X

Zihin kontrolüyle akışı değiştirmek mümkün mü?

Bu yazı için anlatmak istediklerimi tam olarak yansıtabilecek bir başlık bulmam yaklaşık yarım saatimi aldı. Başlığı okuduğunuzda aklınıza Matrix filminden bir sahne gelmiş olabilir (izleyenler mutlaka hatırlayacaktır). Kaşığın büküldüğü fakat bu görüntünün aslında gerçekliği değil de, Matrix’te bir yanılsamayı yansıttığı sahne aklınızdadır. İşte bugün bu yazımda sizinle birlikte zihnimizin derinliklerine, yani hayatımızın ağına, zamanımızın akışına yansıttığımız, gerçekliğine inandığımız şeylere odaklanalım istiyorum.

Bazı sabahlar uyandığımızda tüm gece uyumuş olmamıza rağmen kendimizi yorgun hissederiz. Yataktan kalkacak gücü kendimizde bulamayız. Kalbimizin bizi götüreceği bir iş, bir yer, bizi hayata bağlayan bir gerçeklik yoktur. Zihnimiz değersiz olduğumuzu, işe yaramadığımızı ve hatta bu sabahın da diğer sabahlar gibi, yani sıradan bir sabah olduğunu fısıldamaktadır. Gereksiz, amaçsız, farksız bir sabaha daha uyanmışızdır sadece. Ne kalbimizin çarptığı bir hedefimiz vardır ne de hayata değer katabileceğimize dair inancımız… Bu sabahları hepimiz deneyimlemişizdir.

Peki, aynı sabaha yeniden ve tam enerji ile uyandığımızı hayal edelim şimdi de. Gözlerimizi açtığımız o ilk an şükür ettiğimizi, hemen yataktan fırladığımızı, ılık bir duş alarak sabah meditasyonumuza gittiğimizi düşünelim. Tertemiz kıyafetlerimizi giyip işimizin başına heyecanla geçtiğimizi… O sabaha sevdiklerimizi uyandırma şansına eriştiğimiz için bir kez daha şükür ettiğimizi… Sonra tüm gün boyunca iletişimde olduğumuz herkese en yüksek düşüncelerle yardımcı olduğumuzu… Tüm gün çalışsak bile enerjimizin bir işe yaramanın güzelliği ile asla tükenmediğini… Yani zihnimizde dönen kelimelerin “Çok şanslıyım, mükemmel bir hayatım var, insanlara ve insanlığa yardımcı olmak için bu dünyadayım” gibi son derece pozitif mesajlarla dolu olduğunu…

Bunu hepimiz yaşamışızdır; bazı insanların yanında kendimizi daha enerjik, daha neşeli hissederiz. Bu insanların zihinlerine odaklandığımızda pozitif gücü katlayarak büyüttüklerine, kendiliğinden akan pozitif bir auraya sahip olduklarına tanıklık ederiz.

Bakın sevgili Jose Silva ve Philip Miele Zihin Kontrolü Da Silva Metodu isimli eserde bu durumu nasıl özetliyorlar:

“Çoğu insan bir kanser hücresini insanın bedenine sinsice sokulan çirkin, kötü ve uğursuz bir şey olarak görür ve gücünden korkar. Sanki bir kez harekete geçti mi bedenimizin yapabileceği bir şey olamazmış gibi. Oysa bir kanser hücresi sadece aklını yitirmiş normal bir hücredir. Aslında çok aptal bir hücredir, çoğu zaman o kadar hızlı çoğalır ki etrafındaki kan yollarını bile tıkayarak kendi kendini öldürür. Aynı zamanda zayıf bir hücredir. Onu kesip alabilirsiniz, üzerine radyasyon ya da kemoterapi uygulayabilirsiniz ve bir kez hastalandı mı bir daha iyileşemez, ölür.

Bir de sağlıklı hücreyi düşünün. Örneğin parmağınızı kestiğinizde üzerine bir yara bandı yapıştırmanız yeterlidir; sağlıklı bir hücre kendi kendini iyileştirecektir. Normal dokuların kendilerini onarabildiklerini biliyoruz. Sağlıklı hücreler kendi kan damarlarının önünü tıkamazlar. Hastalıklara korkularımızla yüklediğimiz gücü ve korkularımızla zihnimizde canlanan görüntüleri bir kez daha gözden geçirmemiz gerektiğine inanıyorum.”

İşte zihnimizi, gerçekliğimizi, düşüncelerimizi kontrol etmek de bu örnekte geçen kendi önünü tıkayan kanser hücresinin seçimlerine benzemektedir. Olumsuzlukları, korkuları, başarısızlıkları büyüten bir zihne sahip olduğumuzda, akış daha fazla olumsuzluğu bize getirir. Her anda olmayanı, eksik olanı, başarısızlığı görmek zihnimizin gerçeği olur. Buna karşın hepimiz zihnimizi iyiye, pozitif olana odaklamak üzere eğitebiliriz, akışın bize getirdiği hediyeleri her an görmeye odaklanabiliriz.

Ve evet, zihnimizi kontrol ederek bugün hayatımızın akışını değiştirmek mümkün!

İlginizi çekebilir: Hayat sanatı 10: Hayatın ipuçlarını yakalayabilmek

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale