla, bu yolculuklar hem daha konforlu hem de daha özgür bir deneyime dönüşür.



Rota değil ritüel

Bir aile seyahatini özel kılan şey çoğu zaman manzara değildir.

Camın hafif aralanmasıyla içeri dolan rüzgar, arka koltuktan yükselen kahkaha, mola verildiğinde bagajdan çıkarılan atıştırmalıklar… Asıl hatırlanan, bu küçük anların toplamıdır.

Aileler için yolculuk artık yalnızca yeni yerler görmek, keşfetmek değildir. Birlikte geçirilen zamanın kendisidir. Yolculuklar planlanan kadar spontane gelişen, organize olduğu kadar özgür olan bir deneyimdir.

Bu deneyimde araç görünmez ama yolculuğun keyfini belirleyici bir karakterdir. Eşyaları, planları, alışverişleri ve anlık kararları taşıyan güvenli bir alan sunar. Kangoo Multix’in geniş iç hacmi, modüler koltuk düzeni ve kolay erişilen bagaj yapısı, yolculuğu zorlaştırmaz. Aksine aile ritüellerini destekler ve süreci daha akıcı hale getirir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri

Yola çıkış seremonisi

Her yolculuk daha kapıdan çıkmadan önce evin içindeki telaşla başlar. Matara doldurulur, yedek kıyafet yerleştirilir, termos hazırlanır, çocukların ihtiyaçları kontrol edilir.



Bagaj kapağı kapatırken hissedilen o küçük rahatlama, aslında yolculuğun ilk anıdır.

Kangoo Multix’in geniş bagaj hacmi, yolculuk için gerekli eşyaların sığma kaygısını ortadan kaldırır. Aileniz için gerekli olan her şey bagajda yerini bulur. Bu da yola daha hafif bir zihinle çıkmayı mümkün kılar.

Aynı şarkı aynı gülüş





Her ailenin bir yolda dinlemelik müzik listesi vardır. İlk şarkı çaldığında mesafe kısalır, anlar uzar.

Yolculuk boyunca paylaşılan müzik yalnızca bir arka plan değildir. Ortak bir hafızanın parçasıdır.

Kangoo Multix’in ferah kabini ve yüksek görüş açısı, sıkışıklık hissini azaltır ve yolculuğu gerçek bir paylaşım alanına dönüştürür. Böylece araç içinde geçirilen zaman sabırsızlıkla beklenen bir ana dönüşür.

Spontane mola

Haritada işaretlenmemiş bir göl, yol kenarında açmış kır çiçekleri ya da küçük bir köy fırını…

En güzel anlar çoğu zaman planlanmamış olanlardır.

Bagajdan çıkan termos, katlanır sandalye ya da piknik örtüsü birkaç dakikada küçük bir mola alanı yaratır. Kangoo Multix bu anları zahmetsiz hale getirir. Çünkü spontane kararlar pratik çözümlerle desteklendiğinde gerçekten keyifli olur. 

Bagajdan kurulan gün

Varış noktası bazen sadece bir başlangıçtır.

Bagaj açılır, masa kurulur, sandalyeler yerleştirilir, çocuklar koşmaya başlar. Piknik hazırlığı bir aile ritüeline dönüşür.

Kangoo Multix bu noktada yalnızca bir ulaşım aracı değildir. Mobil bir yaşam alanı gibi işlev görür. Ekipman taşımak zorlaşmaz, günün keyfi bölünmez.

İstanbul’a yakın keyifli rotalar

Şile ve Ağva sahil yolu: Gün batımı rotası



Şile’den Ağva’ya uzanan kıvrımlı sahil yolu, yolculuğun kendisini deneyime dönüştürür.

Kerpe ya da Kovanağzı’nda denize girebilir, gün batımında bagajdan piknik örtüsünü çıkararak kısa bir mola verebilirsiniz. Dönüşte aynı playlisti açmak ise yolculuğu tamamlayan küçük ama anlamlı bir detaydır.

Islak havlular, plaj çantaları ve şemsiyeler için geniş alan sunan Kangoo Multix, dönüş karmaşasını ortadan kaldırır.

Polonezköy ve Beykoz orman rotası

İstanbul’dan uzaklaşmadan doğayla temas etmek isteyen aileler için ideal bir kaçamak noktasıdır.

Tabiat parkında yürüyüş yapabilir, beğendiğiniz bir noktada durarak bagajdan katlanır masa çıkarıp kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Renault Kangoo Multix’ in geniş bagaj hacmi sayesinde masa, sandalye ve çocuk ekipmanları rahatça taşınır. Hazırlık süresi kısalır, keyif süresi uzar.

Sapanca Gölü: Sessizlik ve oyun rotası

Sakin, çocuk dostu ve doğayla iç içe bir atmosfer sunar.

Göl kenarında yürüyüş yapabilir, çimlerde oyun oynayabilir ve bagajdan çıkardığınız battaniye ile kısa bir piknik organize edebilirsiniz.

Bisiklet, top ya da oyun ekipmanları için de alan sunan Kangoo Multix, ailece geçirilen zamanı kesintisiz hale getirir.

Kilyos ve Terkos yolu: Plansızın güzelliği

Denizden ormana geçiş hissi sunan bu rota, kısa ama etkili bir kaçamak alternatifi oluşturur.

Rüzgarlı bir tepede fotoğraf çekilme molası verebilir, termostan kahvenizi çıkararak manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Kolay erişilen bagaj yapısı, bu kısa durakları pratik ve zahmetsiz hâle getirir.

Yolculuk birlikte güzeldir

En güzel rota, haritada çizili olan değil; sevdiklerinizle birlikte deneyimlenenlerdir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri, paylaşılan anların hafızasını oluşturur. Bu hafızayı taşıyan şey ise çoğu zaman arka planda duran ama her detayı mümkün kılan bir yol arkadaşıdır.

Kangoo Multix alanı, esnekliği ve pratikliğiyle hem aile yaşamına hem de yeni nesil girişimcilerin temposuna uyum sağlar. Çünkü yolculuk yalnızca varış değildir. Birlikte geçirilen zamandır.

*Bu yazı Renault katkılarıyla hazırlanmıştır. 



Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.





i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale