X

Zamana yetişemeyenlere bir sır: Sizden öte yar yok

“Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı…”
Şems-i Tebrizi

Bu yazıda geçmişe yönelik sözler olmayacak. Bu yazıda sizleri “Neredesiniz? Burada mısınız?” diye yoran cümleler de olmayacak. Bu yazıda sadece hayat olsun istiyorum bugün. Dünü ve yarını düşünmeden, bu an, şimdi, hemen olsun istiyorum. O yüzden sizinle birlikte bu yazı boyunca hep beraber bu anda kalacağız. Siz bu yazıyı okuduğunuz an benim için geçmiş olacak fakat sizler için halen an yaşanmaya devam edecek! İşte bu kadarı bile buna değer…

Gelelim an konusuna. Şu anda bu yazıyı okurken aklınızdan hangi fikirler, hangi planlar, hangi işler geçiyor? Hemen tahmin edeyim: “Evi temizlemem lazım, markete gitmem lazım, çocukları doyurmam lazım, yemek pişirmem lazım, toplantıya yetişmem lazım, yarına planlama yapmam lazım, haftasonuna program yapmam lazım…” Evet, lazım, hayatımızda ne yazık ki bu an her şey lazım…

Şimdi bu yazımı okurken arkanıza yaslanmanızı ve derin bir nefes almanızı istiyorum sizden. Şu an bu yazı bittiğinde hayatımızın biteceğini bilseydik, şu an, yani olduğumuz bu anda ne düşünürdük? Lazım olanları mı, yaşadığımız hayatın güzelliğini mi veya bu dünyaya hangi noktada veda etmekte olduğumuzu mu? Gerçekten bu akış ile yüzleşseydik aklımızdaki ne olurdu? Ne olurdu o çok “lazım” olan hafta sonu planlarına, ne olurdu o çok lazım olan koşuşturmaya, yetişmeye, telaşa, yoğunluğa?

Hayatımın bir döneminde yaşadığım bazı yoğun üzüntülerden sonra uzun süre kendi kendime kalma imkanı bulmuştum. Bir gün boyunca sabah elime bir kitap alıyor ve gün boyunca başka neredeyse hiçbir şeyi düşünmeden, yorulmadan, yetiştirmeye çalışmadan (hafta sonularımda) o kitaba odaklanarak aynı gün içerisinde kitabı bitiriyordum… Bu, hafta sonunu iple çekmeme sebep olacak bir anlayış olmuştu. Daha önceleri beni oradan oraya sürükleyen hayat, adeta beni ıssız bir kıyıya atıp bir sürü kitabı da yanıma vermişti!

Çokça düşündüğüm bu zamanlardan sonra, yani bu sakinliğe kavuştuğumda, ne yetişmeye çalıştığım mekanlar, ne memnun etmeye çalıştığım insanlar, ne de “Eğleniyorum, evet” dediğim zamanlarda bile içimi kaplayan yorgunluk hissi kalmadığında, ne geçmişi, ne geleceği, ne sonrayı kendime dert edinir olduğumu gördüm. Gördüm ki o an sadece o andır; yarına üzülerek bugünü, bu sakinliği, bu oluşu, bu zamanı, biz bu “yaşanmaz”, “yetişilmez”, “yakalanamaz”, “her ne yaparsak yapalım yeterli olamadığımız” hale getirmekteyiz…

Buna gerek var mıdır? Hayatımızı gerçekten bu kadar yorucu, bu kadar üst üste, bu kadar çok fazla, bu kadar “Her şeyi yaptım” diye başkalarına göstermek üzere yaşamaya gerek var mıdır? Hayat ben değil midir, an değil midir? Yarına, ondan önceye, daha sonraya, bugün olmayan her şeye üzülmeye ve hatta bugün olmayanlar için bir de bu hayata kırılmaya gerçekten gerek var mıdır?

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız kendinize bakmanızı dilerim. Hayata yetişemiyor musunuz? Bugün yapamadıklarım diye bir listeniz mi var? Ya bugün o son gün olsaydı? O listeyi yırtıp da bir kenara atmaz mıydınız? Ben olarak geldiğimiz ve ben olarak gideceğimiz bu hayatta benden başka neye bakmaktasınız, o diğerlerinin takdir etmesi mi önemli sizin için, o diğerlerinin hoş görmesi mi önemli, o diğerlerinin uygun görmesi mi önemli? Ben bir sır vereyim, sizden öte yar yok!

İlginizi çekebilir: Hayat her daim iyi olanı verir: İyiyi görebilmek için doğru yerden bakabilmek

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale