X

Zeigarnik etkisi nedir? İş yaşamında nasıl ve nerede kullanılır?

Zeigarnik etkisi

Zaman akıp gidiyordu…

Efsaneye göre yeryüzünde ilk insanların yaşadığı yer Mu kıtasıydı. Asya ve Amerika kıtaları arasında yer alan Mu, kuzeyden güneye 3000 mil, doğudan batıya 5000 mil kadar uzanan, üç kara parçasından oluşan büyük bir kıtaydı.

İnanışa göre kayıp kıta Mu’nun çocuklarının çok özel yetenekleri vardı. Nesneleri havaya kaldırabiliyor, piramitler gibi bir çok yapının inşasını akıl almaz şekilde yapabiliyorlardı. Muazzam bir mimari söz konusuydu. İnce işçilikleriyle harika köprüler, mabetler yapmışlar, yaşadıkları yerleri akıl almaz ölçüde süslemişlerdi. Yüksek bir kültür ve anlaşılamayan yetenekleriyle yaşamlarına devam ediyorlardı.

Ve bundan yaklaşık 12.000 yıl önce bir gün; bütün uygarlık, çok büyük bir sesle sarsıldı. Çığlıklar her tarafı sarmıştı. Büyük bir patlama sesi duyuldu. Bütün gözler tek bir yere bakıyordu. Anlatılanlar gerçek miydi yoksa?

Aslında patlama sesinden bahsetmişken değerli okurlar, bu noktaya değinmeden de geçemeyeceğim. Bildiğiniz gibi iş hayatında yaşanan öfke patlamaları, son dönemlerde oldukça artış gösteriyor. Huzurun olmadığı ve psikolojik tacizin yer aldığı işyerlerinde kontrol edilemeyen öfke patlamaları yüzünden, çalışan psikolojileri bozuluyor ve iş gücünün verimi düşüyor.

Yazdıklarımda sanki atlamalar oldu, bir şeyler eksik kaldı değil mi? Mu’ya ne oldu diye merak edenleriniz var mı? Başka bir konuya geçtim ama aklınız hala kayıp kıta Mu’ya ne olduğunda mı? İşte ‘’Zeigarnik Etkisi’’

Rus Bluma Zeigarnik’in (1901-1988) keşfettiği bu etkiye göre sonlandırılmamış işler, zihni meşgul eder. İş bitince zihnin meşguliyeti biter ve rahatlar. O dönemde, yani 1920’lerin ortalarında bir grup psikolog, Berlin Üniversitesi’nin restoranına gider. Kalabalık grup, siparişlerini verir. Siparişi, tek bir garson alır. Ancak hiç bir siparişi kaydetmez. Grup, yemeklerini yer ve restorandan çıkar. Daha sonra gruptan bir psikolog, geri dönerek, aynı garsonu bulur ve bunca siparişi aklında nasıl tuttuğunu sorar. Garson, üniversitenin onca kalabalık restoranındaki değil biraz evvel aldığı siparişi, psikologlardan oluşan grubu bile hatırlamamaktadır. Garsonun psikologa söylediği tek şey, siparişleri aklına yazıp yemeklerin ilgili kişilere ulaştırılmasını sağladıktan sonra siparişleri aklından sildiğidir.

İş hayatında özellikle satış taktiklerinde bu etki oldukça yaygın kullanılmaktadır. İnsan kaynakları departmanları ise, çalışanların motive olması ve işe yönelmesi için böyle keyifli yöntemleri sıklıkla kullanır. Elbette amaç çalışanın sadece işini yapması ve Zeigarnik’in etkilendiği garson gibi; yalnızca işini bitirmesi değil. İnsan kaynakları profesyonel iş hayatında, hem yemeklerin iyi bir servisle sunulmasını hem de çalışanın bunun keyfini yaşamasını hedefler. Aynı zamanda bazı işleri yarım bırakarak beynin ona yönelmesini ve tamamlamak için gayret göstermesini de bir çalışma taktiği olarak kullanabilir. Böylece çalışanlar güdülenerek zamanı doğru kullanabilir ve başarıya daha kolay ulaşabilir.

Bu arada Kayıp Kıta Mu’nun hikayesini merak ediyor musunuz? Doğal felaket sonucu büyük gaz kütlelerinin patlamasıyla Pasifik Okyanusu’na gömüldüğü  söylenir. Hala tam olarak kanıtlanan bir bulgu ya da bir açıklama yoktur. İşte bu yüzden ilgimizi çekmeye devam etmektedir. Tıpkı en heyecanlı yerinde biten diziler, yarım kalan aşklar, en önemli konuya gelince mola verilen konferanslar, yarım kalan işlerin aklımızı sürekli meşgul etmesi gibi.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız. tıklayınız. 

Saygı Günenç: Bir işletmenin en önemli kaynağı "insan" dır. Uzun yıllar yöneticilik yaptıktan sonra , insanların mutluluklarını, hüzünlerini, heyecanlarını, başarılarını paylaşabilmenin güzelliğiyle, vizyonumu bu kaynağa daha yakın bir meslekte oluşturdum. "Bu dünyadan aldığının karşılığını yerine koymak her insanın zorunluluğudur." der Albert Einstein. Bu felsefeyle hareket ediyor, yazılarımla bir nebze insanların ruhlarına dokunmaya çalışıyorum. Mesleğimi seviyorum, çünkü insanları seviyorum. Tarihi yerleri gezmeyi, büyüleyici doğayı izlemeyi, denizi çok seviyorum. Binicilik, kayak, su sporlarını yapmaktan mutlu oluyorum. Okumaktan keyif alıyor, bu farklı kapıları açan dünyada uzun süre vakit geçiriyorum. Gözümün nuru blogumda emek harcamanın keyfini çıkarıyor ve paylaşmanın ayrıcalığını yaşıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale