X

Yüksek işlevli depresyon nedir?

Yüksek işlevli depresyon, dışarıdan bakıldığı zaman her şey yolundaymış gibi görünen ama kişinin iç dünyasında depresif semptomlarla boğuştuğu depresyon türü olarak tanımlanıyor. Alışılagelmiş depresyondan farklı olarak, bu rahatsızlığa sahip bireyler günlük işlerini ve sorumluluklarını yerine getirebiliyorlar. Örneğin, işe gidiyorlar ve sosyalleşiyorlar fakat tüm bu eylemleri büyük bir duygusal yük ve otomasyon hissiyle gerçekleştiriyorlar. Bu yazımızda, kronikleşebilen yüksek işlevli depresyonun belirtilerini, nedenlerini ve bu rahatsızlıkla mücadele yöntemlerini sizler için kaleme aldık.

Önemli not: Bu yazıda yer verilen tüm bilgi ve öneriler bilimsel destekli makaleler baz alınarak, genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup herhangi bir uzman tavsiyesi içermemektedir. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurun.

Yüksek işlevli depresyonun belirtileri nelerdir?

Distimi ve kalıcı depresif bozukluk olarak da bilinen yüksek işlevli depresyon, klasik depresyonla aynı belirtilere sahip. Bir diğer yandan, bu depresyon türünü deneyimleyen kişiler gündelik hayatlarına devam edebildikleri için bu belirtileri tespit etmek bazen zor olabiliyor. Kısacası, bu depresyon türünün belirtileri kişi tarafından etkili bir şekilde maskelenebiliyor.

Yüksek işlevli depresyon, sürekli yorgun hissetmeye yol açıyor; bu rahatsızlık, uyumayla geçmeyen ruhsal bir bitkinlik halini doğuruyor. Bununla birlikte, bu depresyona sahip bireyler eskiden keyif aldıkları aktivitelerden uzaklaşıyorlar ve kendilerini yetersiz hissediyorlar. İştah kaybı veya aşırı tüketime de neden olabilen bu depresyon, kişinin dışarıya gülümserken iç dünyasında geçmeyen melankoli deneyimlemesine sebep oluyor.

Düşük öz güven, odaklanma zorluğu ve karar verme konusunda sıkıntı yaşama da bu depresyonun belirtileri arasında bulunuyor. Ayrıca, bu depresyonun gelecek hakkında negatif düşünceler geliştirilmesine neden olabildiğini de belirtmek istiyoruz.

Yüksek işlevli depresyon neden gelişir?

Yüksek işlevli depresyon, biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerden ötürü deneyimlenebiliyor:

  • Biyolojik faktörler: Vücuttaki serotonin, dopamin ve norepinefrin seviyeleri düşüşe geçtiğinde beynin keyif alma sinyali üretme kabiliyeti hasar alıyor. Bu durum da kişinin fiziksel olarak hareket etmesine ama içinde bulunduğu hayattan keyif alamamasına yol açıyor. Bununla birlikte, ailesinde depresyon vakası bulunan kişiler de bu rahatsızlığı geliştirebiliyor.
  • Psikolojik faktörler: Çok sert bir iç sese sahip bireylerde yüksek işlevli depresyon ortaya çıkabiliyor. En iyisini yapmazsa sevilmeyeceğini ve saygı görmeyeceğini düşünen mükemmeliyetçi insanlar, bu depresyon türünü deneyimleyebiliyor. Buna ek olarak, her daim başarısız olmaktan korkan ve öz saygı seviyesi düşük olan kişiler de bu depresyona yakalanabiliyor.
  • Çevresel faktörler: Etrafta bulunan her şey, bu depresyon türünü besleyebiliyor. Acıyı meşrulaştırmayan ‘’Haline şükret, şikayet etme.’’ ve ‘’Güçlü olmak zorundasın.’’ gibi toplumsal öğretiler, bu depresyona yol açabiliyor. Bununla birlikte, sosyal destek eksikliği, eski travmalar ve stresli hayat akışı da çevresel faktörler arasında yer alıyor.
  • Diğer faktörler: Alkol ve madde bağımlılığı, kronik hastalıklar ve uyku bozuklukları da yüksek işlevli depresyona neden olabiliyor. Hatta, bu faktörlerin depresyonun hem sebebi hem de sonucu olduğunu söyleyebiliriz.

Yüksek işlevli depresyonla nasıl mücadele edilir?

Yüksek işlevli depresyonu tespit etmek çok zor olsa da bu rahatsızlığın varlığı fark edildiği an ilk adımı atmak büyük bir önem taşıyor. Bir psikolog ve psikiyatristten profesyonel destek almak en önemli adım olarak karşımıza çıkıyor.

Profesyonel desteğe ek olarak, duygu ve düşünceleri güvenilen insanlarla paylaşmak da etkili bir strateji. Yalnızlık ve gizlilik depresyonu beslediği için güvenli sosyal alanlar oluşturmak büyük bir önem taşıyor.

Enerjiyi yükseltebilecek yaşam tarzı değişiklikleri yapmak da yüksek işlevli depresyonla mücadele sürecinde öne çıkıyor. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, hobilerle ilgilenme ve yeteri kadar uyuma bu süreçte iyileştirici olabiliyor.

Son olarak, pozitif bir bakış açısı geliştirmeye yardımcı olan mindfulness pratikleri, meditasyon ve nefes çalışmaları da yüksek işlevli depresyonla başa çıkmayı destekliyor. Bu eylemlere ek olarak, wellness günlüğü tutmak da duygu ve düşünceleri anlamlandırmayı sağlayabiliyor.

Eğer yüksek işlevli depresyon yaşadığınızı veya bir yakınınızın bu duruma sahip olduğunu düşünüyorsanız hiç vakit kaybetmeden bir sağlık profesyoneline danışmanızı öneriyoruz.

Önemli not: Bu yazıda yer verilen tüm bilgi ve öneriler bilimsel destekli makaleler baz alınarak, genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup herhangi bir uzman tavsiyesi içermemektedir. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurun.

İlginizi çekebilir: Depresyon türleri ve onları tanıma yolları

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale