X

Zamanınızı kaybetmeyin: Hayatın hep “bir daha bunu yapmayacağım”lar ile geçmesi

Bir şeyleri kâğıda dökmek için hep bir yolculuğa çıkmak ister insan, özellikle hayallerdeki tren yolculuğudur bu… Ne de olsa onca okuduğumuz hikayelerde, filmlerde hep öyle olmuştur. Ama o yolculuğa ya hiç çıkmayız ya da çıktığımızda uyuklamayı tercih ederiz. Hayatı da aynı bir yolculuğa çıkmayı beklediğimiz an gibi bekleriz. O an gelecektir ve düşündüğümüz her şey gerçekleşecektir. Ne yazık ki hiç de öyle olmaz. O an ya bize hiç gelmez ya da geldiğinde yine bir sonraki zamana öteleriz.

Yazma isteği gibi…
Uykunun dağıldığı gecenin bir yarısında akla gelen birtakım düşünceler gibi…
Sabah olsun hemen bunları bir kâğıda karalayacağım diye düşünürken tekrar uykuya teslim olduğunda…
Sabah olduğunda ne o düşünce kalmıştır ne de o ilham.
Bu çokça defa tekrar eder.
Aynı hayattaki sistematik olarak alınan ve işleve koyulamayan kararlar gibi.
Ne zaman ki en olmadık yerde gelen yazma isteğimi kâğıda dökmeye başladım, işte o zaman kendimi de bulmaya başlamıştım.
Tıpkı acelesiz yapılan yolculuklar gibi…
Tıpkı anı yaşamak, zamanı yakasından yakalamak gibi…

Tabii tüm bunları bir türlü beceremeyiz ve hiçbir zaman sonu gelmeyen girişimlerimiz, planlarımız üzerimizde değişik bir huzursuzluk yaratır. Sonra hayat hep “bir daha bunu yapmayacağım”lar ile devam eder ve sen hep bir daha aynılarını tekrar tekrar yaparsın. Yazdığın, çizdiğin, planladığın yaşamı yakalayamazsın ve kaybedersin zamanı. Geçmişin içinde bulursun kendini, kurduğun hayalleri hatırlarsın, olmadığını gördüğünde anlarsın ki o zaman da kaybetmiştin zamanı. Hiçbir şeyin tasarladığın gibi gitmediği gerçeği ile yüzleştiğinde kaygılanırsın. Kaygın çoğaldıkça hepsi gözünde büyürken, sen küçücük kalırsın.

Bir an ölüm aklına gelir, neyin kaygısı bu diye düşünürsün ve yaşantını küçümsersin. Etrafında koşturup duran, yaşantısına tamamen uyum sağlamış insanlar seni öfkelendirir. Boşluğun gitgide artar, anlamsızlaşır her şey, ait olamazsın bir yere.
Oradan buradan çok duyarsın üç günlük dünya dediklerini. Bu defa ise anı yaşama kaygın başlar. Dün, bugün ve yarın… Her zaman yaşamının ikinci gününde olduğunun farkına varırsın. Kısa vadede maksimum fayda sağlamak istersin. Meselenin “farkında olmak”“ ve o “an”ı anlayabilmek olduğunu kavramaya başlarsın.

Nefes alıp verilen her saniyeyi duyumsamak…
Yani kendinden habersiz nefes almamak…
Yaşamın tüm detaylarından keyif almak…
Her duyguyu doya doya yaşamak…
Aşık olmak…
Yalın kalmak…
Sevgiyi en derin haliyle hissetmek, hissettirmek…

Yaşadığın şey acı ise onu da sonuna kadar yaşamaktır. Hep acılarımızı örtbas etmekten doğmaz mı zaten diğer yıkımlarımız da?
Zihnimizin kontrolü tamamen kendi elimizde, düşüncelerimizi engellemeden, gelip geçmesine izin vermektir.
Ne geriye sarmak ne de ileriye gitmek, tüm beden ve ruhumuzun o zamana ait olmasıdır.
Salt o andaki haz ile yetinmeyi öğrenmektir.
Başkalarına da bu anı yaşadığımı ispatlamak düşüncesinde boğulmamaktır.
Her aklına eseni yapmak değil, o an yapman gerekenleri o anda kalarak en doğru şekilde yapmaktır.
Geçmişe sıkı sıkı sarıldığın kollarını serbest bırakmaktır.
Geleceğin belirsizliğinden endişelenmeyi bir kenara koyabilmektir.
Üzerindeki o kara bulutları, korkuları, zaafları, üzüntünü baskılamadan, gözyaşlarını saklamadan, yargılamadan kabul etmek, kendinle yüzleşmekten ibarettir.

İlginizi çekebilir: Anın tadını çıkarmayı seçin: İçsel bunalıma karşı koymanın yolları

Şule Yıldırım: Ortaokulda diğer okullarla yapılan kompozisyon yarışmasında ödül aldığımdan beri yazmanın büyüsünü içimde hissediyorum. İnsan/topluma olan ilgim sayesinde Sosyoloji bölümünden mezun olmam yaşama dair inanılmaz farklılıklara, alışılmışın ötesine geçmeme, olay ve olgulara en tepeden bakmamı sağladı. Hissettiğim, gördüğüm, aklıma esen ne varsa yazmam beni Uplifers ile buluşturdu.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale