Tükenmişlik denildiğinde çoğu zaman belirgin duygusal çöküşler, günlük yaşamın sürdürülemez hâle gelmesi veya işten ani istifa kararları akla gelmektedir. Oysa klinik pratikte sıklıkla karşılaşılan tablo, bu klasik tanımın dışında kalmaktadır.
Fonksiyonel Tükenmişlikte kişi çalışmaya devam eder, sorumluluklarını yerine getirir ve dışarıdan bakıldığında tüm bunlarla “iyi baş ediyor” izlenimi yaratır.
Ancak bu kişilerin iç dünyalarında sessizce ilerleyen yorgunluk, boşluk ve kopukluk yer almaktadır.
Bunu şuna benzetebilirim; Dışarıdan bakıldığında düzenli çalışan bir sistem gibi görünürken, yakıt göstergesi çoktan kırmızıya düşmüştür. Motor hâlâ çalışır, fakat iç kaynaklar giderek tükenmektedir.
Bu tablo, literatürde yüksek işlevli tükenmişlik (high-functioning burnout) olarak adlandırılmaktadır.
Yüksek işlevli tükenmişlik nedir?
Yüksek performans beklentisinin, kronik stresin ve sürekli üretken olma zorunluluğunun hâkim olduğu iş ve yaşam koşullarında giderek daha sık gözlenen klinik bir örüntüdür. Bu durumda birey, dış dünyaya karşı işlevselliğini sürdürürken; içsel kaynakları tükenmiştir. Bu kişiler düzenli olarak işe giden, zamanında işini teslim eden, toplantılarda gülümseyen insanlardır. Tüm bunları ‘’pil bitmek üzeredeyken’’, henüz kendi de farkında olmadan sürdüren kişilerdir. Elbette bu döngü içinde zamanla bedenin doğal enerjisi yetmemeye başlar ve bedenin ritmine uyumlanmak için türlü alışkanlıklar geliştirir; Kafein, şeker ya da benzeri uyarıcılar günü sürdürebilmenin aracı hâline gelir. Kişi, dinlenmek, toparlanmak ya da yavaşlamak yerine, uyanık kalmak ve performansı korumayı önceliklendirir. Bu davranışlar çok uzun süre kendini tutarak ayakta kalmaya çalışmaktan kaynaklanır.
‘’Dışarıdan Güçlü, İçeride Yorgun’’ olan bu kişiler çoğu zaman işlerini aksatmaz; hatta performans açısından çevrelerinden olumlu geri bildirim almaya devam ederler. Du durum yaşanan tükenmişliğin fark edilmesini de geciktirmektedir.
Peki fonksiyonel tükenmişliği klasik tükenmişlikten ayıran nedir?
Ayırt edici nokta: Dayanıklılık değil, aşırı uyum
Yüksek işlevli tükenmişliği klasik tükenmişlikten ayıran temel özellik, işlevselliğin devam ediyor olmasıdır. Ancak klinik açıdan bu durum, sağlıklı bir dayanıklılıktan çok aşırı uyumlanma örüntüsüne işaret eder.
Birey, bedensel ve duygusal sinyalleri bastırarak üretmeye devam eder. Kısa vadede bu durum “baş etme” gibi algılansa da, uzun vadede sinir sistemi üzerinde ciddi bir yük oluşturur. Duygusal kopukluk, psikosomatik belirtiler ve motivasyon kaybı zamanla daha belirgin hâle gelir.
Yüksek işlevli tükenmişlikte kendini değerlendirmek için farkındalık soruları
Hazırladığım sorular tanı koymak amacıyla değil; kişinin kendi içsel durumunu daha yakından gözlemleyebilmesi içindir. Özellikle yüksek işlevli tükenmişlik yaşayan bireylerde bu sorulara verilen yanıtlar, bastırılmış sinyalleri fark etmeyi, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi ve tükenmişliği nasıl yönettiğine dair önemli ipuçlarını kolaylaştırabilir.
Yorulduğumu ilk ne zaman fark ediyorum?
Bedenim mi bunu söylüyor, yoksa artık yapamaz hâle geldiğimde mi fark ediyorum?
“Şu bitsin, sonra…” dediğim şeyler ne kadar zamandır bitmiyor?
Yardım istemek benim için neden zor? Bu zorlanma neyle ilişkili olabilir?
Durursam ne olacağından korkuyorum?
Başarı olmazsa, ben kim olurum?
En son ne zaman hiçbir şeyi düzeltmeye çalışmadan, sadece orada oldum?
Bugün bir şeyi daha iyi yapmak yerine, bir şeyi daha az zorlayarak yapabilir miyim?
Yüksek işlevli tükenmişlikte sinir sistemi temelli düzenleme ve destekleyici adımlar
Yüksek işlevli tükenmişlikte temel sorun yalnızca zihinsel yorgunluk değil; sinir sisteminin uzun süreli stres altında regülasyon kapasitesinin zorlanmış olmasıdır. Bu nedenle müdahaleler, yalnızca bilişsel düzeyde değil; bedensel ve ilişkisel düzeylerde de ele alınmalıdır.
Sinir sistemini regüle et
Topraklama egzersizleri, derin ve ritmik nefes çalışmaları, vagus siniri uyarımını hedefleyen somatik teknikler; sinir sisteminin tehdit modundan çıkmasına destek olabilir. Kısa, uygulanabilir ve bedeni merkeze alan somatik egzersizler, özellikle donakalma ve aşırı uyarılma hâllerinde regülasyonu kolaylaştırır.
Küçük ve yönetilebilir adımlar belirle
Yapılacak işleri daha küçük, somut ve ulaşılabilir parçalara bölmek; sinir sisteminin “bunalmışlık” algısını azaltır. Amaç, mükemmel yapmak değil; sürdürülebilir biçimde ilerleyebilmektir.
Bedeni nazikçe hareket ettir
Zorlayıcı olmayan, ritmik ve yavaş fiziksel aktiviteler (hafif yürüyüşler, esneme, bedensel farkındalık çalışmaları) bedeni donakalma hâlinden çıkarmaya yardımcı olur. Kilit nokta performans değil; bedensel temas ve güven hissidir.
Travma duyarlı psikolojik destek
Şema terapi ya da somatik yönelimli terapi yaklaşımları; yüksek işlevli tükenmişliğin altında yatan kronik stresi, baş etme örüntülerini ve erken dönem deneyimleri çalışmada etkili olabilir.
İlişkisel bağları güçlendir
Güvenli ve destekleyici ilişkiler, sinir sistemi regülasyonunun en güçlü dış kaynaklarından biridir. Yargılanmadan görülmek, duyulmak ve desteklenmek; güven ve emniyet hissinin yeniden inşa edilmesine katkı sağlar.
Eğer bu satırları okurken “ben de böyle hissediyorum ve devam ediyorum” düşüncesi sende bir karşılık bulduysa, bunu hafife alma. Bu, bedenin ve ruhunun duyulmayı bekleyen bir sinyalidir. Unutma ki; Yüksek işlevli tükenmişlik gürültülü biçimde ortaya çıkmaz. Daha çok sessizce ilerler ve sen fark etmeden yaşamının içine yerleşir.
İlginizi çekebilir: Fedakarlık şeması nedir? Belirtileri, nedenleri ve ilişkilerdeki etkisi